• BIST109.330
  • Altın156,133
  • Dolar3,8638
  • Euro4,5501
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »

    200 Yıllık Rovanş

    Bilal OKUDAN

     

    Osmanlı Devleti Tanzimat Fermanı, 1. ve 2. Meşrutiyet ve Islahat Fermanı ile Azınlıklara, Gayri Müslimlere bir takım haklar vermek zorunda kalmış ve bunların sonucunda hızlı bir şekilde toprak kaybına uğramıştır.

    Osmanlının, başta Balkanlar, Ortadoğu, Afrika ve Kafkaslarda olan hâkimiyetini bitirmeyİ planlayan Batı, 1800 yılından itibaren, uyduruk insan hakları ve özgürlükçü görünen anayasal maddeleri imzalatmak üzere Osmanlı Devletine baskılar yapmaya başladı.

    Bu coğrafyalarda Osmanlı Devleti, yönetim olarak güçlüydü fakat dünyada hızlı bir şekilde yayılan Milliyetçilik akımına direnememişti. Her ne kadar 600 sene, Osmanlı Milletler Topluluğu diye bir birlik oluşturulmuşsa da özellikle Avrupa’dan başlayan Milliyetçilik akımı, hemen ardından her Ulusun kendi devletini kurma fikri, Osmanlı Devletini iyice zora sokmaya başlamıştı.

    Dünyanın her yerinde romanlar, tiyatrolar, makaleler, gazete manşetleri, şarkılar ve türküler artık Batının istediği gibi ötmeye başlamıştı. Sözde özgürlük naralarına ve her ulus kendi devletini kuracak palavralarına inanan, Osmanlı Milletler Topluluğunun Halkları, Batının gazına gelerek ve aynı zamanda desteğini de alarak Bağımsızlık mücadelesi başlattılar ve çok geçmeden başarılı oldular.

    Osmanlı Devleti himayesinde özgürce ibadet edebilen, ticaret yapabilen, can ve mal güvenliği olan Milletler artık Batının ‘Gönüllü Kölesi’ olmuşlardı. Batı, Osmanlı Devletinden koparttıkları Milletlere kurdurdukları Devletçiklerin, milli servetlerini ve insan kaynaklarını sömürerek, kısa bir sürede ‘Avrupa Sömürü Medeniyetini’ kurmayı başardı.

    Tanzimat, Islahat, 1.ve 2. Meşrutiyetle Osmanlı Devletine imzalattıkları sözde özgürlükçü maddeler tam yüz sene sonra başlarına bela olmaya başlamıştı bile. Azınlıklara ve Gayri Müslimlere vatandaşlık hakkı verilmesi, devlet kademesinde çalışma eşitliği, gayrimenkul edinme hakkı, Osmanlı vatandaşları gibi aynı anayasa çerçevesinde yargılanma hakkı gibi maddeler artık, Osmanlı sonrası özellikle Balkanlarda ve Kafkaslarda kalan Müslüman Halklar için, tutunacak dal oldu.

    Batı, Osmanlı Devletini parçalarken yaptıkları planlamaya göre, tam yüz sene sonra istedikleri Yeni Dünya Düzenini kuracaklardı ve artık onların her dönem önlerindeki en büyük engel olan, Türkler ve Müslümanlar yok olacaktı.

    Ama her şey onların planladığı gibi gitmedi. Köleleştirdikleri toplumlar, yaptıkları sistematik soykırımlar, kurdurdukları sahte devletlerin yöneticileri ile uyguladıkları yasaklar dahi, onların planlarının tam istedikleri manada tutmasını sağlayamadı.

    Osmanlı Devletinin geri çekilerek, orada bırakmak zorunda kaldığı bazı Milletler, Osmanlıya olan sadakatlerini hiçbir zaman bırakmadılar ve asla Osmanlı sevdasından vazgeçmediler. Balkanlarda ve Kafkaslarda ki Müslümanlar her türlü dayatma, baskı ve zulümlere rağmen Osmanlı Kültürünü bulundukları coğrafyalarda devam ettirdiler.

    Batının bu yüzyılda da uyguladığı sistematik soykırım, köleleştirme, baskı ve zulümlerden kaçarak Batıya sığınan Müslümanlar artık, Avrupa Caddelerinde, Avrupalılardan daha fazla görünmeye başladılar. Tıpkı Batının Osmanlıya zorla uygulatmaya kalktığı o zamanın Tanzimat ve Islahat Fermanının, artık Osmanlı Milletleri Batıdan istemeye başladı. Sığınmacılar oturum izni almaya, oturum izni alanlar vatandaşlık almaya, vatandaşlık alanlar ise tıpkı Avrupa Vatandaşları gibi eşit haklarda yargılanmaya ve gayrimenkul edinme hakkı istiyorlardı.

    200 sene önce Batının Osmanlı Devletinden istediği her şeyi artık Osmanlı Milletleri tam 200 sene sonra Batıdan istemeye başladı. Kendi uydurdukları demokrasi ve insan hakları putları aleyhlerine dönmeye başladı. Osmanlı Devletinde ki Azınlıklar için istedikleri hak ve özgürlükleri, parçaladıkları Osmanlı Tebaası, şimdi onlardan söke söke almaya başlamıştı bile. Osmanlı Milletleri Avrupa ülkelerinde Milletvekili, Belediye Başkanı ve Meclis Üyesi bile olmaya başladı.

    Viyana önlerine kadar gidebilen Osmanlı, ancak (Endülüs’ün İspanyası hariç) Kuzey Avrupa’ya kadar Müslüman Kültürünü getirebilmişti. Şimdi ise onların Osmanlıyı parçalamasının ardından dağılan Milletlerin Avrupa’nın içlerine kadar girerek Almanya, İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda ve birçok Avrupa Ülkesinde Müslüman Kültürü artık kendini her alanda hissettirmeye başladı. Müslüman Kültürünün simgesi camiiler, Avrupa’nın her bölgesinde Müslüman nüfusa oranla eksik olmasına rağmen var.

    Bugün istemedikleri halde göstermelikte olsa Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Portekiz, Polonya, Hollanda, Belçika ve Rusya, ülkelerinde Camii yapılmasına müsaade etmek zorunda kalıyorlarsa ve açılışlarına da Devlet Başkanları seviyesinde katılıyorlarsa, bu ibretlik hadise, insanların yaptıkları hesapların her zaman alt olunacağına, yalnızca Allah’ın planlarının geçerli olacağı mucizesinin, en büyük tecellisidir.

    Şimdi sıra, tıpkı onların Osmanlıya baskı ile uygulattıkları Tanzimat, Islahat, 1. Ve 2. Meşrutiyet maddelerini, tam manası ile kendi kanunlarına sokmalarını sağlamaya geldi.

    • Yorumlar 2
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları