• BIST104.123
  • Altın145,971
  • Dolar3,4910
  • Euro4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 12 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    Aytuç Altındal Kehanetleri

    Bilal OKUDAN

    13 Haziran 2011, Aytunç Altındal 12 Haziran seçim değerlendirmesi yapıyor. Tam 30 dakikalık bir söyleşi. Maalesef yeni dinleme fırsatı buldum bu söyleyişiyi. Aytunç Hoca söze, Türkiye’nin Orta Doğu'daki 22 ülke içerisinde 24 kere seçim yapabilen tek ülke olmasının ve seçime katılım oranının yüzde 85 in üzerinde olmasından kaynaklanan mutluluğunu ifade ederek başlıyor.

    Hemen arkasından seçim değerlendirmesine başlıyor. Sözü ilk olarak Meclise bağımsız giren bu günkü HDP'ye getiriyor. Türkiye’nin her bölgesinde herkes özgürce oy kullanabilirken, kendisini Kürtlerin temsilcisi atfeden bu parti, Kürt Halkına baskı yapmasına rağmen ancak yüzde 5.9 oy alabilmektedir, diyor. Asıl amaç, PKK baskı ile meclise adam gönderiyor. KCK ve BDP sizi yanıltmasın, onlar PKK temsilcisi olarak Meclise giriyorlar. Zaten PKK'nın açılımı Kürdistan İşçi Partisi diye söze devam ediyor.

    Ardından sözü CHP'ye getiriyor ve diyor ki, "Yok efendim Ak Parti seçimi baskı ile kazanmış."  Eğer sen böyle basit bir söylemi dile getirirsen bunu kimse yemez. CHP nin yapması gereken toptan değişikliğe gitmesidir. Değişiklik derken şahısları değil fikirleri kastediyorum. Yani bu bina eskidi artık. Bu binanın komple yeniden yapılması gerektiğini savunacak ve binayı yaparken de AK Parti'nin ön görülerinden daha ileri bir akıl ve proje kullanacak. CHP'nin Kılıçdaroğlu sayesinde yüzde 3'lük bir oy artışı sağlaması bir şanstır ve bu şansı A'dan Z'ye her fikir ve görüşe açıklık getirerek iyice değerlendirmek zorundadır. Ben CHP'nin yoluna Kılıçdaroğlu ile devam etmesinden yanayım. 

    Sonrasında sözü MHP'ye getirerek bir dizi önerilerde bulunuyor. Aytunç Hoca'nın MHP ile ilgili önerileri aynen şöyle: MHP'nin kendi kendine 1 dk düşünüp, durun bu tren buraya kadar geldi, burada durdu ve daha fazla gitmez deyip, kendini baştan sonra yenilemesi gerekmektedir. MHP'ye çok önemli görevler düşmektedir. Eğer bir daha meclis yüzü görmek istiyorlarsa mutlaka ve mutla gerek anayasa değişiklik tartışmalarında, gerekse komisyonlarında PKK'nın şımarıklıklarını engellemeleri gerekiyor. Bakın halk otobüsüne molotof atıyorsun içerisinde bulunan 15 yaşındaki kızı yakıyorsun. Bu bir suç hem de çok ağır bir suç. Bunlar şımarıklığın ve suçun dik alasıdır. Her tarafı yakıyorsun yıkıyorsun, devletin malına zarar veriyorsun yani tüm bu PKK şımarıklık ve azgınlığına Türkiye’nin bir dur demesi lazım ve burada en büyük görev MHP'de dir.

    Şimdi yazımın başlığında da ifade ettiğim gibi size Aytunç Hocanın ilginç 4 tane kehanetini sıralayacağım.

       1. AK Parti bu seçimde yüzde 50 oy almıştır. Tabi bu büyüme doğal olarak parti içerisinde bir takım çatlaklıkları beraberinde getirecektir. Tabi ben bunları bir Siyaset Bilimci           olarak söylüyorum. Bu dünyada da böyledir. Büyüme doğal olarak parti içerisinde bir       çekişmeye sahne olacaktır. Bu olay politikanın kendi içerisinde olan bir durumdur. Bu       durumun sebebi muhalefet değil kendi iç dinamikleridir. Yani parti kendi içerisinde çeşitli   denge unsurları vesilesi ile büyüdükçe içeride bir çatlama olacaktır. Bu partinin içeresindeki bu çatlaklar sanıyorum 2 yıl içerisinde çok derinleşecek ve bir takım ayrılmalar olacaktır. Bu ayrılıklar tamamen menfaat ayrılıkları olacaktır. Bir kısım kimseler aynen şöyle diyeceklerdir: ‘’Bu gidişatın sonunda biz dışta kalıyoruz, biz bu partiyi kurduk, destek verdik, omuz verdik ama maalesef biz olmalıyken artık olamıyoruz’’  

    Yukarıda ki altı kalınlaştırılmış iki husustan bir tanesi menfaat ayrılığı Cemaat'in dersane meselesinden AK Partiye karşı aldığı tavır ve AK Parti'den desteğini çekmesi. İkinci altı kalınlaştırılmış husus ise Bülent Arınç’ın son Habertürk programında sarf ettiği; ‘Partiyi biz kurduk ama sonradan gelenler bizim önümüze geçti ve bizden daha çok değer buldular’ söylemiyle bire bir örtüşmekte. 

       2. Gerek Avrupa Birliği konuları gerekse Ortadoğu politikaları bir taraftan hızlı bir şekilde gündem işgal ederken diğer taraftan da AK Parti içerisindeki çatlaklar Anayasa değişikliği ve Başkanlık Sistemi tartışmalarıyla genişleyeceğinden ötürü bir erken seçim kararı alabilirler. Bu karar 2013'te alınıp 2014 baharında uygulamaya konabilir.

    Aytunç Hoca yine muhteşem tespitlerle Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk Tipi Başkanlık Sistemi olmalı açıklamasına, dönemin Cumhurbaşkanı ve AK Parti Kurucusu Abdullah Gül’ün verdiği cevap "Türkiye’de Türk Tipi Başkanlık Sistemi uygun olmaz" açıklaması çatlakların ikinci aşaması olmuştur. Ardından tüm partiler 2014 yerel seçimleri ile genel seçimlerin birleştirilmesi konusunda görüş birliğine varmış fakat son anda yaşanan birkaç anlaşmazlık erken seçimin yapılmasını engellemiştir.

       3. Türkiye’nin bundan sonraki gelişimi önümüzdeki 3 yıl çok önemlidir. Çünkü Türk maliyesinin AB'ye entegrasyonu 2014 yılında gerçekleşecektir. Yani 2011'den 2014'e 3 sene var. Bu 3 yıl zarfında Türkiye inanılmaz ölçüde büyük çalkantılar olacak ve değişimler yaşayacaktır. 

    Aytunç Hoca yine 2012 yılında başlayan Gezi Olaylarını ve ardından 2013 yılında gerçekleşen 17-25 Aralık darbe teşebbüslerini tahmin etmiştir.

       4. Önümüzdeki Eylül ayında (2011 Eylül ayını kastediyor) 157 ülke Filistin Devleti'ni tanıyacaktır. Tabi burada en büyük katkıyı Türkiye ve Rusya yapmıştır. Bu problemde şu ya da bu şekilde bitecektir. Tabi bu işin içine Hamas’ı katmıyorum. Bu sebepten Orta Doğu’ya yeni bir problem çıkarmak isteyeceklerdir. Orta Doğu’ya çıkaracakları problem Türkiye, Suriye, İran, Irak hatta kısmen de Ürdün’ü içerisine alan bir Kürt problemi çıkaracaklar. Dolayısı ile Kürt meselesini sürekli körükleyeceklerdir. Bu körüklemede de bir elma şekeri olarak ta biz size bağımsız bir devlet kurduracağız diyerek şu ya da bu şekilde Kürtleri hep ajite edeceklerdir ve Orta Doğu’da bir istikrasız İstikrarsızlaştırma projesini kullanacaklardır. 

    Aytunç Hoca yine Kürt sorununun bu denli ön planda tutulacağını ve bunun dış kaynaklı olarak, Kürtlerin bulundukları bölgelerde o ülkelere tehdit amaçlı kullanılacağını açıkça ifade etmiştir. Tabi buna Müslüman Kürtler dâhil değil. Sosyalist, Marksist, Lenin ve Ateist Kürtlerden bahsediyoruz.

    Rahmetli Aytunç Altındal 12 Haziran 2011 seçimlerinin ardından, 13 Haziran 2011 de yaptığı seçim sonrası değerlendirme söyleşisinden dikkatimi çeken kısımları alarak sizlerle paylaşmak istedim. Bir kez daha kendisine Allah Rahmet diliyorum. Rabbim mekânını cennet etsin.

    • Yorumlar 1
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları