Nevzat Tarhan: Akif hayatta olsaydı din bilimleri ile fen bilimlerinin birleştirilmesini isterdi

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "Eğer şu an Mehmet Akif hayatta olsaydı din bilimleri ile fen bilimlerinin birleştirilmesini isterdi. İkisi bir araya gelince hakikati buluruz" dedi.

Cihan Kayalı
Cihan Kayalı Tüm Haberleri

Moderatörlüğünü Şaban Özdemir’in yaptığı, çevrimiçi gerçekleştirilen panelde İstiklal şairi Mehmet Akif Ersoy, “Gelenekten Geleceğe: Asım’ın Nesli ve Küreselleşme” konusu ele alındı.

'MEHMET AKİF, ASIM’IN NESLİ GİBİ BİR İDEALİ BENİMSEDİ'

Mehmet Akif Ersoy’un hayatı incelendiğinde 3 dönemin olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Mehmet Akif, Asım’ın nesli gibi bir ideal koymuş. Hayatındaki ilk dönem o zamanki kullanılan tabirlerle istibdat olarak bilinen meşrutiyetten önceki dönemdir. Bu dönemleri istibdat, meşrutiyet ve cumhuriyet dönemi olarak sıralayabiliriz. Osmanlı’nın durumunu politik psikoloji açısından değerlendirdiğimiz zaman istibdat döneminde yargılamanın gizli, soruşturmanın ise açık olduğunu söyleyebiliriz. Bu durum şu andakinin tam tersini gösteriyor. Evrensel hukuk düzenlerine göre meşrutiyetten önceki dönemde yargılamalar gizli yapılmış. Adaletin tecil etmesinin pek mümkün olmadığı bir sistem uygulanmış. Abdulhamid gelecek vizyonu olan bir insandı. Olacakları fark etmiş, dünyada bir özgürlük rüzgarının estiğini görmüş ve ikinci meşrutiyet dönemini ilan etmiş. Bilimin en önemli özelliği tahmin edilebilirlik özelliğidir. Siyasetçiler gelecek seçime doğru plan yaparlar. Bir şirkette vizyonu olmayan sadece misyonu olan kişiler sadece şirketin o anki durumunu düşünür ama şirketin üst kademesi vizyon sahibidir, stratejik düşünür ve gelecek birkaç yılı öngörmeye çalışır. Üniversiteler de demokratik ülkelerde siyasetin vizyonunu belirliyorlar. O yüzden üniversitelerin de tahmin edebilirlik sorumlulukları var. Üniversitelerin özerk olmaları ve özgür kararlar alabilmeleri o açıdan çok önemli. Böyle olunca bilgi sunuyorlar ve uygulama kararı karar vericilerin sorumluluğunda oluyor. Üniversiteler görüşlerini dile getiremiyorsa politize olmuşlardır, baskılanmış ve demokrasiden uzaklaştırılmışlardır.” dedi.

'MEHMET AKİF MEŞRUTİYETİN GÜÇLÜ BİR SAVUNUCUSUYDU'

Mehmet Akif’in de Abdulhamid gibi ‘Ya yeni hal, ya izmihlal’ diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “O dönemde meşrutiyet ilan edilince ve özgürlük olunca doğuda sıkıntılar yaşanmış. İnsanlar Ermeni komutanın emrine girecek olmalarını sorgulamışlar. Tartışmalar yaşanırken devamlı ehliyet ve liyakat’ın üzerinde durulmuş. Ehliyet ve liyakatın böyle durumlarda milliyetten daha önemli olduğu ön plana çıkarılmış. Mehmet Akif de meşrutiyetin güçlü savunucularından olmuş. Meşrutiyet İttihat ve terakkinin hataları yüzünden devam etmedi. Millet de meşrutiyete henüz hazır değildi. Türkiye eğer meşrutiyet devam etseydi şu an İngiltere, Belçika ve Danimarka gibi meşruti monarşi sisteminde olacaktı. Sembolik bir monarşi olacaktı. Saltanat ve hilafet devam edecekti ama meşrutiyet devam ettiği için özgürlükler sistemine yavaş bir geçiş olacaktı.” şeklinde konuştu.

31 Oca 2022 - 16:04 - Yaşam



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Canlı Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Canlı Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Canlı Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Canlı Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kanal İstanbul anket Yapılmalı Mı ? Yapılmamalı mı ?