Suriye ve Irak tezkere süreleri

HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Meclis’in açılma tarihi olan 1 Ekim’de Meclis gündemine getirilecek olan Suriye ve Irak tezkerelerinin sürelerinin uzatılmasının çözüm sürecini olumsuz etkileyeceğini savundu.

Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Meclis açıldığında gündeme gelecek olan Suriye ve Irak’la ilgili tezkerelerin yeniden düşünülmesi gerektiğini belirten Hasip Kaplan, konseptin tamamen değiştiğini, çözüm süreci ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Irak ve Suriye teskerelerinin çözüm sürecini olumsuz etkileyeceğini ve NATO koalisyonu sonrasında tezkerelerin bir anlamı olmayacağını söyleyen Kaplan, “İktidar ve muhalefet partilerinin bu sorumlulukla yaklaşması gerekiyor. Bu şekilde bu tezkerelerin gelmesi, özellikle NATO koalisyonu sonrasında bir anlamı kalmamıştır. Aksine çözüm sürecini olumsuz etkileyecektir” dedi.

TAMPON BÖLGE TARTIŞMALARI

Tampon bölge kurulması düşüncesinin kabul edilemez olduğunu ve uluslararası hukuk açısından böyle bir tampon bölge oluşturulmasının mümkün olmadığını iddia eden Kaplan, “1. Dünya Savaşı’nın Kürt halkını 4 bölgeye bölen suni sınırları, bu tampon bölgelerle IŞİD, El Nusra gibi 21. yüzyılın en vahşi çetelerine güvenilir liman yapma amacıyla hareket ediliyorsa bu çok tehlikelidir. Kimse Kürt halkının arasına hendekler, duvarlar, tampon bölgeler fikirlerini artık piyasaya sürmesin. İsterse Çin Seddi gibi duvar dahi örseler iki tarafta akrabalar bir yolunu bulur ve el ele tutuşurlar. Hükümetin valilere gönderdiği olası zorunlu göç durumlarında sınırda tutulması ve orada yardım yapılması konusunun kabul edilemez bir durum olduğu Kobani saldırılarıyla ortaya çıkmıştır” diye konuştu.

Türkiye artık ya IŞİD gibi 21. yüzyılın en barbar çeteleri ile birlikte olacak ya da Ortadoğu halkları ile birlikte olacak” ifadelerini kullanan Hasip Kaplan, koalisyonun çetelerle ilgili aldığı kararların yanında birde çetelere yardım eden ülkelere ambargo durumunun geçerli olacağını söyledi. Kaplan, “21. yüzyılda insanlığa karşı suç işlenirken dünya kamuoyunun, gelişmiş ülkelerin, BM’nin buna seyirci kalması asla kabul edilebilir değildir. Yakın dönem örneklerinden yola çıkarak Şengal katliamında Ezidilere, Süryanilere, Türkmenlere, Asurilere, Kürtlere saldıran bu çeteler sadece toplu katliam yapmıyor, insanlığa karşı en yüz kızartıcı suçları işliyor. Kadınları, kızları köleleştirerek dünyadaki en vahşi yöntemleri uyguluyorlar. Buna insanlık seyirci kalamaz. Ortadoğu’da Irak ve Suriye merkezli olmak üzere savaş suçları mahkemesi kurulması acil bir durumdur” şeklinde konuştu.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yaptığı bir açıklamada IŞİD ile Rojova’daki Kürt halkını bir tutan açıklama yaptığını, bunu kabul etmediklerini ve bu açıklamaların çözüm sürecinin ruhuna aykırı olduğunu belirten Kaplan, “Bu çözüm süreci görüşmelerinde bir noktaya gelmişsek, hükümetin Meclis açılır açılmaz yol haritasını önüne koyması gerekir” ifadelerini kullandı.

BİZ OKULLARIN YAKILMASINI İSTEMEDİK

Güneydoğu’da okulların yakılması ve sözde Kürtçe eğitim vermek amacıyla açılan okulların neden kapatıldığı sorusuna cevap veren Kaplan, “Hükümet hazır değil, hükümetin mantalitesi hazır değil, kafası almıyor. Yasa çıkartıyor, yasasını uygulamıyor. Daha önceden ‘özel okullarda kendi anadilinizde eğitim yapabilirsiniz’ denildi, başvuruldu, reddedildi. Milli Eğitim Bakanlığı’nda bunun prosedürü yok. Şimdi gidin herhangi bir dil için başvurun, Milli Eğitim Bakanlığı’nda muhatap bulamayacaksınız. Sadece mühür çakmakla ana dile mühür çakılamayacağını bilmesi lazım hükümetin. Biz okulların açılmasını istedik, ancak okulların yakılmasını istemedik. Bu konuda biz üzerimize düşen bütün yapıcı rolümüzü oynadık, oynamaya devam edeceğiz. Bu olayda resmi başvuru ile çözülecek” diye konuştu.

Selahattin Demirtaş’ın IŞİD’e karşı direniş çağrısının hatırlatılması üzerine Kaplan, “Kobani düşerse Türkiye düşer, Türkiye’de çözüm biter. IŞİD Türkiye’ye girmiş demektir. Şengal’de denediler ve başaramadılar. Şimdi Afrin kantonu ile Kobani kantonu arasında Kobani’yi düşürmeye çalışıyorlar. Kobani, Kürdistan’ın kalbidir. Kimden gelirse gelsin, IŞİD ve IŞİD’e yardım edenlerin hepsi için kararlı bir tutum içinde olacağız. ‘Namus günü’ derler ya işte o gün bugündür. Ortadoğu’da yaşayan 40 milyon Kürt halkının bu mücadeleyi sürdürecek evlatları ve gençleri vardır. 21. yüzyılda bir katliam hesabında olanlar başlarına gelebileceklerin hesabını yapmalı” dedi.

YARGITAY VE AİHM KARARLARI

Kaplan, Yargıtay’ın Diyarbakır’da bir olayda taş atma olayı ile ilgili olarak bir kararı bozduğunun sorulması üzerine, “Meşru hak taleplerinde, güvenlik güçleri orantısız güç kullanıyorsa, sizin başka bir savunma seçeneğiniz yoksa, ani gelişiyorsa, bunu herkesin iyi anlaması gerekir. Maalesef Türkiye’de güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımı ile AİHM’nin verdiği bir dizi kararlar var. Bu kararlardan esinlenerek Yargıtay’ın bu kararı verdiğini düşünüyorum” diye konuştu.

AİHM’nin zorunlu din dersleri ile verdiği karara Türkiye’nin uymak zorunda olduğunu söyleyen Kaplan, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre sözleşmeci devleti hükümetler temsil eder. Bu tür konularda Diyanet İşleri Başkanları fetva vermezler. Eğer öyle olsaydı her gün AİHM ile ilgili Papa konuşurdu. Bu konuda Adalet Bakanının, hükümetin konuşması gerekir. Diyanet İşleri Başkanlığı gerçekten konuşmak istiyorsa İslam adına kafa kesen, bir de kedicikleri olan ve Müslümanlık adına bunları yapanları konuşsun” şeklinde konuştu.

19 Eyl 2014 - 15:37 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Canlı Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Canlı Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Canlı Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Canlı Haber değil haberi geçen ajanstır.




Anket Kanal İstanbul Yapılmalı Mı ?