• BIST105.324
  • Altın146,472
  • Dolar3,4715
  • Euro4,1666
  • İstanbul 36 °C
  • Ankara 33 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    Ahlak Değerlerimiz

    Bilal OKUDAN

     

    Bizi tarih boyu tüm Zaferlere götüren en önemli iki özelliğimizden bir tanesi İmanımız, diğeri ise Ahlak değerlerimizdir.

    Son Rus uçağının düşürülmesinin ardından hemen aklıma savaş senaryosu getirdim ve biraz beyin jimnastiği yaptım. Yüzyıllardır övündüğümüz değerlerimizden bir tanesi olan ve her Zaferimizin ardından gururlanarak baş tacı ettiğimiz Ahlak değerlerimizi bir yokladım. Sultan Alpaslan, sultan Fatih, Sultan Yavuz ve Sultan Kanuni'nin Ordularında ki birlik ve beraberlik ruhunun özü ve mayası olan Ahlak değerlerimizden ne kadarı günümüze kadar gelebildi diye.

     

    Herhangi bir ülkenin, etrafında ve dünya genelinde söz sahibi olabilmesi için, siyasi ve ekonomik gelişmesinin yanı sıra, ahlaki değerlerini de sağlam temellere oturtması gerekir.

    Bizim de, Türk Milleti olarak Milli kültürümüzün özü, milletçe mukaddes saydığımız manevi değerler, yani inançlardır. Şüphesiz ki, bu değerler birlik ve beraberliğimizin muhafazası için vazgeçilmez birer ihtiyaçtır. 

    Bir milletin fertlerini bir arada tutan en güçlü bağ olan ortak manevi değerler; aile, milli ahlak ve devlet müesseselerinin de devamını sağlayan en önemli unsurlardır. Din ahlakının var olmadığı veya ahlaki değerlerin ortadan kalktığı bir toplumda, bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak aile, ahlak ve devlet kavramları da geçerliliğini yitirir ve kısa süre içinde devlet ortadan kalkar. 

     

    Sultan Alpaslan'dan itibaren Türk yöneticilerin ve yanlarındaki kadroların en temel özellikleri, Kuran ahlakına olan sadakatleri olmuştur. Aylarca at sırtında ordularının başında savaşan komutanlar, aylar boyu sefer üstüne sefer düzenleyen şanlı Türk Ordusu, Orta Asya'daki yurtlarını bırakarak Anadolu'ya koşan manevi önderler hep bu bağlılığın en büyük temsilcileri olmuşlardır.

     

    Diğer taraftan dini ve milli bağları zayıf, hatta dinsiz toplumlar tarih sahnesinde çok kısa süreler boyunca yer alabilmişler ve zaman içinde asimle olup gitmişlerdir. 

     

    Güzel ahlakın yaşanmamasının bir başka tehlikeli sonucu, insanların yavaş yavaş psikolojik sorunlara mağlup olmaya başlamasıdır. Suç oranlarındaki artış, içki ve uyuşturucuya yöneliş, fuhuş patlaması, huzursuzluk ve çatışma ortamı, toplumun psikolojik açıdan yıpranmasının en somut alametleridir. Bunun doğal bir sonucu olarak birbirine güvenmeyen, birbirini sevip saymayan, sadece kendi yaşam mücadelesini sürdürmeye çabalayan, toplumun diğer üyelerini ise birer rakip hatta birer düşman gibi gören bireyler ortaya çıkar. 

     Dünya tarihinde birçok ulus, yozlaşma, çözülme ve parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Dünyanın hangi bölgesinde olursa olsun, devlet ve millet karşıtı akımlar tarafından dini değerler ne zaman yok edilmeye çalışılsa devlet karşıtı anarşist hareketler zirveye çıkmıştır. 

     

    Dünya tarihindeki en köklü medeniyetlerden birinin sahibi olan Büyük Türk Milleti, güzel ahlakın getirdiği erdemleri her dönemde hem yaşamış, hem de çevresine yaşatmıştır. Müslüman Türk Milleti, harcında var olan manevi değerlerine bağlılığı sayesinde, en zor zamanlarda bile, mevcudiyetini, bütünlüğünü ve otoritesini muhafaza etmiştir.

    İşte bu sebeplerden dolayıdır ki Müslüman Türk Milleti tarihinde olduğu gibi İman esaslı Ahlak Değerlerine sahip çıkarak tıpkı eskiden olduğu gibi Şanlı Tarihinde yerini alacaktır.

    Ama yok bugün içerisine düştüğü fitne ve ayrılık tohumlarına yenik düşerse, sadece Türkiye değil tüm İslam Coğrafyası bu işten zarar görecektir.

    Bu yüzden, aramızdaki küslükleri bırakarak, dedi kodu, iftara ve hasetliklerden vaz geçerek Tüm dünya insanlığına Saadet getirebiliriz.

    • Yorumlar 2
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları