Cumartesi , Ağustos 4 2018

Halk Hikayeleri


Halk hikayeleri, dertlerimizin, çilelerimizin, sosyal yaralarımızın aynasıdır. Milletimizin sabrını, cesaretini, fedakarlığını, samimiyetini, kadınlarımızın yüreklerindeki sıcaklığı halk hikayelerinde buluruz. Kanatları uçmak için elverişsiz yavru serçenin, uçmak için çırpındığı gibi çırpınan yüreklerimizin de ifadesidir. 
    

İtiraz etmeyi, merak etmeyi, soru sormayı, sorgulamayı, sonuçlar yerine sebeplerle ilgilenmeyi, söylev yerine icraat yapmayı ve düşünmeyi bizlere, halk hikayelerimiz öğretir. 
    

Halk hikayelerimizden o kadar çok şey öğreniriz ki bu öğrendiklerimizi çevremizdeki insanlara da öğretmek için can atarız. Ancak çevremizdeki insanlar, anlattıklarımızı anlamak istemedikçe, onlara öğretmek istediklerimizin onlar üzerinde etkili olmadığını gördükçe sinirleniriz. Oysa biz, halk hikayelerini okurken halk hikayelerinin yüzümüze haykırdığı bir gerçeği görmezden geliriz. O gerçek ise öğrendiklerimizi yaşamımıza tatbik etmedikçe başkası üzerinde etki yaratmayacağıdır. Böylesine önemli gerçeği gözden kaçıran biz, her zaman olduğu gibi suçu karşı tarafa yıkarız. 
    

Milletimiz için tam bir milli donanım olan halk hikayelerimiz, sanatı, fikri, hissi ve en önemlisi de milli ruhu kavratır bizlere. Gül yetiştirenin gül, nar yetiştirenin nar verdiğini, iki eksinin çarpımından bir artı elde ederek yaşamımızdaki olumsuzluklarla savaşmayı, sevmeyi ve sevilmeyi, vatan aşkını, sevdiklerimizin eksikliğini görmemeyi, en onurlu yaşam tarzının insanca yaşam tarzı olduğunu, insanın her şeyden önce kendisine saygı duyması gerektiğini halk hikayelerinden öğreniriz. 
    

Yaşamın bize sunduğu nimetlere karşı nankörlük etmemeyi, yaşamın küçük renkleriyle mutlu olmayı, yaşamın inceliklerinin farkına varmayı, çalışmayı sevmeyi, başarısızlıktan korkmamayı, çevremize tuttuğumuz aynayı genişletmeyi, yaşam karşısında yenildikçe kendimizi avutacak alışkanlıkların kölesi olmamayı da bizlere, halk hikayeleri öğretir.  
    

Halk hikayeleri, yaşamın ‘Eylül’ ya da ‘Hazan’ tarafından koparak güldeki güzelliğin içerisine yapılan tatlı bir yolculuktur. 

About Şener Koştu

Check Also

Kendimize Sormamız Gerekenler

Neden asabiyiz?      Toplumsal baskı ve ötekileştirmeye maruz kalıyor muyuz?     Sevgisizlik ve şiddet neden …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir