• BIST109.632
  • Altın156,652
  • Dolar3,8616
  • Euro4,5594
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 1 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »

    Ahlaktan Siyasete Giden Bir Yol Var mı?

    Yazar, Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan'ın kaleme aldığı 'Ahlaktan Siyasete' isimli kitapta ahlakın siyasete olan yolculuğu inceleniyor.
    Ahlaktan Siyasete Giden Bir Yol Var mı?
    Ahlaktan Siyasete Giden Bir Yol Var mı? Ahlaktan Siyasete Giden Bir Yol Var mı? Ahlaktan Siyasete Giden Bir Yol Var mı?

    Yazar, Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan'ın kaleme aldığı 'Ahlaktan Siyasete' isimli kitapta ahlakın siyasete olan yolculuğu inceleniyor. 
        

    Ahlak felsefesinin tarihi incelendiği zaman ahlakın, bireysel iyiliği ve mutluluğu esas aldığı için erdemli insan yetiştirmeyi, siyasetin ise toplumsal mutluluğu esas aldığı için erdemli toplum oluşturmayı hedeflediğini belirten Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan, "Bu husus, ahlakın politikaya olan yolculuğu olarak da düşünülebilir. Çünkü Aristoteles'ten bu tarafa sadece kendisi için istenen bir amaç şeklinde tanımlanan erdemin gerçekleşmesi halinde yaşanacak bilge hayatın, toplumsal alanda da gerçekleşmesi gerektiğinden dolayı siyasetinde basit fayda-zarar ilişkisinin dışında değerlendirilmesi, iyiliğin ve mutluluğun bütün toplumda gerçekleştirilmesi için ahlaki değerlerinde katılımı şarttır." diyor kitabında. 
        

    İnsanlar, birbirlerine yaklaşsalar da yaklaştıkları kadar birbirlerine sağır ve dilsiz kalmayı başarıyorlar. Bir insanın, kendisini tanımasının yolu başkasına açılmaktan ve onun varlığını onaylamaktan geçse ve varlığımızın garantisi öteki olsa da 'ötekini cehennem olarak algılayan' anlayış, dünyamızda her geçen gün daha da güçlenirken Marcel tarafından da ifade edildiği gibi dünyanın kalbi artık atmakta zorlanıyor. Aydınlanma ile oluşan ulus-devlet, küreselleşme ve post modernizm tarafından tahrip edilirken etno-milliyetçilik ile de ırkçılık körüklenmektedir. Sadece devlet ile olan ilişkilerimiz değil, toplumsal ilişkilerimizde gözden geçirilmektedir. Sadece yönetimi altında olan topluma değil, bütün dünyaya egemen olmayı arzulayan iktidarlar, kendi halkını, kendilerine göre yaratmanın peşine düşmüşken bu yolda her şeyi mübah görebiliyorlar. İktidarlar, kendi siyasi yapılarının dışında ufuk açıcı ahlaki ve felsefi fikirlerden toplumu mahrum bırakırken felsefesiz kalan dünya, ahlak buhranı yaşamaktadır. Hayatını rutin bir doğrultuda yaşayan kitleler, kendilerine yarar sağlayacak pratik ve faydalı hedeflerin dışında kalan her şeye kayıtsız kalmaktadır. 

    Kaynak: Haber Kaynağı
    • Yorumlar 0
    • Facebook Yorumları 0
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

    Diğer Haberler