Emine Erdoğan, Suruç Çadır Kentini Ziyaret Etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Tülmen Köyü Kırsal Kalkınma Kadın Kooperatifini ziyaret ederek buradaki kadınlarla bir süre sohbet ederek sorunlarını dinledi ve çadır kenti ziyaret etti.

Haber albümü için resme tıklayın

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşe Nur İslam, Şanlıurfa'da Tülmen Köyü Kırsal Kalkınma Kadın Kooperatifini ziyaret etti.




Erdoğan, kooperatifte bir araya geldiği kadınlarla bir süre sohbet ederek sorunlarını dinledi. Erdoğan, daha sonra alanı gezerek kooperatifteki hayvanlarla ilgilendi.


Kooperatif Başkanı Suna Rastgeldi'nin eşi Erdoğan Rastgeldi, burada Emine Erdoğan'a bir kuzu hediye etti. Erdoğan, kuzuyu kucağına alarak bir süre sevdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan ve Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşe Nur İslam daha sonra Suruç'taki çadır kente hareket etti.

Türkiye'ye sığınan Suriyeli Kürtler'in barındığı Suruç çadır kentinin resmi açılışı dolayısıyla düzenlenen programa, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Recep Tayyip Emine Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam ve Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanı Fuat Oktay'ın yanı sıra çok sayıda milletvekili, bürokrat ve sivil toplum kuruluşunun temsilcisi katıldı.

Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, çocuk ve savaşın yan yana gelemeyecek iki kelime olduğunu belirtti.

Erdoğan, savaşın çocukların hafızasında derin izler bıraktığını vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Sokaklarda oyun oynaması gerekirken neyin kavgasını verdiğimizi ve çocuklarımıza oturup izah etmemiz gerekir. Sabahları neden bomba sesiyle uyandıklarını mermilerin onlara nasıl yakın olduğunu açıklayacağımızı bulmamız gerekir. Çocukların küçük bedenlerinin savaşın ağır yükünü nasıl taşıyacaklarını kendimize sormamız gerekir. Savaş en çok çocukları vuruyor. sadece oyunlarını ve oyuncaklarını elinden almıyor, geleceklerini de elinden alıyor. Çünkü savaş en çok onların hafızasında iz bırakıyor. Savaşta çocuk olmak çocukluğunu yaşayamamak demektir. Dünyanın büyükleri olarak bunun hesabını vermek zorundayız. Uluslararası toplum olarak bu insanların başka ülkeye göç etmelerinin hesabını vermemiz gerekir.''

''Hanımefendiler beyefendiler, Ortadoğu'nun yangın yeri olduğu bir coğrafyada, işte bu sorumluluk duygusu içerisinde ülkemize hoş geldiniz demek istiyorum'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Lütfen bu karşılaşmayı misafire ev sahibinin tereddütsüz kapıyı açması olarak kabul edin. Çocukların masumiyetini kadınların içine akıttığı gözyaşını görürüz, ahlak ve medeniyet anlayışı bunu gerektirir. Çocukları bombaların altında bırakamayız, kadınları umutsuzluğa babaları çaresizliğe terk edemeyiz. Türkiye bu felsefeyle kapıları ardına kadar açtı."

"TÜRKİYE KARDEŞLERİN VATANI"

Suriyeli Kürtler'in Kobani normale dönene kadar Türkiye'de en iyi şekilde ağırlanmaya devam edeceğine dikkati çeken Erdoğan, Türkiye'nin farklı etnik kökendeki insanların huzur içerisinde yaşadığı bir ülke olduğunu anlattı.

Erdoğan, Türkiye'nin 4 yıldır Suriyeli ve Iraklı mazlumlara yardım elini uzattığına değindiği konuşmasında şunları kaydetti:

"Kobani halkı yada Ayn el Arap halkı şehirleri yeniden imar edilene kadar bizim misafirimizdir. Türkmeniyle, Arabıyla, Kürdüyle ülkemiz bir kardeşlik yurdudur. 100 yıl önce bu topraklar kardeş halkların vatanıydı. Bugünde aynı düşünceyle dil ve din ayrımı yapmaksızın kapılarımız tüm mazlumlara açıktır. Elbette evlerinizde olduğunuz kadar sizleri rahat ettirmeyebiliriz. Çocukların hayalinde kendi kaldırımlarında oynamak, kadınların hayalinde evlerinde uyanmak, erkeklerin aklında her sabah kendi tezgahlarını açmak vardır.  Bunu sizin kadar bizde isteriz fakat ne yazık ki savaş ve terörden beslenenler oldukça uluslararası toplum bunu destekledikçe, bu realiteyle yüzleşmek zorundayız."

Türkiye'nin Suriyeli sığınmacılar için kendi öz kaynaklarından 5 buçuk milyar dolar harcadığını ifade eden Erdoğan, yardımların tüm kamu kurum ve sivil toplum kuruluşlarının elbirliğiyle sürdürüleceğini vurguladı.

Erdoğan, dünyanın en modern kamplarından birisinin Suruç'ta açıldığına değinerek, başta AFAD olmak üzere tesisin faaliyete geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Erdoğan, sığınmacıların savaş yükünün hafifletilebilmesi için yoğun çaba gösterildiğini belirterek, şöyle konuştu:

"Din adına terör estirenlerin, insanları yurtlarından eden hesapların dinde yeri yoktur, insanlık vicdanında yeri yoktur. Dünya'da insan hakları örgütlerinin sınıfta kaldığı, çocuk haklarının hükümsüz kaldığı Ortadoğu'da bu çadır kent insanlık vahasıdır. Suriye'de 5'inci yılına giren savaşta 300 bin insan ölmüş 7 milyon insan yerini yurdunu terk etmek zorunda kalmıştır. 17 bin çocuk hayatını kaybetmiş 375 binden fazla çocuk yaralanmış 19 bin çocuk ise en az bir organını kaybetmiştir. Benzer şekilde Gazze’de 490 katledilirken 300 bin çocuk yaralanmıştır. Türkiye hiçbir karşılık beklemeden sığınmacılara yaptığı yardımlarla dünyanın en büyük cömert ülkesidir."

"DÜNYA İNSANLIK SINAVINI KAYBETTİ"

Dünya'daki bir çok ülkenin Suriye savaşında duyarsız kaldığını vurgulayan Erdoğan, Avrupa'nın yalnızca 130 bin Suriyeli'ye kapısını açtığını söyledi.

Erdoğan, Avrupa'nın çok kültürlülük sıfatını hak etmediğine dikkati çektiği konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu tavırla çok kültürlülük sıfatını hak eder mi dersiniz üzgünüm... Bütün uluslararası yardım kuruluşlarıyla dünya bu insanlık sınavını kaybetmiştir. Gösterişli halkla ilişkiler taklitleri, bu değer yoksunluğunu asla örtmemektedir. Türkiye gerçek bir yardımseverlik ruhunu devam ettirmektedir. Bütün bu yapılanlar, önce insanlık adınadır ama aynı zamanda aynı kültür coğrafyasında halka halka geliştirdiğimiz kültürel dostluklarında göstergesidir. Uzak değil bundan bir asır önce aynı devletin çatısı altında Kürt, Çerkez, Arap, Roman , Arnavut kardeşlerimize vefa borcumuzdur.

Bu büyük insanlık hareketinin Hz. İbrahim’in şehrinde vücut bulması ayrıca manidardır. Suruç çadır kampı bu yönüyle bir Halil-ül Rahman sofrasıdır. Mayasında ekmeğini mazlumlarla paylaşma ruhu bulunan milletimiz Halil İbrahim bereketine sahiptir. Burada devletimizin bu yolda yüce bir gönüllülükle bütün sivil toplum kuruluşlarına ve milletimize teşekkür ediyorum. Ülke çapında köylerden kentlere kadar her yerde ekmeğinizi paylaştınız, onlara kol kanat gerdiniz."

05 Mar 2015 - 15:42 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Canlı Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Canlı Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Canlı Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Canlı Haber değil haberi geçen ajanstır.




Anket Kanal İstanbul Yapılmalı Mı ?