• BIST104.001
  • Altın145,495
  • Dolar3,5083
  • Euro4,1894
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 30 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    Çanakkale'nin Yürek Yakan Hikayeleri

    Bilal OKUDAN

    Çanakkale Savaşı'nın en acı gerçeklerinden biri de Osmanlı için savaştığını zanneden ancak farkında olmadan Osmanlıya karşı savaşan askerlerdi. Biliyorum şaşırdınız. İnsan nasıl yanlış tarafta savaşır değil mi? Ama kurnaz İngilizlerin kalleş tuzağına düşmüşseniz yanlış tarafta da savaşırsınız, düşman askeri derken İslam Ordusuna da kurşun sıkarsınız.

    Kimlerden mi bahsediyorum? Kısaca yürek yakan hadiseyi anlatalım: Birinci Dünya Savaşı'nın başladığı yıllarda İngiltere dünyanın en büyük sömürgeci güçlerinden biridir. Birçok Müslüman ülkeyi de sömürmektedir. Savaş başlayınca İngiltere cepheye sömürge ülkelerinden özellikle Müslüman ülkelerden asker götürmek için sömürdüğü Müslüman ülkelerde şu yalanı ortaya atar:

    “Ey Müslümanlar sizin halifeniz çok zor durumda. Büyük bir savaş var ve biz bu savaşta sizin halifenizin yanındayız. Halifenizi kurtarmak istiyorsanız gelin bizimle birlikte savaşın.”

    Çeşitli Afrika ülkelerindeki ve Hindistan’daki birçok Müslüman, o zamanki iletişim sıkıntılarından dolayı İngilizlerin kimin yanında savaştığını bilmedikleri için Osmanlının yanında savaşacaklarını zannederek İngilizlerin ordusuna katılmışlardır. Ancak acı gerçek cephede anlaşılmıştır. 

    Çok geçmeden Osmanlı askerleri karşı tarafta Müslüman askerler olduğunu sezmiş ve bir şekilde o Müslüman askerlere Osmanlıya karşı savaştıklarını anlatmak için harekete geçmişlerdir. Bunun en güzel yolunu tayyar paşa bulmuştur.

    Yanına çağırdığı sesi bir biriden güzel 50 tane Mehmetçiğe tüm siperlerde gür sesle ezan okumalarını söylemiştir. Biraz sonra dört bir taraftan ezan sesleri yükselmiştir. Ezan bitmiş ve biter bitmez de karşı siperlerde hareketlenmeler başlamıştır.

    Derken Osmanlı siperlerine küçük taşlara sarılı kağıtlar fırlatılmıştır. Kağıtlarda şunlar yazmaktadır: “Bizler Hindistanlı Müslüman askerleriz. İngilizler bize Almanlara karşı Osmanlı'nın yanında savaşacağımızı söylediler. Biraz önce ezan sesi duyduk, siz kimsiniz?”

    Okudukları karşısında dehşete düşen Osmanlı askerleri hemen şu notu yazıp karşı sipere atarlar: “Burası Osmanlı payitahtının( başkent) kapısı, bizler de Osmanlı askeriyiz.”

    Kısa bir süre sonra cephede kıyametler kopar. Daha sonra Osmanlı askerlerine haber gelir ki kiminle savaştığını anlayan Müslümanlar isyan etmiştir ve İngilizler tarafından geriye çekilmiştir…

    Başka yürek yakan bir hadise de Fransızların Kumkale çıkarması sırasında olmuştur. Gelin olayı yaşayan mülazım Ahmet Halit neler yaşadığını bize anlatsın.

    Şöyle diyor Ahmet Halid: "Çanakkale'de çarpışıyorduk. Siperlerde bulunduğumuz sıralarda düşman tarafından bir askerin sıçrayarak bize doğru yaklaşmakta olduğunu gördük. Korkusuz bir delikanlıydı bu, bizim erattan onu görenler arka arkaya ateş ediyor, fakat bu askerin bize yaklaşmasına engel olamıyorlardı. Düşmanımız, anlaşılan bize sokularak el bombası atacaktı. Arkadaşlarım birkaç el ateş ettiler isabet ettiremediler. Hemen silahımı doğrultarak nişan aldım ve ateş ettim. Vurularak yere düştü ve bir müddet debelendikten sonra hareketsiz kaldı. Sürünerek yanına gittiğimde ölmüş olduğunu gördüm. Fransız üniformalı, zenci bir askerdi bu. Üzerini yokladım, iç cebinde bir şişlik vardı. Elimi üniformandan içeri sokarak onu aldığımda dona kaldım. O değil ben vurulmuştum sanki. Elimde tuttuğum şey sözde düşmanım olan o zencinin kanıyla ıslanmış ir kur’andı. Ah sömürgeci İngilizler, ah o Fransızlar.”

    İsterseniz bir de Tunuslu bir Müslümanı dinleyelim bakalım o bize neler anlatacak:

    Evvela bizi iğfal ettiler: "Sizin halifenizle müttefikiz, onun düşmanı olan Almanlarla harp ediyoruz.  O halde sizin de halifenize yardım etmeniz dinen borcunuzdur", dediler. Sonra hakikat meydana çıkınca cebre, şiddete müracaat ettiler. Askere gitmemek isteyenlerin anasını, babasını; hapisler, işkenceler altında inlettiler. Evini barkını yaktılar. Bundan başka şayet muharebede kanımızın son damlasını dökmeyecek olursak, ailemizi perişan edeceklerini tekrar söylediler.  Bizim memleketlerimizdeki analarımız, babalarımız, çocuklarımız bugün o kâfirlerin elinde rehindir. Artık ne halde olduklarını Allahtan başka kimse bilmez.  

    ESİR DÜŞEN BİR TUNUSLU

    Demek ki İngilizler sadece Müslümanları kandırmakla kalmamış aynı zamanda savaşmak istemeyenlere korkunç işkenceler de yapmış. Mazlumların ve Müslümanların koruyucusu Osmanlı Devleti yıkılınca maalesef dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar emperyalist güçlerin sömürüsü altına girmiş ve korkunç zulümlere maruz kalmıştır. Bugün dünya müslümanları kendilerini bu zulümden kurtaracak Osmanlı torunlarını beklemektedir.

    • Yorumlar 0
    • Facebook Yorumları 0
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları