• BIST109.330
  • Altın156,024
  • Dolar3,8638
  • Euro4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara -2 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »

    29 Ekim Kimin Bayramı?

    Bilal OKUDAN

    Osmanlı Devleti içten içe çepeçevre sarılmıştı ve içerideki hainler sürekli ayaklanmalar yaparak devleti zayıflatıyorlardı. Dışarıdaki düşman ülkelerde birleşince ortaya, Birleşmiş Milletler yani Yeni Nesil Haçlı Ordusu çıktı. Tabi bu olay Selçuklunun devamı olan Osmanlı Devleti için hiçte şaşırtıcı bir durum değildi. Çünkü daha önceden 19 kez birleşip İslam Coğrafyasına kan kusturmuşlardı. Ama her seferinde İslam’ın Savunucusu Müslüman Türkler bu saldırıları geri püskürtmeyi başarmışlardı.

    Artık, Osmanlı son dönemlerini yaşıyordu. Bunun farkına varan bir grup imanlı ve inançlı vatansever, hemen toparlanıp, yeni bir örgütlenme planladılar. Osmanlı Devletinin askerlerinin ve mühimmatlarının birçoğu düşmanlar tarafından esir alınmıştı. Bu sebeple yeni bir orduya ve mühimmata ihtiyaç vardı. Fedakâr Anadolu insanı Ecnebiler Hilafetin Merkezini ele geçirmesin, Müslüman Topraklar işgal edilmesin, diyerek büyük bir azim ve gayret örneği göstererek Milli Mücadele Ordusunu kurdular.

    Maraş’ta Fransız Askeri başörtüsüne el uzattığı için Sütçü İmam tarafından öldürülmüş ve ardından büyük bir mücadele başlamıştı. Mücadele sonucunda Fransızlar Maraş’ı terk etmek durumunda kalmışlardı.

    Osmanlıyı son zamanlarında meşgul eden akımlar arasında yer alan Batıcılık zaten tutmamış ve bu toprakların insanı kendinden olanla, kendi gibi düşünenle aynı safta yer alarak Batıya yani İngilizlere, Fransızlara, İtalyanlara, Ruslara karşı zaferler kazanarak, her zaman olduğu gibi tarihin en şerefli milleti olduğunu göstermiştir.

    Kurtuluş Savaşı arşiv görüntülerine bakıldığı zaman, savaşa katılanların hepsinin vefakâr ve cefakâr sarıklı, cübbeli, çarşaflı, imanlı ve inançlı Anadolu İnsanı olduğunu görürsünüz. Kazanılan Zaferin ardından kazanılan bu başarı, Cumhuriyetle taçlanmıştır. Cumhuriyet rejimi, insanın doğasına en uygun rejimlerden bir tanesidir. Zaten İslam Tarihinin ilk örneği ve ilk Hilafet seçimi de bu şekilde olmuştur.

    Şimdi gelelim 29 Ekim 1923 te ilan edilen Cumhuriyet’in asıl sahipleri kimler olduğuna. Daha öncede verdiğimiz örnekte Sütçü İmamın, Milli Mücadelenin ilk kurşununu sıktığı sahne, yani başörtüsüne el uzatan Fransız Askerine sıkılan kurşun, Milli Mücadelenin felsefesini yansıtmaktadır. 29 Ekim 1923 tarihine kadar yurdumuzu baştan aşağıya esir alan, dedelerimizi şehit eden, Batılı ülkelere karşı kazanılan zafer, nasıl olduysa topla, tüfekle gönderdiğimiz işgal kuvvetleri, sadece bir sene sonra ellerini kollarını sallayarak her bir karışı şehit kanıyla sulanmış topraklarımıza ayakbastılar. Nasıl mı ayakbastılar?  Aslında Batı’dan almamız gereken Bilim ve Teknolojiyi yerine, bizimle hiçbir şekilde uyuşmayan Batı’nın Ticaret Hukukunu, Aile Hukukunu, Sosyal Hukukunu, Ticari Antlaşmalarını, Eğitim Sistemini ve birçok yenilik adı altında sömürü maddelerini, Dedelerimizi şehit eden Batılı ülkelerden alarak Dedelerimize ihanet ettik.

    Biz onlara ve onların yaymak istedikleri medeniyetlerine karşıydık. Bu sebeple cennet vatanımızı onlara teslim etmemek için her türlü mücadeleyi yaptık. Ama onlar, kazandığımızı zannettiğimiz savaşın ardından yapılan antlaşmalarla bizi çepeçevre sardılar. Gazi Mustafa Kemal bazı olayları öngördüğü için hemen önlem almaya kalktı ve ağır sanayi, milli kalkınma ve yerli üretimi dillendirerek şirketler kurdurttu. Bu şirketler aracılığı ile yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti birazcık nefes alsa da bazı derin güçler Gazi Mustafa Kemal’i yavaş yavaş Ankara’dan uzaklaştırarak onu İstanbul’a Dolma Bahçe Sarayına hapsettiler ve sonrasında zehirleyerek öldürdüler.

    Gazi Mustafa Kemal’in ardında gelen birkaç tanesi hariç tüm yöneticiler Milli Mücadele Ruhuna aykırı hareket ederek Cennet Vatanımızı Batının her alanda sömürüsü haline dönüştürdüler.

    Evet, Cumhuriyetin gerçek sahipleri, Milli Mücadelede olduğu gibi, Milli ve Manevi Değerlere kim savaş açtıysa, sayısal çoğunluklarına ve üstün askeri güçlerine bakmaksızın onlarla mücadele eden, gerçek kahramanların, Sütçü İmamların, Erzurumlu Kara Fatmaların, Yörük Ali Efelerin, Çerkez Ethemlerin, Şahin Beylerin ve Ali Şükrü Beylerin Torunlarıdır.  

    Seksen senedir Milletimizin Milli ve Manevi değerlerine savaş açan AB, ABD ve İngiliz işbirlikçilerinin, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramının kutlanmasında en ön safta yer almalarına bakmayınız. Çünkü onlar, İzmir’e, İstanbul’a, Samsun’a ve daha birçok Anadolu Şehrine çıkan İşgalci Düşman Kuvvetlerini de aynı şekilde düşman bayraklarıyla karşılayan zihniyetin torunlarıdır.

    Rabbim Ülkemize, birlik ve beraberliğimize zeval vermesin. Yoksa ellerinde ve evlerinde güya her fırsatta Türk Bayrağı asanlar, yine düşman kuvvetleri ülkemize girdiğinde onların bayraklarını asmada tereddüt etmeyeceklerdir.

    Bizler, yani Cumhuriyetin gerçek sahipleri, bugün kutladığımız Cumhuriyet Bayramımızı bir daha ki Bayrama kadar, Ülkemizi nasıl daha ileriye getiririz, bilimde, teknolojide,sanatta ve edebiyatta Cumhuriyetimize yakışır bir ilerleme nasıl sağlarız, bunun mücadelesini vererek Dedelerimize olan vatan borcumuzu ödemeye çalışmış olacağız.

    • Yorumlar 3
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları