• BIST104.123
  • Altın145,971
  • Dolar3,4910
  • Euro4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 12 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    Bedeli Çanakkale'de Ödenecektir

    Bilal OKUDAN

    Galatasaray lisesinin en başarılı öğrencilerinden Mehmet Muzaffer gönüllü olarak Çanakkaleye gitmişti. Aslında dönemin kanununa göre onlar savaştan muaftı. Gitmeyebilir, eğitimlerine devam edebilirlerdi. Hepsi de iyi derece yabancı dil biliyordu. Avrupaya gidip orda da yaşayabilirlerdi. 

    Ancak dünyaya gözlerini ilk açtığında kulağına “ezan “ okunan bir nesildi onlar. Şimdi birileri ezanı susturmak isterken onlar nasıl yerinde durabilirlerdi ki. Tabi ki durmayacak devlet çağırmasa bile gönüllü olarak Çanakkaleye gideceklerdi. Muzaffer de onlardandı.

    Mart 1916 da “zabit namzedi” olarak Çanakkale'deydi. Birliğin alay karargahında görevliydi. Alayın kamyon ve otomobil lastiği ile bir takım malzemeye ihtiyacı vardı. Bu ise ancak istanbuldan karşılanabilirdi.  

    Açık gözlü ve becerikli bir İstanbul çocuğu olduğundan, malzemenin temini için Muzaffer görevlendirildi. Gerektiğinde paranın kendisine verilmesi için Erkanı Harbiye Risaletine yazılı bir belge de verdiler eline. 

    Görevi gereği alayın ihtiyaçlarını karşılamak üzere istanbula gider Muzaffer. O zamanlar kamyon ve otomobil nadir rastlanan vasıtalardı. Lastikleri ise yok denecek kadar azdı. Uzun bir süre aradıktan sora Karaköyde bir Yahudi dükkanında buldu istediklerini.

    Lazım olan parayı almak için Erkanı Harbiyeye gitti. Zabit ihtiyacın ne olduğunu sorunca Muzaffer oto kamyon lastiğine ihtiyaç olduğunu söyledi. Ancak muzafferin verdiği cevaptan hoşlanmadığı anlaşılan zabit, Muzaffere bakıp “ Bak oğlum! Ben askerin ayağına postal sırtına kaput alacak parayı bulamıyorum. Sen otomobil lastiğinden bahsediyorsun. Haydi yürü git, insanı günaha sokma para mara yok!

    Muzaffer ağır ağır dışarı çıktı şimdi ne yapacaktı? Lastiklerin biran önce çanakkaleye ulaştırılması gerekiyordu. Asla eli boş dönemezdi ne yapıp edip bulmalıydı parayı. Biran aklına zekice bir fikir geldi hafiften tebessüm edip yola koyuldu.  Lastikçi dükkanına geldi. Sahibine lastikleri derhal hazırlanmasını yarın sabah namazından hemen sonra gelip alacağını ve çanakkaleyedoğru yola koyulacağını söyledi. Çıkarken ilave etti altın değil kağıt para verecekti. Peki dedi tüccar ve malzemeyi hazırlamaya koyuldu. 

    Sabah ezanından hemen sonra Muzaffer malzemeyi aldı ve 100 kağıdı (lira) kendisine verdi ve Çanakkaleye doğru yola çıktı.

    Birkaç gün sonra parayı bozdurmak üzere Osmanlı bankasına gitti Yahudi tüccar. Ancak bozmadılar çünkü para sahteydi! Muzaffer para basımında kullanılan kağıdın aynısını bir kırtasiyeden almış, bütün gece oturup çini mürekkebi ve boya ile tıpkı gerçeği gibi yapmıştı. O devrin hakikiparasının üzerinde “ Bedeli Dersaadet te altın olarak tesviye olunacaktır” yazılıydı. Muzaffer yaptığı taklit paradaki bu ibareyi değiştirerek şöyle yazmıştı: Bedeli “Çanakkalede altın olarak tesviye olunacaktır.”

    Onun burada altın dediği Mehmetçiğin akıttığı, altından daha kıymetli kandı.

    Sahte para mı ? Yahudi tüccar bunu mesele bile yapmamıştı. Ancak olay bütün İstanbul'a yayılmış, şehzade Halim Efendinin kulağına kadar gitmişdi. Şehzade hemen lalasını göndererek bu tüccarı buldurmuş, taklit olan parayı alıp yerine tüccara altın vermiştir.( Daha sonra o para İstanbul polis okulundaki emniyet müzesinin şeref mevkinde muhafaza edilmiştir.)

    Mekteb-i Sultaninin ( Galatasaray lisesinin) yiğitleri Muzafferle sınırlı değildi elbette. Celal vardı mesela, 646 Celal. 

    Çanakkaleye gönüllü nefer arayan ilanları görürü görmez gitmeye karar vermişti.

    Celal çanakkaleye gönüllülerin isminin alınacağı yere gece yarısında gitmişti. Sabaha kadar bekleyecekti orda çünkü listenin başına ismini yazdırmak istiyordu. Celal lisenin başarılı bir öğrencisi olduğu kadar Galatasarayın başarılı bir futbolcusuydu da. 

    Hatta 12 şubat 1911 de oynanan derbide fenere dört gol atmıştı. Ama şimdi kapıda bekliyordu. Sabah olacak ve ismini listeye ilk o yazdıracaktı. Öyle de oldu. 646 Celal gönüllüler listesinin başındaki 1 numaralı Celal olmuştu…

    Nice Celaller nice Muzafferler nice fidanlar düşmüştü toprağa. Evet onlar şehit kanıyla sulanmış bu vatan uğruna düşmüşlerdi toprağa. Nerden bileceklerdi ki onlardan on yıllar sonra onların emaneti bu topraklarda yaşayan kimi gençler onların adını bile bilmeyecekti.  

    Nerden bileceklerdi ki kimi gençler hiç mezarlarının başına bile uğramayacaktı. Kimi gençler ise ecdada saldıran “gavurun”  hayranı olup çıkacaklardı. Kimileri ise onların mücadelesini unutup “ölmeselermiş” diyeceklerdi…

    Çanakkale, kendisine sahip çıkacak gençliği beklemekte...

    • Yorumlar 1
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları