Cumartesi , Temmuz 21 2018

10 Ağustos Demokrasi Bayramı olacak


‘Şer bildiğiniz şeylerde hayır vardır’ sık kullandığımız bir deyim.

 

Sabih Kanadoğlu’nun 367 safsatası, arkasından Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı 

seçiminin ilk turunun AYM’nin ucube 367 kararıyla iptal edilmesi toplumun büyük 

kesimini öfkelendiren şer bir olay olarak görülmüştü.

 

Göz göre göre Anayasa ve İçtüzük hükümlerinin ihlali kabul edilemez bir durumdu. 

Bu defa hukuku ayaklar altına alan yargı organıydı. 

 

Ak Parti iktidarı yargı vesayetini kabul etmedi. Hodri meydan dedi. Erken seçim 

sonucu Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olurken, bundan böyle Cumhurbaşkanının halk 

tarafından doğrudan seçilmesine dair Anayasa değişikliğine milletimiz onay verdi ve 

bugünlere geldik.

 

Şer zannettiğimiz gelişmelerden nasıl hayırlı bir sonuç çıktığını şimdi daha iyi 

anlıyoruz. 10 Ağustos tarihi bir dönüm noktası olacak. Tarihimizde ilk defa Cumhur 

başkanını halkımız doğrudan seçecek. Söz milletin. Mühür millette.

 

Bu tarihi seçimin sonucunu milletin kararı belirleyecek. 

Adayların tehdit edildiği, Meclis’in kuşatıldığı, milletvekillerinin baskı altına alındığı 

dönemler geride kaldı çok şükür.

 

10 Ağustos, doğrudan demokrasinin ilk uygulaması ile halkın onayladığı liderin 

Cumhurbaşkanı olduğu tarihi bir gün olacak. 23 Nisan gibi, 29 Ekim gibi, 30 Ağustos 

gibi.

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir düsturunun gerçek anlamda hayata geçtiği, 

vesayetin son bulduğu tarih olacak 10 Ağustos.

 

Halkımız 1994 yılında İstanbul’a Şehr-i Emin olarak görevlendirdiği, emanetine sahip 

çıkınca Başbakanlık görevine terfi ettirdiği ve 12 yıldır her girdiği seçimden zaferle 

çıkmasını sağladığı Başbakanını şimdi Cumhurbaşkanı yapmak üzere seferber olmuş 

durumda. 

 

Ak Parti’nin görkemli bir törenle adaylığını ilan ettiği Recep Tayyip Erdoğan 

elbette herkesten çok Cumhurbaşkanlığı makamına layık, o makamı hakketmiş 

siyasetin içinden gelen bir lider. Kamuoyu yoklamalarına göre ilk turda seçilme 

şansı olan bir aday. Buna rağmen Erdoğan, darbe dönemleri siyasetçilerinin 

yaptığı gibi ‘Cumhurbaşkanı seçildiğim zaman’ demedi, ‘milletim takdir eder 

bu görevi tevdi ederse’ diyerek, halkın iradesine verdiği önemi duyduğu saygıyı 

adaylığının açıklandığı ilk konuşmasında ifade etti. Bir kez daha söz, yetki ve mühür 

milletimizdedir diyerek, kendisine diktatör diyenlere demokrasi dersi verdi. Kendisine 

oy veren vermeyen herkesi kucaklayan bir Cumhurbaşkanı olacağı sözünü verdi.

 

Muhalefet cephesinin “siyasete bulaşmamış” çatı aday açıklamasına karşın, tam 

da çekirdekten siyasetin içinden gelen, halkına hesap vere vere yükselen Genel 

Başkanını aday göstermekle Ak Parti demokrasiye inancını, halkına güvenini bir kez 

daha ispatlamış oluyor.

 

CHP-MHP ittifakının “siyasete bulaşmamış” vasfıyla adaylarını tanıtmaları, 

demokrasiye güvenle bakmadıklarını, siyaseti sorunların çözüm mekanizması olarak 

görmediklerini gösteren olumsuz bir yaklaşım olarak zihinlere kazındı bile. Siyasete 

bulaşılmaması gerekiyorsa neden siyaset yapıyorsunuz diye sormazlar mı? 

 

Cumhurbaşkanlığı seçimi, seçim sonucu fiili olarak yarı başkanlık sistemine geçilmesi 

konusunda söylenecek ve tartışılacak çok şey olabilir. Ama bugün için üzerinde 

durulması gereken en önemli husus, Cumhurbaşkanını halkın doğrudan seçiyor 

olmasıdır. Demokrasiyi hazmedemeyenlerin vesayet sisteminin son kalesi olarak 

gördükleri Cumhurbaşkanlığı makamına halkın mührü vurulacak, vesayet son 

bulacaktır.

10 Ağustos demokrasi bayramıdır. Şimdiden hayırlı olsun.

 

Reşat Petek

petekresat@gmail.com

www.resatpetek.net

About Reşat PETEK

Check Also

Kendimize Sormamız Gerekenler

Neden asabiyiz?      Toplumsal baskı ve ötekileştirmeye maruz kalıyor muyuz?     Sevgisizlik ve şiddet neden …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir