• BIST108.153
  • Altın153,903
  • Dolar3,8325
  • Euro4,5073
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara -1 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »

    "Çocuktan Al Bilimi"

    Öğr. Gör. Uğur SOYKAN

         Aristoteles, Öklid, Arşimet, Muhammed El-Harezmi, Kopernik, Max Plank ve Faraday! Hepsi ve dahası bilimin altın kolyesinin birer simgeleşmiş parçaları… Bilimi ve doğayı birleştiren anlayışların efendileri onlar. Yüzlerce sayılabilecek bilim adamlarının yanı sıra, bilim, doğası ve felsefesi, yüzyıllar boyu uygarlıkların, tarihçilerin ve birçok toplumun ilgi odağı olmuştur. Niye mi?

         Bilimin göze batan farklılığı, merak duygusu ve olaylara açıklık getirme çabası onu vazgeçilmez yapıyordu. Bu yüzden birçok farklı kuram ve anlayışlarla açıklandı bilim ama bence en sade olanı, hiç ölmeyecek yaşayan canlı bir varlık, her devri aydınlatan bir güneş, devrimden devrime koşan bir maraton atleti ve her anımızda bize eşlik eden bir hayat arkadaşı olmasıydı. Peki, biz insanların bilime olan ilgisi nasıl arttı ki? Tarihte, insanoğlunun bilime olan açlığı, etrafında gerçekleşen onlarca doğa olayını anlama gayretiyle hız kazanmıştırBu dünya sahnesinde,  ilk zamanlar, doğada olup bitenler karşısında güçsüz birer sahne oyuncuları iken, doğanın düzenini, temel ritimlerini ve felsefesini bilim sayesinde anlamamızla adeta bu oyunun kurgucusu haline geldik. Yani gerçeği, her düzeye ve düzene yansıtabildik. Kısacası biz, Homo Sapiens’ler olayların nedenlerini,  birbirleri ile olan bağlantılarını ve kuramlar sayesinde ileride oluşabilecek gerçekleri açıklamak gibi bir uğraş ve çaba içerisinde buluverdik kendimizi.

          Bu noktada şunu sormamız lazım o zaman kendimize  “Aynı şeyleri, gelecek günlerin yol lambaları olan günümüz çocukları da yapıyor mu?”. Bunu hiç sorguladık mı? Taş devrinde bile insanlar, karınlarını doyurmak için avlayacakları hayvanların hareket, alışkanlık ve davranışlarını gözlemişken, günümüzde çocuklarımızın da etrafta olup bitenleri gözlemlemesi ve sorgulaması gerekmiyor mu? Buğulaştırılan dünya camlarını silmeleri gerekmiyor mu?

         Bundan dolayı, şunu belirtmek isterim ki bilimi ve doğayı çocuklarımızla birleştirmeyi hedef edinmeliyiz. Bırakın evde iken çocuklar etrafındakileri keşfetsinler, kırsınlar, döksünler, elektronik bir cihazı bozup içinde neler olup bittiğini almaya çalışsınlar, karşılaştığı problemleri çözmek için minik planlar ve icatlar yapsınlar, bilimin doğası ile iç içe olup çamurdan arabalar, kamıştan uçurtmalar yapsınlar! Bırakalım çocuklar kendi bilimlerini kendileri yapsınlar, her olaya merak duyan o masum kişilikleriyle kendi bilimsel devrimlerini kendi içlerinde gerçekleştirsinler!  Kuhn’ un da dediği gibi kendi dünyalarındaki eski gelenekleri bir yenisiyle değiştirsinler. Aklını ve hayal gücünü kullanarak bilime karşı fikir ve bakış açısı kazansınlar! Bizlere gelince, bilim ve çocukların bir arada olması gerekliliğinin farkında mıyız peki? Hep aklımızda olmalı aslında bu söylenenler hep. Küçük fikirlerinin etrafını kocaman duvarlar örmek gibi bir niyetimiz yoktur sanırım!

         Şu sözlerde bu haftaki yazımı bitirmek istiyorum, çocukların kurdukları küçük bilimsel hayaller bazen biz büyüklere saçma gelebilir ve hatta tersleyebiliriz de ama şu unutulmamalıdır ki hayaller zaten ulaşmak için değildir, saçmalık onun doğasında olmalıdır zaten. Hayaller sadece ve sadece, engellerle, tümseklerle, düşmelerle ve kalkmalarla dolu olan tatlı hayatlarında, onların ulaşamadıkları ama yolları aydınlatan yıldızları olacağı anlayışını yaşatmaktır esas olan !!!

     

    • Yorumlar 0
    • Facebook Yorumları 0
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları