• BIST102.270
  • Altın149,533
  • Dolar3,5485
  • Euro4,2033
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 13 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    Dama”cana” Zarar Veriyor mu?

    Öğr. Gör. Uğur SOYKAN

              “Damacana skandalı açıklandı!”, “Damacana su tehlike saçıyor!”, “Sağlık Bakanlığı’ndan damacana sularla ilgili açıklama!” gibi haber manşetlerini günümüz medyasında sıklıkla duyar olduk. Evimizden eksik etmediğimiz damacana sular hakkında çıkan bu alarm niteliğindeki haberler insanlarımızı gerçekten çok tedirgin ediyor ve endişelendiriyor. Peki, nedir bu damacana gerçeği? Damacanalar gerçekten bu kadar zararlı mıdır?

            İlk olarak her firmanın sularını ambalajlamak için kullandığı plastik malzeme olan polikarbonattan bahsetmek istiyorum. Polikarbonat, bisfenol-A [ (CH3)2C(C6H4OH)2) ] ve fosgenin  (COCl2) polimerleşme reaksiyonu sonucunda oluşan bir plastik malzemedir. Kolay işlenmesi, kalıplanması ve şekillendirilmesinin yanı sıra üretim maliyetinin düşük olması, dayanıklılık ve hafif olma gibi özellikleriyle damacana plastik üretim sanayisinin vazgeçilmez bir üyesi haline gelmiştir. Zaten evinizdeki damacananın altına baktığınızda polikarbonatın plastik geri dönüşüm kodu olan 7 rakamını ve İngilizce yazım kısaltması olan PC (polycarbonate) yazısını rahatlıkla görebilirsiniz. Fakat burada gözden kaçırılan bir nokta var! Plastik damacana yapımında kullanılan hammaddelerden biri olan bisfenol-A (BPA)’nın pek de masum olmamasıdır. BPA’nın zararlı olup olmamasından çok, asıl önemli olan polikarbonat esaslı ambalajlardan suya BPA’nın karışıp karışmadığıdır. BPA sağlığa zararlı bir kimyasal maddedir. Bu yüzden, Türkiye’de dâhil olmak üzere çoğu ülkede yeni doğan bebeklerin bisfenol-A’ ya daha duyarlı olmalarından dolayı biberon yapımında polikarbonat kullanılması yasaklanmıştır. Peki ya hem çocukların hem de yetişkinlerin evde kullandığı damaca sular? Bu açıdan niye hiç bakılmıyor? Sevgili okurlarım,  Bisfenol-A özellikle, dolum tesislerinde defalarca damacanaların sıcak su ile yıkanması sırasında, suların korunaksız nakliyesi, satış yerlerindeki uygunsuz saklama koşulları ve hatta evimizde güneş ışığına maruz kaldığı zamanlarda damacanadan çok kolay suya geçebiliyor ve oldukça zararlı hale geliyor. Biz de bu aşamalardan geçmiş olan suyu kendimiz de dâhil olmak üzere evdeki herkes ile sürekli tüketiyoruz. Sonuç olarak fazla miktarda suya geçen Bisfenol-A obesiteden tiroite hatta kansere kadar giden birçok sağlık sorununa davetiye çıkarıyor. Bu tehlikeleri biraz olsun indirgeyebilmemiz için çok pahalı olmasından şikâyet edilen ancak daha sağlıklı olan cam damacanalar veya eskilerin çok sık kullandığı toprak testi ya da küpler tercih edilebilir.

              Damacana tehlikesinin ardından, gelelim şimdi içme suyuna! İlk tehlike Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsat verilmeyen su firmalarının piyasada faaliyette olduğu gerçeğidir. Bu sebeple sağlığımızı korumak için Sağlık Bakanlığı’nın onay verdiği su firmalarını tercih etmek gerekmektedir. Ama bazen ruhsatı olan firmaların da su kaynaklarında bir takım kirlenmeler olabiliyor. Depremlerle, aktif tektonik hareketlerle vb. doğa olaylarıyla, su firmasının kullandığı su kaynağının geliş yolu değişebilmekte ve dolayısıyla kaynak suyun içinde bulunan mineral miktarı da değişime uğramaktadır. Çünkü tarımsal faaliyetler, zirai ilaçlar ve kullanılan böcek ilaçları toprak yoluyla kaynak suyuna geçebilir. İşte size temiz bir kaynak suyun kirlenme macerası! Gerekli kontroller bazen yapılmadan sanki kaynak su hep aynı kalıyormuş gibi yapılan dolumlar sağlığımızı açıkça tehdit etmektedir. Bu değişimler sonucunda içme suyundaki oranı litrede 10 mikrogram olan arsenik konsantrasyonun artması ve zararlı kimyasalların suya karışması cilt kanseri, sinir sisteminde duyu bozukluğu, böbrek yetmezliği, akıl hastalıkları kalp yetmezliği ve birçok kanser hastalıklarına yol açmaktadır.

                   Damacana sularda görülen bir diğer tehlike ise içme sularına dezenfeksiyon için uygulanan klorlama işlemidir. Eminim ki “suların klorlanması” veya “klorlu su” tabirini duymayan yoktur aramızda. Ama şunu belirtmek isterim ki suyun dezenfeksiyonunu klorun kendisi değil, içinde klor atomunu barındıran kimyasal bileşikler sağlamaktadır. Ayrıca her klor içeren bileşiğin dezenfektan özelliği yoktur. Eğer öyle olsaydı evde sofra tuzu (NaCl) kullananların veya hastanelerde serum (izotonik sodyum klorür solüsyonu)  takılan hastaların hali ne olurdu bir düşünün! Dezenfektan özelliği bilinen oldukça fazla klorlu bileşik vardır fakat Türkiye’de yaygın olarak kullanılan klorlu bileşikler sıvı klor yani çamaşır suyu (sodyum hipoklorit; NaOCl), gaz klor (Cl2) ve toz klor (kalsiyum hipoklorit; Ca(OCl)2 )’dur. Bu klorlu maddelerden herhangi biri suya uygulandığında dezenfeksiyon özelliği olan aktif klor hipoklorik asit (HOCl) oluşur.

    • NaClO (Sıvı Klor) + H2O     HOCl (Aktif Klor)  + NaOH (Kostik)
    • Cl2 (Gaz Klor)  + H2O     HOCl (Aktif Klor)  + HCl (Hidroklorik Asit)
    • Ca(ClO)2 (Toz Klor) + 2H2O  →  2HOCl (Aktif Klor) +Ca(OH)2

              Reaksiyon sonucunda oluşan aktif klor ve hidroklorik asit bakterilerde glikoz oksidasyonunu inhibe ederek bakterisid etki gösterir. Ayrıca sülfidril grubu ( kovalent olarak birbirine bağlanmış kükürt (S) ve hidrojen (H) atom grubu) taşıyan bazı enzimlerin aktivasyonunu da azaltır. Tüm bu olumlu etkilere karşı sağlığı tehdit eden yanları da söz konusudur elbette. Klor suda bulunan bazı organik maddeler ile etkileşerek istenmeyen yan ürünlerinin oluşmasına sebep olur. Bu yan ürün gruplarından birisi de kanserojen etkisi kanıtlanan halometanlardır. Halometanlar metan (CH4) molekülünde bulunan hidrojen veya hidrojenler yerine halojen grubundan (F, Cl, Br ve I) bir atomun karbona bağlanmasıyla oluşan bileşiklerdir.  Ayrıca suda bulunan ağır bir metal olan arsenik ile klor 80–85 °C’de reaksiyona girerek arsenik triklorürü ( AsCl3) oluşturur ve bu bileşik oldukça toksik ve sağlığa zararlıdır.

    • 2 As + 3 Cl2   →  2 AsCl3

                    BPA, kaynak suyunun kirlenmesi ve klorlamaya ek olarak kuvvetli, doğal bir dezenfektan ve mikrop kırıcı olarak içme sularına uygulanan ozondan da (O3) bahsetmeden geçemeyeceğim. Ozon sudaki mikrop, bakteri ve kötü kokuları yok etmekte diğer dezenfektanlara kıyasla ( klordan yaklaşık 3000 kat ) oldukça güçlüdür. Fakat suda ozonun kullanılması sağlık açısından bazı tehlikeleri beraberinde getirir. İçme suyu ozonladığında, suyun içinde doğal olarak bulunan bromür (Br-) iyonu ozonla kimyasal olarak birleşir ve sonuç olarak bromat iyonu ya da bromoform gibi yan ürünler ortaya çıkar. Kanserojen olduğu bilinen bromat ve bromoform insan sağlığı üzerinde çok ciddi sağlık problemlerine neden olabilmektedir. Kısacası ozonlama işleminin dikkatli yapılmaması kaş yapayım der iken göz çıkarma deyimiyle birebir uyuşabilir.

    • Br-  + O3  →  BrO- + O2
    • OBr- + 2O3     2O2 + BrO3-( bromat iyonu)
    • BrO- +  H+  →  HOBr
    • HOBr + organik maddeler   →  CHBr3 (bromoform)

              Gördüğünüz üzere damacana sular kaynağından taki evimize gelene kadar birçok aşamadan geçmektedir ve her aşamada dikkat edilmezse ve gerekli kritik noktalarda kalite kontrolleri yapılmazsa sağlığımız açısından çok zararlı olabiliyorlar. Tüm bu yukarıda bahsettiğim suyun yararından çok zararının baskın hale geldiği tehlikelerden kurtulmak için naçizane tavsiyem ise kaynağı belli olmayan suları tüketmemek ve kaynağından alınan suyun hangi koşullarda ambalajlanmış olduğunu bildiğimiz veya takip edebildiğimiz suları içmemiz gerektiğidir. Sevgili okurlarım yeni yıla damacana tehlikesi gibi tedirgin edici bir konu ile başlamış olsak da, yeni yılda günlerinizin su gibi berrak olmasını dilerim…

    • Yorumlar 3
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları