• BIST104.123
  • Altın145,971
  • Dolar3,4910
  • Euro4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 12 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    21. Yüzyıl Moğol Hareketi

    Bilal OKUDAN

    İŞID ve DEAŞ Irak ve Suriye’de doğdular. Fakat her coğrafyadan gönüllüleri var. Özellikle Doğu Avrupa en fazla gönüllü birliklerin katıldığı bölge. Hiçbir Müslüman Devleti tanımıyorlar. Hatta bu devletleri kafir atfediyorlar. Savaş esnasında kural yok, ilke yok, nizam yok, savaş hukuku yok, önlerine çıkan herşeyi ve herkesi yok ediyorlar. Çünkü Amerika, İsrail ve İngiltere kurdurdukları bu paravan örgütler aracılığı ile yaptıkları her türlü pisliği bu örgüte dolayısı ile tüm müslümanlara atıyorlar. Aynı zamanda  Zalim Esed’e karşı direniş gösteren Müslümanlarıda itibarsızlaştırıp, dünya kamuoyunun tepkisini farklı alanlara çekiyorlar.

    Bu coğrafyanın tarihine baktığımız zaman yukarıda saydığımız özellikler bize yüzyıllar öncesinin kural tanımaz İmparatorluğu olan Moğolları anımsattı. Moğollar bir anda tarih sahnesine girdiler ve o andan itibaren kendilerini tanımayan her kese savaş açarak girdikleri yerleri tarumar ettiler. Girdikleri yerlerde deyim yerindeyse taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmadılar. Kuralsızdılar ve sadece güce dayalı bir sistem kurmuşlardı. Çok hızlı bir şekilde Avrupa’nın içlerine kadar ilerlediler. Zamanlama gereği Orta Asya ve Anadolunun sürekli Haçlı Akınlarına maruz kaldığı bir dönmede ortaya çıkmaları Moğollar için bir şanstı. Çünkü Haçlı Seferleri ile yıpranan ve güç kaybeden Orta Doğu ve Anadolu devletleri Moğol istilasına direnç gösteremediler.

    Devletlerin zayıflaması Moğolların hızlı bir şekilde büyümesine sebep olmuştu. Zayıflayan Devletlerin Halkları ciddi bir şekilde ekonomik bunalıma doğru gittikleri için güçlü bir yapıya ihtiyaç hissetiler. Bu sebeple Moğolların her ailden Moğol Ordusuna para karşılığı asker almaları hiçte zor olmadı. İnsanların bir anda büyüyen ve tüm ticaret noktalarını ele geçiren bir İmparatorluğa ilgisiz kalınması beklenemezdi. Moğollar her geçen gün skeri ve ekonomik manada güçlerine güç katıyorlardı.

    Haçlı Seferleri ve Moğolların Ortadoğu’ya Gelişi Şüphesiz ki İslâm âlemi üzerine odaklı iki büyük fetih hareketinin failleri olan Haçlıları ve Moğolları bu harekete iten nedenler birbirinden farklıydı. İslâm’ın kök saldığı bu coğrafyada müslümanların  yeniden toparlanmasına izin vermeyen Moğolların, bölgede kalan son Haçlı kalıntılarına fayda sağlayacağı açıktı. Haçlıların Moğollarla iyi ilişkiler tesis etme çabalarının ardında da Ortadoğuda kaybolan otoritelerini yeniden kazanma gayesi yatmaktaydı.  

    Moğolların Ortadoğu’ya Gelişi ve Yayılışı XIII. yüzyılda Haçlı saldırıları ile sarsılmış İslâm dünyasına bir darbe de Moğollardan gelmiştir. Haçlı gücünün kırılmaya yüz tuttuğu ve Ortadoğu’da hâkimiyetin yeniden Müslümanların eline geçmeye başladığı bir esnada aniden baş gösteren bu istila hareketi, İslâm coğrafyasını adeta yerle bir etmiştir. 1258 yılında Bağdat’ın ele geçirilerek İslâm Halifesi’nin katledilmesi ile doruğa ulaşan bu yıkım hareketinden 1260 yılında Memluk Sultanı Baybars’ın Moğolları bozguna uğratarak kurtardığı birkaç İslâm merkezi dışında tüm İslâm şehirleri nasibini almıştır. Moğolların enerjisini Hıristiyanlığın yararına kullanma fikri, Hülagu’nun Ortadoğu harekâtı ardından daha da önem kazandı. Zira bu harekâtta hedef alınanlar Doğu Hıristiyanlarının başlıca düşmanları olan İsmâilîler ve hâlâ İslâm dünyasının ruhanî lideri durumunda olan Abbasi Halifeliği idi. Onların Moğollar tarafından sindirilmesinin ardından Haçlıların kutsal topraklardaki zayıflamaya yüz tutmuş konumu yeniden kuvvetlenebilirdi.

    İşte görüldüğü üzere tarih tekerrürden ibaret ediyor ve 21. Yüzyılın Moğol İstilası bu sefer İŞİD VE DEAŞ adıyla yine müslümanları vuruyordu. Hareket Doğu kökenli gibi gözüksede her türlü sonuç Batıya yani 21. Yüzyılın Haçlı Ordularına yarıyordu. Afganistan’da bataklığa gömülen, Irakta zaiyat veren Haçlılar geçmişten edindikleri tecrübe ile  artık ateşe elleriyle değil maşa ile yaklaşmayı tercih ediyorlardı.

    Ölen ve Öldürenin Allahuekber dediği bir savaş acaba kimin işine yarar? Evet belki İŞİD VE DEAŞ içerisinde bu bozuk dünya düzenine karşı mücadele azmi gösteren Mücahitler olabilir. Ama ben ölen bir tane Haçlı Askeri görmedim ve duymadım. Ölenlerin hepsi masum sivil Müslüman Halklar. Kim hangi petrol bölgesini ele geçirirse geçirsin hemen Batılı petrol firmalarına Müslüman kanıyla aldıkları ve  Müslümanların hakkı olan petrolü bedeva sayılabilecek miktarda peşkeş çekmektedirler. İster İŞİD, isterse PYD ve benzeri herhangi bir örgüt hangi mevziyi ele geçirirse geçirsin kazanan Batı yani Haçlılar oluyor. Kaybeden yine Müslüman Halklar.

    Moğol istilasından kaçan Müslüman Halklar zorunlu göçe zorlanmış, açlık ve sefalet içersinde bir yüzyıl geçirmişlerdi. Aynı olay malesef Esed,İŞİD, DEAŞ ve PYD nin zulmünden kaçan günümüz Müslümanları içinde geçerli hale geldi. Ama Rabbimize şükürler olsun ki Müslüman Türkler, 21. Yüzyılın Moğol istilasından kaçan Kürtlere ve  Araplara kucak açarak tarihi misyonunu yerine getirmiştir.

    Tarih tekerrür ediyor. İnşaallah Batı yani Haçlılar yani Amerika, İngiltere, İsrail, kendi kurdukları tuzağa düşecekler. Kurdukları bozuk dünya düzenine isyan eden Gençlerin oluşturduğu İŞİD ve DEAŞ tıpkı Moğalların son dönemleri gibi aslına dönecek ve hedefini Batıya yani 21. Yüzyılın haçlı Ordularına dikecektir.

     

     

    • Yorumlar 0
    • Facebook Yorumları 0
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları