• BIST102.270
  • Altın149,533
  • Dolar3,5485
  • Euro4,2033
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 13 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    Galatasaray'da Başkanlık Seçimi ve Beşiktaş'ın İçindeki Hainler

    Ali Yiğit KUTLUCA

    Galatasaray’da son dönemlerin en çalkantılı günleri yaşanıyor. İlk olarak seçimli kongreye gidileceği açıklandı. Ardından da mevcut başkan Ünal Aysal’ın yeni dönem için aday olmayacağı öğrenildi. Takım içerisinde, alınan başarısız sonuçların da getirdiği ikilemle birlikte kara bir hava hâkim. En son Başkan Ünal Aysal seçime girmeyeceğini açıklamasının ardından, oyuncular ve teknik ekibe yemek verdi. O yemek esnasında ve sonrasında yaşananlar, taraftarların Ünal Başkan’a sevgi içerikli tezahüratlarda bulunması önemli bir durumdu.

    Başkan Ünal Aysal’ın Galatasaray başındaki icraatlarını aslında ikiye ayırabiliriz. Fatih Terim’li 2 şampiyonluğun ve şampiyonlar liginde başarıların kazanıldığı, transfer politikasındaki akıllı tercihler doğrultusunda finansal sorunların bulunmadığı, teknik konulara yönetim kanadının karışmadığı ve bunun sonucu olarak da kurumsallık açısından dünya futbolundaki eski prestijini yeniden kazandığı yükselme dönemi…

    Bir de gerileme dönemi var tabii.. Bu dönemdeki kilit nokta ise Ünal Aysal’ın zafer sarhoşluğu ve başarının getirdiği ego ile birlikte Galatasaray’ın sahibi olduğunu sanması ile başladı. Yönetimde yerinde olmayan kadrolaşmalar gerçekleşti. Artık Fatih Terim’in işine çok fazla karışan bir başkan ve yönetim anlayışı vardı. Takımı geleceğe taşımak amacıyla yapılan genç yabancıların transferlerinde müthiş bir para harcandı ki bunların çoğu şimdi başka takımlarda…

    Fatih Terim, takımdan gönderildi ve ipler o andan itibaren koptu. Yeni gelen Teknik direktör Mancini ile imzalanan sözleşmenin süresi Terim’inkinden daha fazlaydı. Gelen teknik adam, kurt bir hoca değildi ve çok büyük risk alınmıştı. O gitti ardından Prandelli geldi. O da gerçekten riskli bir tercihti. Basketbolda federasyon ile kendilerine görehaklı bir şekilde yapılan zıtlaşmalar, final maçına takımın çıkmaması sonucu kaybedilen şampiyonluk. Yönetim olarak bana göre yapılan en büyük hataydı bu. Ellerine hiçbirşey geçmedi ve üzerine de ceza aldılar. Sonunda bugüne geldik, artık yönetim değişecek ve durum nasıl olacak? Borçlar bitecek mi? Oyuncular rahat bir nefes alıp kendilerini futbola verecekler mi? Bu soruların hepsinin önümüzdeki dönemde seçim sonrası doğru veya yanlış olarak yanıtlanacağı kanaatinde iyi bir seçim olmasını dilemekteyim.

    BEŞİKTAŞ VE İÇİNDEKİ HAİNLER

    Bursaspor maçı sonrası başkan Fikret Orman’a yapılan hakaretler ve küfürler, camia içinde taraftar dediğimiz hainlerin olduğunu göstermiştir. En zorlu olan Bursaspor deplasmanında kendi taraftarlarının bir başkana küfretmesi kadar kötü bir şey olamaz. Rakip takım taraftarı, olduğunca saygılı bir tutum sergilerken hainlerin içeriden çıkması, onların bu kulüpten temizlenmesi gerektiğini göstermiştir.

    Geçen yıl Galatasaray derbisinde yaşanan olaylar da bu gibi hainlerin işidir. Bir Beşiktaş taraftarı olarak insanın en zoruna giden şey, kendi taraftarınızın size haksız yere küfürler savurmasıdır. Beşiktaş, belki futbol olarak iyi değildir, puan kaybedebilir, borçları olabilir ama sizin bir taraftar olarak takımınızın yanında bulunmanız en önemli gerekliliktir. Zaten bir takımı büyük yapan da taraftarının rakiplerine ve kendi temsilcisine kulüp ruhunun gerektirdiği şekilde davranmasıdır. Bu nedenle Beşiktaş’ın her zaman büyük bir taraftar grubunun olduğunu düşünmüşümdür. Türkiye’nin en iyi taraftarına yakışmayan bu davranışları sergileyen hainlerin kulüpten ve taraftarlıktan uzaklaştırılması gerekir.

    • Yorumlar 0
    • Facebook Yorumları 0
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları