• BIST105.324
  • Altın146,472
  • Dolar3,4715
  • Euro4,1666
  • İstanbul 36 °C
  • Ankara 33 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    Çivi

    Bahadır YENİŞEHİRLİOĞLU

    Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), Azerbaycan Respublikası Gençlik Yardım Fonu, Azerbaycan Milli QHT Forumu’nun katkılarıyla Azerbaycan ve Türkiye Şehitlerini Anma Gecesi 100. Yıl Çanakkale programına katılmanın onurunu yaşadım.

    Azerbaycan Devlet Flarmoni Salonunda Çanakkale, Aşk Cephesi konferansını icrasının ardından Azeri diline çevrilen Eşq Cebhesi (Aşk Cephesi) romanının imza törenini gerçekleştirdim. 

    Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansının TİKA Bakü Koordinatörü Mustafa Haşim Polat Bey ve ajans çalışanlarının ve Azerbaycan Respublikası Gençlik Yardım Fonunu başkanı Ahmet Tecim Bey fon çalışanlarının çalışmaları göz doldurucuydu. İnanılmaz güzel faaliyetlerde bulunuyorlar. Fakat bu gezinin benim için en önemli bölümü Ermeni soykırımının apaçık belgeleriyle yüz yüze gelmekti.

    11149295_818973371512153_6853321636178291560_n.jpg

    Ermeni Vahşetinin, mezaliminin yaşandığı Quba şehrinde toplu mezarları ve soykırım müzesini gezme imkânı buldum. An ölümdü, an zulümdü. Etrafımda kaçışan kadın sesleri, çocuk seslerine karışıyordu. Ağlamalar ve çığlıklar. Gökyüzü kana bürünmüş çay kan kırmızısı akıyordu. Avuçlarımdan insanlık kayıp gidiyordu gördüğüm manzara karşısında. Bütün gönül çiçeklerim soluverdi.

    QUBA, Azerbaycan’ın Dağıstan sınırına yakın önemli kentlerinden biri. 1918’in Nisan -Mayıs aylarında Ermeniler bu şehirde  büyük katliam gerçekleştirmiş. Sadece  Quba’da 17 bin  Müslüman Türk katledilmiş.Katliam tüm gerçekleriyle ortada. 2007 yılında tesadüfi bulunan bir toplu mezar her şeyi gün yüzüne çıkarmış. Bu toplu mezarda 400’ün üzerinde insanın kemikleri var. Çocuk, kadın, yaşlı, genç demeden işkenceyle katledilmişler.

    Cesetlerin tamamı çıplak zira mezarlarda hiç düğmeye rastlanmamış ya da giysilere ait metal kalıntılarına ve kumaş kalıntılarına. Buradan yola çıkılarak katledilenlerin hepsinin önceden çırılçıplak soyuldukları düşünülüyor.  Katledilenlerin kafalarına canlı canlı çivi çakılarak, ya da ağır cisimlerle kafaları parçalanarak öldürülmüş olduklarının izleri hala bu gün ortada duruyor.

    22116_819119708164186_6501061989003552018_n.jpg

    Manzara korkunç. 
    Birbiri üzerine yığılmış kemikler  ve  kafatasları  bütün çıplaklığıyla vahşeti anlatıyor. Her yerden kemik fışkırıyor. Ermeni komitacıların soykırımını anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalıyor.  Toplu mezarlar özellikle nehir yatağında oluşturulmuş. Nehir alıp götürsün, iz kalmasın diye. Ancak binlerce Müslümanın cesedi bu toplu mezarlardan fışkırıyor. Tanıkların ifadelerine göre binlerce cesede ait parçaları, kemikleri nehir alıp götürmüş.

    Qudyal Çayını gördüğümde o gün geldi gözlerimin önüne. Kendimi bir an için o vahşetin yaşandığı anın tanıklığında buldum. İnsanlık onurunun hiçe sayıldığı, yaşamın kahredici bir acımasızlık ile nasıl yok edilişini düşündüm ve bütün hücrelerimde bunu hissettim. İnsanlık adına üzüldüm ve kahroldum. Yeryüzünde gerçekleşen nice soykırımların bütün ağırlığı üzerime çöktü. İnsanlık adına kendimi küçülmüş ve tükenmiş hissettim.

    Bu toplu mezarın hemen yanı başında, nehir kıyısında bir soykırım Müzesi oluşturulmuş. Kale kapısı gibi kapı bizim için açıldığında adımımı attığım andan itibaren zaman tüneline girmiş gibi hissettim. O günün fotoğraflarını, haritalarını, o günün tanıklığına dair insanların hatıralarını videoda izlediğimde tüylerim diken diken oldu. Müzenin içinde yer alan sembolik siyah lahit üzerinde yer alan pencereden bütün mazlumların ruhları beni izliyor gibiydi. Ürperdim ve insanoğlunun nasıl bu denli acımasız olabileceğini anlamaya çalıştım. Ama beceremedim. Zira aklım durmuş gibiydi. Gün budanmıştı, gök budanmıştı, yer budanmıştı insanlığından uzak bir güruhun ellerinde an paramparçaydı.

    Azerbaycan yönetimi 2013 yılında müzeyi tamamlamış ve ziyarete açmış. Müzenin mimarisi çok ilginç topraktan fışkıran iki kılıç ucu gibi. Şunu demek istiyor hiç bir gerçek sonsuza kadar gizli kalamaz.

    Daha yüzlerce açılmayı bekleyen gün yüzüne çıkartılmamış toplu mezarların bulunduğunun söylenmesi acılarımı büyüttü.

     Ermenilerin asılsız yalanlarına gerçek belge olsun diye,  birkaç toplu mezar, hiç dokunulmadan korumaya alınmış.

    Tarihçilerin ve araştırmacıların gelip, inceleyip, katliamı tespit  etmeleri için bu kuyular orijinal haliyle korunuyor.

     Quba’nın 167 köy ve mahallesinde katliamlar yapılmış. Ermenilerin tüm Azerbaycan topraklarında vahşi katliamlar yaptığı biliniyor.

    Bakü, Gence, Şamaxı, Göyçay, Cavad, Salyan, Karabağ, Zangazur, Nahçivan ve  Lankaran bölgelerinde de  onbinlerce Azerbaycanlı hunharca katledilmiş. Bu katliamlardan Yahudi ahali de payını almış. Bu bölgelerde ki katliam belgelerinin gün yüzüne çıkarılması için de kapsamlı bir çalışma yürütülüyor.

    İnsanların din adına nasıl bu denli acımasız olabileceğini anlamak istemiyorum. Bunu reddediyorum.

    Güller budanmış, kuyulara atılmış.

    Ateşler yakılmış haneler küle savrulmuş.

    Kahrolası bir soy kırımda her şey apaçık ortaya çıkmıştı.

    Bana sadece ağlamak düşüyordu ve yazmak.

     

    11149270_819119481497542_229988003432904580_n.jpg

    • Yorumlar 1
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları