• BIST102.270
  • Altın149,533
  • Dolar3,5485
  • Euro4,2033
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 13 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    Bakmanın Sırrı: BASİRET

    Mahmut Hüdayi BİLGİN

    Bakıp da göremediğimiz, görüp de hissedemediğimiz zararlı hasletin izalesi için çalışmak adına Hz. Ali'nin: "Derin fikre sahip olanın nazarı da güzel olur." sözüyle önce fikrimizi derinleştirip güzel bakabilmemiz temennisiyle "bakmak, görmek ve basiret" hakkında kısaca bilgi vermek isterim.

    Bakmak, Yüce Mevla’mızın kemal sıfatlarından olan “Basar” sıfatının bir numunesinin insanda tezahür etmesidir.

    Görmek ise yine Mevla Teâla’nın “Basar” sıfatının tecellisiyle beraber ilim, idrak ve tecrübe ile işlerin iç yüzünü hissedip anlamaya denir ki bundan da “Basiret” meydana gelir. Hülesa-i kelam: bakmaktan görmek, görmekten ise basiret doğar.

    Nitekim aşkını görmekle yaşayan Hz. Mevlânâ’nın kızı Kimya Hatun, henüz on sekiz yaşında iken yaşı doksanı bulan, üzerinde siyah feracesinden başka mülkü bulunmayan Şems-i Tebrizi ile evlenirken hangi gözle görmüştü? Evet, o basiret gözüyle görüp nasıl bir cevher olduğunu hissetmiş ve hissettikçe âşık olmuştu. Lakin basireti bağlı olan nasipsizler, Cenap Şahabettin'in de ifade ettiği gibi "Körler memleketinde görmek, hastalık sayılır." kaidesine uyarak Kimya Hatunun gördüklerini görememiş, nasıl bir cevher olduğunu hissedememiş ve ölümüne sebep olmuşlardı.  

    Bakmakta göz hareketi, görmek de şuur vardır.

    Bakmakta geçicilik, görmekte kalıcılık vardır.  

    Bakmakta tanımak, görmekte yaşamak vardır.

    Bakmakta öte, görmekte ötenin ötesi vardır.  

    Bakmak zahirde gezinmek iken, görmek bâtında kalıştır.  

    Bakmak suret iken görmek hakikattir.

    Bakmak heves iken görmek aşktır.                                                                                           

    Bakmak her kişi karı, görmek er kişi karı..

    Unutmamalı!

    Serdar-ı serdar yapan, insanı insan yapan, mümin'i mümin yapan, ancak ve ancak sahip olduğu basirettir. Zira iman nur-u kişinin basiretini açar. Bunun içindir ki o kişi için Mevla Teâla, Bakara Suresi 115. Ayetinde: “Başını ne tarafa döndürürsen Allah’ın ayetlerini görürsün.” diye buyurmuşyur. Hz. İbrahim (as) basiret gözüyle Mevla Teâla'yı bulmamış mıydı? Ne de güzel ifade etmiş Hz. Mevlânâ: “Göz eseri görmeli, kalp gözü ise o eserin sanatkârını bilmeli” diye…
    İşte Hz. İbrahim(as), eseri gördüğü anda sanatkârı bilmekteydi bu yüzdendir ki sorularıyla alemi inletti:

    -Ey yıldızlar, sen misin benim ilahım?
    -Ey ay, sen misin benim yaratıcım?
    -Ey güneş, sen misin benim Rabbim? 

    Yıldızların kaybolduğunu, ayın söndüğünü, güneşin battığını gördüğünde ise: "Hayır, sizler varlık sebebim olan ilahım olamazsınız zira benim Rabbim ne kaybolur, ne söner, ne de batar." dememiş miydi?

    Belki bizler, yaratıcımızın Hz. Allah (cc) olduğunu biliyoruz. O vakit; 

    Basiret ile bilmeli insan, alem-i insanın niçin var edildiğini,
    Basiret ile bilmeli insan, alem-i kebirin niçin halk edildiğini,
    Basiret ile bilmeli insan, on sekiz bin alemin var oluş sebebini.

    Ve bakmanın sırrının ifade edildiği, Hz. Deylemi’nin zikrettiği bir Hadis-i Şerif ile bitirmek istiyorum: “Gözü âmâ (görmeyen) kimse kör değildir. Asıl âmâ, basireti kör olan kişidir.”

    Yüce Mevla'mız, bakmanın sırrına eren basiretli insanlardan olmayı cümlemize nasip eylesin.

    • Yorumlar 0
    • Facebook Yorumları 0
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları