• BIST109.361
  • Altın153,268
  • Dolar3,8380
  • Euro4,5070
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »

    Asgari Ücret ve İhtiyaçlar Hiyerarşisi

    Hüseyin POYRAZ

    Malumunuz siyasi partiler tarafından seçim propagandasının en önemli kozlarından biri olarak asgari ücret çok yoğun bir şekilde işlendi. Hem iktidarın hem de muhalefetin ekonomi kurmayları günlerce bu konu hakkında mülakatlar verdiler, tartıştılar, anlattılar.

    Konu asgari ücret olunca tüm insanımızın ilgisi bu yöne kaydı ve seçimin en önemli maddesi oldu.

    Peki, asgari ücret ülkemiz için ne kadar önemli midir?

    Bu sonuca varabilmek için biraz istatistiki bilgiye ihtiyacımız var.

    * 2015 Temmuz zammı ile beraber asgari ücret 1000 TL oldu.

    * Ülkemizde asgari ücretle çalışan kişi sayısı 5 milyon ve bu 5 milyon kişinin aileleri ile beraber 21 milyon kişi asgari ücretle geçiniyor. Yani ortalama ülke nüfusunun dörtte biri.

    * Orta direk diyebileceğimiz ülke nüfusunun %65-70’ni oluşturan kesim ise TUİK yoksulluk sınırı etrafında dolaşmakta.

    Bu bilgiler işığında ABD'li psikolog Abraham Maslow tarafından 1943 yılında yayınlanmış bir çalışmada ortaya atılmış ve sonrasında geliştirilmiş olan Maslow teorisi veya ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisini tanıyalım ve asgari ücretin ne kadar önemli olduğu hakkında bir sonuca varalım.

    Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi

    Maslow'un kişilik kategorileri kendi aralarında bir dizilim oluştururlar ve her ihtiyaç kategorisine bir kişilik gelişme düzeyi karşılık gelir. Birey, bir kategorideki ihtiyaçları tam olarak gideremeden bir üst düzeydeki ihtiyaç kategorisine, dolayısıyla kişilik gelişme düzeyine geçemez.

    Maslow, gereksinimleri şu şekilde kategorize etmektedir.

    1.     Fizyolojik gereksinimler (nefes, besin, su, cinsellik, uyku, denge, boşaltım)

    2.     Güvenlik gereksinimi (vücut, iş, kaynak, etik, aile, sağlık, mülkiyet güvenliği)

    3.     Ait olma, sevgi, sevecenlik gereksinimi (arkadaşlık, aile, cinsel yakınlık)

    4.     Saygınlık gereksinimi (kendine saygı, güven, başarı, diğerlerinin saygısı, başkalarına saygı)

    5.     Kendini gerçekleştirme gereksinimi (erdem, yaratıcılık, doğallık, problem çözme, önyargısız olma, gerçeklerin kabulü)

    Belirli bir kategorideki gereksinimler tam olarak karşılanmadan kişi bir üst düzeydeki kategorinin gereksinimlerini algılamaz, böyle gereksinimleri yoktur. Örnek olarak günlük olarak karnını doyurabilen fakat güvenlik içinde bulunmayan, kendini sürekli olarak olası bir tehdit altında algılayan bir insanın, dünya görüşünü geliştirmek için kitap okumak gibi bir gereksinimi yoktur.

    Belirli bir gereksinim kategorisindeki gereksinimlerin karşılanması durumunda kişi, bir üst kategorideki gereksinimleri karşılamaya yönelecektir. Bu durum kişilik gelişme düzeyini de bir üst düzeye sürükleyecektir.

    Bir ülkedeki insanların geneli yukarıdaki sınıflandırmada seviye ikiyi aşamıyorsa

    Yani ailesinin geçiminden, güvenliğinden ve temel haklarından tam olarak emin değilse,

    O ülkede:

    Erdemli, ahlaklı, dürüst, güvenilir bireylerin sistematik bir şekilde yetiştirilmesi beklenemez.

    Fikir üreten, tartışan, okuyan, ülkesini, dünyayı bilen ve yorumlayan, analitik düşünceye sahip bireylerin sistematik bir şekilde yetiştirilmesi beklenemez.

    Temel hak ve özgürlüklere sahip çıkan ve karşısındaki insana saygı gösteren, insanları ve doğayı seven, koruyan ve savunan bireylerin sistematik bir şekilde yetiştirilmesi beklenemez.

    Sporda, sanatta, bilimde, iş dünyasında özgüven sahibi, takım ruhunu bilen ve özümseyen , başarıya ortaya koyduğu emek ve çaba ile ulaşan bireylerin sistematik bir şekilde yetiştirilmesi beklenemez.

    Geleneksel kültürümüzü, değerlerimizi, inançlarımızı, araştıran, ,sahip çıkan, tanıtan ve nesillere aktaran bireylerin sistematik bir şekilde yetiştirilmesi beklenemez.

    Her platformda korkmadan, yılmadan, evrensel değerleri savunabilen, milletçe yaşama bilinci olan, tüm değerleri zenginlik olarak gören bireylerin sistematik bir şekilde yetiştirilmesi beklenemez.  

    Başarıyı diğer insanların başarısızlığına bağlamayan, nefret ve kıskançlığı hastalık seviyesine getirmeyen bireylerin sistematik bir şekilde yetiştirilmesi beklenemez.  

    Sistematik bir şekilde, devlet olarak iyi nesiller yetiştirmek istiyorsak:

    Devlet politikasını toplumun tüm kesimlerinden fikirler alarak belirleyen ve hükümetler değişse de politikasını değiştirmeyen hareketlere ve liderlere ihtiyacımız var.  

    İnsanımıza maddi manevi gereken değeri ve hakkı elverdiğince vermeliyiz.

    Lakin son 10-12 yıldaki iyileşmelere rağmen çevremize, yetişen nesillere ve ülke insanımıza baktığımızda üzülmemek elde değil. İnsanımızın büyük çoğunluğu okuyamayan, gezemeyen, araştıramayan, kültürel aktivitelere katılamayan, tatil yapamayan bireylerden ve ailelerden oluşmakta.

    İhtiyaçlar hiyerarşi teorisine göre ailesini geçindirme ve güvende hissettirme derdinden başka hiçbir hedefi olamayan insanların yukarıdaki ihtiyaçlardan geri kalmasının temel sorumluğu işverenlerin ve devletindir.

    Tabi ki ülkemizin gerçeklerini bir kenara bırakmadan elden gelen en uygun asgari ücreti vermek ile tüm insanların maddi kaygılarını az da olsa gidererek, eğitim sistemimizi yeniden planlayıp idealist, fikir üreten öğretmenleri de destekleyerek yeni nesiller yetiştirmeyi aile temelinde tekrardan başlatmalıyız.

    • Yorumlar 3
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları