• BIST108.153
  • Altın153,903
  • Dolar3,8325
  • Euro4,5073
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara -1 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »

    Güvercinleri Köpeklere Kurban Edemeyiz

    Bahadır YENİŞEHİRLİOĞLU

    Küresel sömürü medeniyeti, söylemleri ile uygulamaları çelişen, insanlığa huzur sağlamayı amaç edinmemiş, globalizm adı altında yeni bir sömürgecilik peşinde koşan, gizli faşizmin egemen olduğu sahte bir medeniyet. Ruhunu kaybetmiş ,annesiz kalmış darmadağınık yalnızlık çığlıkları arasında  bir medeniyet.

    Bu sahte Medeniyetin önünde duracak tek ve gerçek güç kadim kültürlerin  bozulmamış,iğdiş edilmemiş pür ve sahici halidir.

    Bunun görülmüş bulunması küresel oyun kurucuların ne bahasına olursa olsun bu algıyı yok etme çabaları bu yüzden tarihte görülmediği kadar güçlü ve  şiddetli olarak günümüzde icra edilmektedir.

    Türkiye’nin Küresel sömürü medeniyetinin karşısındaki siyasi ve askerî direnişinde muvaffak olabilmesi için temsil ettiği medeniyetin “Küresel sömürü medeniyeti” karşısındaki üstünlüğünü ortaya koyabilmesi, kaybettiği kendi medeniyetinin kodlarını hayata geçirmesine bağlıdır.

    Bütün güvercinlerin havalanma zamanıdır. Kutlu  mabetlerimizde şadırvanlardan akan suya ve dua seslerine eşlik ederek hem de.

    Süfli medeniyetin iğdiş ettiği zihinlere yerleştirilmiş ne varsa bir an önce silip atmalıyız. Gerçek diye algıladığımız hamasi ve ayrıştırıcı reflekslerden bir an önce uzaklaşmalıyız.

    Medeniyetimizin Küresel sömürü medeniyetinin sinsi şifrelerini ortaya çıkartabilmesi ve karşısında dimdik durabilmesi için kendi kusurlarıyla yüzleşmesi,hatalarını görmesi,ve medeniyetini var eden tüm unsurlarla barışması ve barışı bir an önce sonuçlandırması gerekmektedir.

    Derhal,hemen,öncelikli olarak sivil bir Anayasaya kavuşmamız her geçen gün hayati önemini daha da artırmaktadır.

    Kadim medeniyetimiz küresel sömürü medeniyetinden daha üstün bir medeniyeti ortaya koyabilecek ve uygulayabilecek yeteneklere sahiptir. Bunu başarmıştır ve sadece küllere biraz daha güçlü üflemelidir.

    Bunu gerçekleştirmek istemesindeki tek amaç  baskı ve zorlama oluşturmak değil, aksine baskı ve zorlamanın ve küresel sömürü düzeninin vermiş bulunduğu zararları yok etmeye yönelik yeni bir Medeniyet tasavvuru ortaya koymak gayeli olmalıdır.

    Bunun için sanatı,edebiyatı, şiiri,estetik değerleri  tekrar hayatımıza  adapte etme mecburiyetindeyiz. Üretilmiş ilahlara, sahte kahramanlara, ruhsuz ve içeriksiz figürlere ihtiyacımız yoktur.

    Rüyalarını kaybetmiş insanoğlunun renklerini yitirmiş  çaresizliği, medeniyet olarak sunulamaz. Damarlarına sentetik dünyaları dolduran bir batı asla dünyanın kurtuluşunun ümidi rolüne soyunamaz.

    Şu an ki sıkıntılarımızın altında da estetik kaygıları kaybetmemiz yatmaktadır.Neslini kaybeden hayallerini kaybeder.Doğrultmaya değil yıkmaya yönelir.Güldürmeye değil ağlatmaya meyillidir.

    Sahte medeniyetin sanat ve edebiyatla yok ettikleri ne varsa, sanatla ve edebiyatla tekrar geri alma zamanımız çoktan gelmiştir.

    Biz dünya milletlerine tepeden bakan onları sömürgeleştirmeye çalışan, bir millet değiliz. Tarih boyunca da olmadık. Batılı insanların bunalımının kaynağı olan özdeki boşluğu doldurmaya bizim medeniyetimiz ancak talip olabilir. Bu iddia ile yola çıkanların dünyayı getirdikleri cinnet ortamı  ortadadır.  

    İnsan hakları, ahlak, adalet gibi temel kavramların tamamı yüce dinimizden kaynağını almıştır.

    Bizim Medeniyetimiz Tasavvuf Medeniyetidir.

    Gerek Türk milleti gerek diğer İslam milletleri bu özden uzaklaştıkları için büyük bir gerileme ve çöküş yaşamışlardır. Avrupa ülkeleri nezdinde İslam dininin yayılmasındaki en büyük amil Tasavvuf’tur.

    Tasavvuf İslam’ın bir cüz’ü değil, bizzat İslâm’ın özüdür, İslâm’ın özünü kavrama ve yaşama yoludur. Bu öyle bir terbiye ve öğretidir ki, yüksek değerlerin kaynağı olduğu gibi insanlığa huzuru getirebilecek yegane yöntemdir. Zira bu öğreti dünyayı, maddeyi değil, manayı temel almaktadır. Türkiye fikirsel sahada üstünlükleri eline geçirmek istiyorsa Psikolojik ve fikrî harp sahasında kendini göstermek, mecburiyetindedir.

    Küresel sömürü medeniyeti Dünya halklarına huzur, ahlak, refah ve mutluluk götüremeyen bir medeniyet olduğunu bugün Ortadoğu da  çok açık olarak ortaya koymuş bulunmaktadır.

    Üstün bir medeniyete sahip olduğunu iddia eden Batı ülkeleri, diğer ülkelere çıkarlarının penceresinden bakmakta, bütün modern ilkeleri bu çerçevede değerlendirerek birçok sahada çifte standart örnekleri sergilemektedir. Dünya bunun örnekleriyle doludur.Şu an ,hemen şimdi sınırlarımızın ötesine bakmak yeterli olacaktır bunu anlamak için.

    Biz tarihin şahit olduğu gibi insanlara huzuru, adaleti, can ve mal emniyetini temin etmiş modern medeniyet ilkelerini insanlığa ulaştıran büyük bir milletiz. Bu tarihi mirasımızın gereklerini yerine getirmek üzere dünya milletlerinin huzuru için elimizden geleni yapmaya, dostluk ve iyi niyet temeline dayalı bir dayanışma içinde bulunmaya mecburuz.

    Toplumsal ve idari sahaya yön vermesi gereken medeni ilkelerin uygulanması için göstereceğimiz gayretin itici gücü bizim kendi medeniyetimizin ta kendisidir.

    Dünyaya huzur getirmeyen Küresel sömürü medeniyetinin kendisinin de huzurlu olması mümkün değildir.

    Ahlaktan ve manevî özden yoksun olan hiçbir sistem insanlığa huzur getirmez.

    Kendi ihtirasları uğruna ülkeler arasında sınırlar çizen, çizilmiş sınırları değiştirmeye kalkan, harpler ve ihtilallar tertip etmekten çekinmeyen ülkelerin, mazlum milletlerin hamiliği rolüne soyunmaya hakları yoktur. Orta doğu, sömürü amaçlı olarak canavarlar üreten  batı medeniyetinin bu canavarları kontrol etmeye çalıştığının görüntüleri ile  doludur.

    İslam coğrafyası hiç bir zaman bu denli kapsamlı,sinsi ve stratejik bir saldırı ve tehlike altında olmamıştı. Bu yüzden yeniden  oturup düşünme ve  aklımızı başımıza alma zamanımız gelmiştir.

    Güvercinleri,köpeklere kurban edemeyiz. 

    • Yorumlar 1
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları