• BIST109.330
  • Altın156,133
  • Dolar3,8638
  • Euro4,5501
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »

    Halkın Başkanı

    Bilal OKUDAN

    1938 yılına kadar halkın doğal lideri Mustafa Kemal Atatürk bu görevi sürdürmüştür. Sonrasında bu görev elitizm kazanmış ve her seçim Türkiye Cumhuriyeti üzerinde söz sahibi olmak isteyenlerin bir güç gösterisi haline dönüşmüştür.

    1970'lerin başında artık Türkiye'de farklı fraksiyonlarda yeni liderler çıkmış ve yeni söylemler söylemeye başlamışlardı. Bu söylemlerin başını başkanlık sistemi oluşturuyordu. Onlara göre Türkiye'yi düzlüğe çıkaracak sistem Başkanlık sistemiydi.,

    Onlara göre halkın sevgisini ve güvenini kazanan doğal bir liderle Başkanlık sistemine geçilmesi en mantıklı yol olarak görünüyodu. Türkiye ancak bu şekilde kabuğunu kırabilir , içte barış ve huzuru sağladıktan sonra dışarıda kaybettiği akrabalık ilişkilerini canlandırarak bölgede eski gücüne kavuşabilirdi.

    Ama herşey konuşulduğu gibi değildi. İnanılmaz parçalanmış siyasi yapı buna imkan vermiyordu. Siyasi çekişmeler ve kavgalar; ardından askeri vesayet dönemleri bir türlü arzulanan Başkanlık sisteminin konuşulmasına fırsat vermiyordu. Türkiye'nin 97 yılında başlattığı akraba ilişkilerini güçlendirme hamlesi D-8 sırf bu siyasi çekişmeler yüzünden yarıda kalmış ve istenilen güç birliği oluşturulamamamıştı.

    Türkiyenin büyümesini istemeyen yabancı güçler ve onların yerli uzantıları bu birlikteliğin kendileri açısından ne denli büyük risk içerdiğini anlayınca yine bir gerginlik oluşturarak ülkede Sünni bir kaos oluşturdular. Ancak ülke 2000'li yıllarda oynan oyunlardan bıkmış , kurgulanmış siyasi senaryolardan kurtulmak için karar vermek üzereydi.

    Ama Eski Türkiye sevdaliları asla boş durmayacaktı. Halkın iradesi 1950'den bu yana sürekli tırpanlanıyor hatta aşağılanıyordu. Seçilmiş hükümetler ne zaman milletin lehine karar alsa hemen iftiralar atılır ve o hükümetin içeride ve dışarıda itibari zedelenmeye çalışılırdı.

    HER SEFERİNDE AYRI BİR VESAYET KURUMU

    Türkiye kamuoyu her seferinde bir vesayet kurumu ile karşı karşıya bırakılıyordu. DGM, Anayasa Mahkemesi, Ordu, Yargıtay ve son zamanlarda HSYK gibi kurumlar devreye sokularak hükümetler zor durumda bırakılıyordu. Ama artık tüm bahanelerin ortadan kalkacağı kurumların birlikte çalışabileceği halkın büyük bir kısmının seçeceği Cumhurbaşkanlığı seçimi geldi çattı. Bu seçim Türkiye halkının Kurtuluş Savaşı'nın ardından kazandığı zaferini bir türlü gerçekleştirmediği manifestosunu artık gerçekleştirme fırsatını bulacağı bir zafer seçimi olacaktır.

    Canını ve malını gözünü kırpmadan feda ettiği bu topraklarda artık kendisi gibi düşünen kendisi gibi yaşayan bir kişiyi Başkan seçme fırsatını bulan Yüce Türk Milleti bu avantajı en güzel şekilde kullanarak 12. Cumhurbaşkanını seçerek seksen yıllık rövanşı alacaktır.

    Artık hile yok, oyun yok, çeşitli vesayetler yok, tehdit yok.Artık Cumhur iradesini net bir şekilde ortaya koyabilecek bir seçimle Başkanını belirleyecektir. 10 Ağustosta gerçekleşecek olan seçimin şimdiden Milletimiz ve İslam Coğrafyası için hayırlara vesile olmasını Rabbim'den niyaz ediyorum.

    • Yorumlar 1
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları