• BIST109.361
  • Altın153,268
  • Dolar3,8380
  • Euro4,5070
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »

    Çocukluk Döneminde Yas Süreci

    Burcu BAYSAL

      “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun” (Biz Allah'a aidiz ve sonunda O'na döneceğiz)  sırrıyla yetiştirebilmek çocukları…

            Her gün ebedi aleme onca sevkiyat olduğunu bildiğimiz halde Soma’da yaşanan maden kazası daha bir titretti gönüllerimizi. Ne olmuştu o gün, neden olmuştu? Olayın sebepleri üzerinde yorumlar yapan programlara takılıp kaldık;  ‘ateş düştüğü yeri yakar’ anlayışıyla içimizi rahatlatmaya çalıştık belki günlerce.  “Ateş düştüğü yeri yakar.” Bu söz değil midir yıllardır bir felaketle ya da ölümle karşılaştığımızda hemen dilimize yerleştirdiğimiz. Belki de bu söz bizleri bencil, duygularında samimiyetsiz bir toplum haline getirdi ve bu söz yüzünden insanların acılarını hissetme yetimizi kaybettik. Oysaki bu elim kaza sonrasında ateş düştüğü yeri değil hepimizin yüreğine dokunmalıydı. Oradaki insanların sorunlarına, oradaki yetim kalan evlatlarımızın acılarına ortak olmalıydık her an. Olayın gelişimi, sebebi, süreci ile ilgili yazılacak çok şey, söylenecek çok söz var muhakkak; bunu işin uzmanlarına bırakarak insan olarak ölüm gerçeğini nasıl anlamamız; çocuklarımıza nasıl anlatmamız gerektiğine değinelim.

             Kainatın kitabında, ‘Her canlı, ölümü tadacaktır.’ buyruluyor. (Enbiya,35). Bu da gösteriyor ki ölüm gerçeği ile her an iç içeyiz.  Ama bunu ne kadar bilirsek bilelim tanık olduğumuz her bir ölüm bize göre ansızın gelir ve yüreklerimizi alt üst eder. Belki de o an hepimiz kendi ölümümüzü tasavvur ederiz ve tüm bedenimizi bir ürperti sarar. Şu kesinlikle unutulmamalıdır ki ölüm bir son değil bir başlangıçtır, bir ayrılık değil ebedi bir aleme, ebedi bir saadete tebdili mekandır. Nasıl ki anne karnından dünyaya gelen bebek ayrılıktan ağlar; dünya misafirhanesinden ebedi hayata geçenler için de hep bir ağıt hep bir hüzün yaşanır. Bu nokta da ahiret inancının sosyal hayatta gençlere, çocuklara etkilerine değinmek gerekir.

    • Çocuklarımıza bu noktada ölümü anlatırken yaş gruplarına göre farklı şekilde yaklaşmak gerekmektedir. Küçük yaşlardaki çocuklar ölümden sonra, toprak altında sevdiklerine zarar geleceğini, onları bir daha asla göremeyeceklerini düşünebilirler. Bu durumda çocuğa ölümün bir son olmadığını daha somut bir şekilde anlatmak gerekmektedir. Örneğin aldığınız bir tohumu çocuğunuz ile toprağa dikip, onun yeşerip çok güzel bir çiçek şekline dönüştüğünü gözlemlemesini sağlayabilir ve bunu ölümle ilişkilendirebilirsiniz. Allah’ın, kendisini ve kaybettiği yakınını çok sevdiğini, onu içinde istediği her şeyin bulunduğu cennetine aldığını söyleyebilirsiniz. Küçük bir tohuma değer verip onu çok güzel bir surette hayata kazandıran Yaratıcının bir insanı da çok sevdiğini ve başka bir alemde daha güzel şekilde ona bir hayat vereceğini anlatabilirsiniz.  Bu süreçte “Babanı(anneni, abini,amcanı,dayını vs.) kaybettik. O artık yok.” gibi ifadelere asla yer vermemelisiniz.
    • Çocuklarınızın ölüme yüklediği anlamı anlamaya çalışmalı ve erken yaşlarda çocuklarınızda ahiret inancının yerleşmesini sağlamalısınız.
    • Çocuklarınıza, Allah’ı anlatırken, O’nun; rahmetli, şefkatli, hayatı ve ölümü veren, her şeyi çok güzel yaratan, insanları çok seven, annenin kalbine çocuklarını sevmesi için sevgi koyan, güzel yemekler yapması için ona yetenek veren, herkesin iyiliğini isteyen yaratıcıdır şeklinde ifadeler kullanmaya özen göstermelisiniz.
    • Çocuklarınıza ölümü uzun süreli bir uyku şeklinde tarif etmeyin. Özellikle 5-6 yaşlarındaki çocuklar için bu şekilde yapılan tanımlamalar uyku bozukluklarına yol açabilir.
    • Yas sürecinde, çocuklarınızın aşırıya kaçmamak kaydı ile keder, üzüntü gibi duyguları yaşamasına ve ağlamasına izin verin.
    • Yas sürecinde çocuklar kendi yaptıkları hatalar nedeniyle sevdikleri kişinin ölümünden sorumlu olduğunu düşünüp, suçluluk psikolojisine kapılabilirler. Bu süreçte bu fikrin doğru olmadığını çocuklarınıza izah edin.
    • Çocuklarınıza, ölen kişiyi sevmeye ve özlemeye devam edeceğinizi söyleyin ve onların acılarını hafifletmeye çalışın.  Ölen kişinin yerini kimsenin dolduramayacağı ve o kişinin hep özel olacağı fikri çocuklarınızı rahatlatacaktır.
    • Ev içinde yas sürecinin uzun süreli yaşanmasına izin vermeyin.  Olabildiğince kısa bir süre içinde, yaşadığınız kayıp olayından önceki gündelik yaşantınıza (çalışma hayatı, ev işleri, alışveriş, ziyaretler, vb.) dönmeye çabalayın. Ağlama ve sinir krizleri geçirme gibi duyguların şiddetli şekilde dışa vurulduğu süreçlere çocuklarınızın tanık olmasını önleyin.
    • Yas sürecinde çocuklarınızda uyku bozuklukları, öfke nöbetleri, içe kapanıklık, altına kaçırma şeklinde davranışlar oluşabilir. Bu süreçte bu davranışlardan dolayı onları suçlamayın ve bu zorlu günlerin üstesinden birlikte gelebileceğinizi onlara hissettirin.
    • Ölen kişiyi anılarda yaşatmaya devam edin, hep birlikte fotoğraflara bakarak tekrar güzel günleri hatırlayabilirsiniz.
    • Ölen kişinin kabrini ziyaret edin ve çocuklarınızla birlikte dua edin.
    • Çocuklarınızın duygularını ifade etmelerine yardımcı olmak için onlarla çeşitli oyunlar oynayın ve resimler çizin.
    • Evlatlarınızın yanında sürekli “ Ben onsuz yapamam, o olmadan nasıl yaşarım” şeklinde cümleler kurmaktan kaçının. Bu cümleler yerine “Onu özlüyoruz, birlikte çok güzel günlerimiz oldu ve hayatta olduğumuz sürece onu anılarımızda yaşatmaya devam edeceğiz” şeklinde cümleler kurun.

         Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) “Kalp üzülür, göz yaşarır. Fakat Rabb’imizi kızdıracak bir söz de söylemeyiz. Şüphesiz biz O’ndan geldik ve şüphesiz O’na döneceğiz.” sözleri yüreklerimizi ferahlatıyor. Bizleri bizden daha çok düşünen, her şeyin en doğrusunu bilen, merhametlilerin en merhametlisi Rabbimizi tanıdıktan ve ahiret yolculuğunda yanımıza almamız gereken şeyleri bildikten sonra ölümün gülen yüzünü görebilir ve ebedi bir hayata adım atabiliriz.

     

     

     

     

    • Yorumlar 0
    • Facebook Yorumları 0
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları