Kavcıoğlu: Finansal sistemin TL ağırlıklı hale gelmesi mümkün olacak

Kavcıoğlu'nun ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu "Liralaşma Stratejisi" isimli blog yazısı Merkez Bankası'nın Güncesi olarak yayınlandı. Kavcıoğlu, 'Finansal sistemin bütüncül olarak TL ağırlıklı hale gelmesi mümkün olacak' ifadelerini kullandı.

Cihan Kayalı
Cihan Kayalı Tüm Haberleri

Kavcıoğlu, yaptığı konuşmasında, "Yabancı para ağırlığı yüksek olan bilançolar nedeniyle fiyatlama davranışları ve enflasyon beklentilerinin de döviz kuru duyarlılığı yüksek olmaktadır. Liralaşma ile birlikte, hanehalkı, firma ve bankacılık kesimlerinin varlık ve yükümlülüklerinde Türk lirası cinsi kalemlerin ağırlığının artırılması, böylece finansal sistemin bütüncül olarak Türk lirası ağırlıklı hale gelmesi mümkün olacaktır." şeklinde yazdı.

KAVCIOĞLU'NUN YAZISI

Kavcıoğlu yazısının ilgili kısmında, "Türkiye, değişen küresel şartlara uyum sağlayarak ve bu şartların sunduğu fırsatlardan azami derecede yararlanarak; yakın tarihteki ekonomik başarılarını güçlendirmek maksadıyla yeni “Türkiye Ekonomi Modeli”ni uygulamaya başlamıştır. Türkiye Ekonomi Modeli, büyük ölçüde yerli sermaye ve beşeri kapasite kullanılarak geliştirilmiş olup, ekonomimizin yatırım, istihdam, üretim ve ihracatla kalıcı fiyat istikrarını yakalayarak sürdürülebilir şekilde büyümesini önceliklendirmektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) uygulamaya koyduğu liralaşma stratejisi, bu modelin baş unsurlarından biridir. Liralaşma stratejisi ile birlikte, hanehalkı, firma ve bankacılık kesimlerinin varlık ve yükümlülüklerinde Türk lirası cinsi kalemlerin ağırlığının kademeli bir şekilde artırılması, böylece finansal sistemin bütüncül olarak Türk lirası ağırlıklı bir yapıya kavuşması hedeflenmektedir. Bu kapsamda, para politikası duruşu sürdürülebilir fiyat istikrarını sağlama temel amacı doğrultusunda, üretimin sürekliliği, cari dengenin bileşenleri, kredilerin büyümesi, kompozisyonu ve kullanım amaçları ile döviz piyasasında sağlıklı fiyat oluşumları gözetilerek belirlenmektedir. TCMB, ekonomimizin son yirmi yıldaki emsalsiz kazanımlarını koruyup ülkemizi ekonomik gelişmişlik ve toplumsal refahta ileriye taşıyabilecek kritik bir dönemeçte para politikasını uzun dönemli bir perspektifle geliştirmektedir.” dedi.

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN KAZANIMLARI VE YAPISAL DÖNÜŞÜMÜ

Yazısının devamında Kavcıoğlu, "2001 krizi sonrası yıllarda Türkiye ekonomisi tarihsel olarak önemli bir ekonomik yeniden yapılanma ve dönüşüm göstermiştir. Bu dönemde ortalama büyüme oranı küresel ölçekte yüzde 3 civarındayken Türkiye’de yüzde 5,5 olarak gerçekleşmiştir. Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) 2002 yılındaki 238 milyar ABD doları seviyesinden 2021 yıl sonu itibarıyla 807 milyar ABD doları seviyesine yükselirken, kişi başına gelir ise 3.600 ABD doları seviyelerinden 10 bin ABD dolarına yakınsamıştır. Söz konusu dönemde satın alma gücü paritesine göre kişi başına milli gelir büyümesi açısından Türkiye, OECD ülkeleri arasında ilk sıralarda yer almıştır. İstihdam edilen kişi sayısı, 2005 yılında yirmi milyona yakın bir seviyeden 2021 yıl sonu itibarıyla yirmi dokuz milyon seviyelerine ulaşılmıştır. Aynı dönemde, işgücüne katılım oranı yüzde 45 seviyelerinden yüzde 50’nin üzerine çıkmıştır. Daha yakın dönem incelendiğinde, büyüme ve istihdam alanındaki olumlu gelişmeler dikkat çekmektedir. Türkiye ekonomisi koronavirüs pandemisinin sınırlayıcı etkilerine rağmen, 2020 yılında yüzde 2’ye yakın büyümüş ve pozitif büyüme kaydeden az sayıda ekonomiden birisi olmuştur. 2021 yılında da iktisadi faaliyet gücünü korumuş ve Türkiye yüzde 11,4 büyüme oranı ile OECD ve G20 ülkeleri arasında öne çıkmıştır. Haziran ayı itibarıyla son bir yılda mevsimsellikten arındırılmış olarak istihdam 2,1 milyon kişi artış göstermiştir. Bu dönemde işgücüne katılım oranı artmaya devam ederken işsizlik oranı yüzde 10,9’dan yüzde 10,3’e gerilemiştir. Türkiye salgın sonrasında OECD ülkeleri arasında istihdamını en fazla artıran ülke olmayı başarmıştır. İhracat ve döviz kazandırıcı hizmetler kapasitesinin artırılması sürdürülebilir cari dengeyi ve kalıcı fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmek açısından belirleyici önem arz etmektedir. Türkiye ekonomisi komşuları başta olmak üzere, yakın bölgedeki diğer ekonomiler ve emsal ülkeler arasında imalat sanayinin ihracattaki payı, ihracat yapılan ürün ve pazar sayısı ile ihracat çeşitliliği bakımından öne çıkmaktadır. Türkiye’nin ihracatında imalat sanayi ürünlerinin payı 2018-2020 yılı ortalamalarına göre hesaplandığında yaklaşık yüzde 78 ile diğer emsal ve çevre ülkelerin çoğuna kıyasla daha yüksektir. Ülkemiz, 200’den fazla ülkeye 4.300 civarında farklı ürün satarak benzer ülkelere kıyasla daha yüksek bir pazar ve ürün çeşitliliği kapasitesi oluşturmayı başarmıştır. En fazla ihracatı yapılan üç ürünün toplam ihracat içindeki payının görece düşük bir oranda olması ise ihracatın belli ürünlerde yoğunlaşmadığı gerçekliğine işaret etmektedir. Salgın döneminde küresel arz, talep ve lojistik zincirlerindeki tektonik değişimler, doğru stratejilerle birleştirilerek dinamik şekilde ve beceriyle yönetilebildiği için Türkiye’nin küresel ticaretteki konumu daha da önem kazanmıştır. Ekonomimizin sahip olduğu göreli avantajları değerlendirebileceği önemli bir fırsat penceresi ortaya çıkarılıp aktif hale getirilmiştir. Bu dönemde ekonomimiz hızla küresel bir üretim merkezine dönüşerek geleceğin ekonomik değer zincirlerinde başta gelen oyuncu olmaya yönelik kritik bir altyapıya kavuşmuştur. Türkiye’nin üretim odaklı dönüşümü, küresel lojistik zincirlerindeki kalıcı konumlanması ve istihdamdaki olumlu performansının yanı sıra bu dönemde mali disiplin bakımından dünyada en iyi performanslardan birini sergilediği ve bütçe disiplininden taviz vermediği de özellikle not edilmelidir. Söz konusu mali disiplin performansı çok güçlü bir çıpa özelliği göstererek özellikle 2008 küresel finansal krizinin ekonomimize etkisini sınırlamış ve Türkiye’nin enflasyon ile mücadeledeki kazanımlarında öncü bir rol oynamıştır. Ancak, dezenflasyon sürecinde elde edilen kazanımlara rağmen enflasyon maalesef yüzde 5 hedefine kalıcı olarak düşürülememiştir. Bu dönemde uygulanan sıkı para ve maliye politikaları ile küresel dezenflasyonist ortama karşın kalıcı fiyat istikrarı tesis edilemezken devam eden süreçte ortaya çıkan içsel ve dışsal şoklar ile enflasyonla mücadele tam anlamıyla başarılı olamamıştır. Son dönemde ise salgınla başlayan küresel arz ve tedarik sorunlarına, bölgemizdeki sıcak çatışma ortamının sebep olduğu, başta enerji olmak üzere tüm emtia fiyatlarındaki artışların eklenmesiyle enflasyon görünümündeki bozulma belirginleşmiştir. Bu doğrultuda özellikle son yıllarda edinilen tecrübeler, enflasyonla mücadelede kısa vadeli kazanımların yerine enflasyonu sık sık hedeften uzaklaştıran yapısal kırılganlıkları hedefleyen politikaların önemini ve uzun dönem sürdürülebilirliği önceleyen kalıcı bir yapısal istikrar programına olan ihtiyacı ortaya koymuştur." ifadelerine yer verdi.

12 Eyl 2022 - 18:25 - Ekonomi



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Canlı Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Canlı Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Canlı Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Canlı Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kanal İstanbul anket Yapılmalı Mı ? Yapılmamalı mı ?