• BIST105.324
  • Altın146,472
  • Dolar3,4715
  • Euro4,1666
  • İstanbul 36 °C
  • Ankara 33 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    İffet

    Bilal OKUDAN

    İffet, Peygamber ahlakıdır,  İffet, karakterli insanların şahsiyeti, kimliğidir. İffet, cemiyetin emniyet sibobu, aile yuvasının kal ’ası, sevgi ve muhabbetin istinat noktasıdır. İffet, Hakk’a saygının, emre itaatin, söze sadakatin en güzel göstergesidir. İffetle vasıflanmış insanlar etraflarına kokuların en güzelini, edanın en tatlısını, misalin en çarpıcısını sergilerler.

    İslam öncesi Türk Töresinde, İffet en önemli gelenekti. Zaten o zaman, İslam’la bağdaşan birçok ortak yönü olan geleneklerimiz, İslam’la tanışır tanışmaz, Türklerin Müslümanlığı seçmesine vesile olmuştur. Özellikle İslam’ın Orta Çağ döneminde kadının, 'insan mı değil mi' diye tartışıldığı bir zamanda, kadına verdiği önem ve ardından kadını özgürleştirmesi, İslam Öncesi Türkler de ki geleneklere çok benziyordu.

     Örneğin, İslam öncesi Türk toplumlarında kadını, kimi zaman hâkim, kimi zaman komutan,  yeri geldiği zamanda rütbesiz bir asker olarak görebiliyordunuz. İslam öncesi Türk toplumlarında kadın, aynı asırlarda yaşamış diğer milletlerdeki gibi ikinci plana itilmemiş, köleden dahi aşağı durumda olmamış ve hatta kendisine isim dahi verilmeyen bir varlık olarak görülmemiştir. O dönemde Türk kadınının değeri ve önemi paha biçilemez durumdaydı. İslamiyet öncesi Türk kadını, her zaman namusunu korumuş, aile içinde hem ana hem baba olmuş ve gelecek nesilleri namusu ve iffeti ile yetiştirmiştir. 

    İslam öncesi tüm toplumlarda kadın değersiz bir varlıktı, hatta kız çocuğu olanlar bunu utanç vesilesi olarak görüyorlardı. Güçlü bir erkek istediği kadar kadını köleleştirebiliyordu. İslam bunu yasaklayarak tek eşliliği esas kılmış, ancak zaruretten dolayı bazı hususlarda eş durumunu dörde çıkarmamış aksine dörtle sınırlamıştır. Çünkü o yıllarda her milletten erkekler istediği kadar kadınla evlenebiliyorlardı.

    19. ve 20. asırlara gelindiğinde dünyada giyim ve kuşam üzerinden insanları sapkınlığa alıştırmak için, moda diye bir akım başlattılar. Amaç, tüm dünyada herkes tek tip giyinecek, hiç kimse onların istek ve arzusu dışında hareket edemeyecekti.

    Ellerindeki tüm para ve reklam kaynakları ile işe giriştiler. Dünya çapında bir MODA sektörü oluşturdular. Herkes bu moda akımının etkisi altına girecek ve onların istedikleri gibi giyinecekti. Dünya genelinde öyle bir çılgınlık başladı ki, insanlar hangi dinden, hangi milletten ve hangi mezhepten olursa olsun, kendi inanç ve değerlerine aykırı olmasına rağmen, bu moda akımına karşı duramadılar.  21. Yüzyıla gelindiğinde artık her şey için geç kalınmıştı. Çünkü artık tüm milletler, Dünya Siyonizm’inin oyuncağı olan moda sektörünün kölesi haline geldiler.

     Artık insanlar nasıl giyineceklerini ne geleneklerine göre ne de dinlerinin emrettiği gibi yapıyorlardı. Moda nasıl emrediyorsa o şekilde giyinen bir insanlık oluşturdular. O kadar başarılı oldular ki, insanlar artık kendi geleneksel kıyafetleri ile sokağa çıkmaya bile cesaret edemez hale geldiler. Afrika’nın ortasındaki köylülerden, Avustralya’nın fabrikalarında çalışan işçilere, Avrupa’nın göbeğinde garsonluk yapan garsondan, Orta Asya’nın en kalabalık ülkesindeki bir işçiye kadar aynı kıyafeti giydirebilen bir güçten bahsediyoruz.

    Türkler, İslam öncesinde de, Müslüman olduktan sonrada kadınlarda giyim kuşama oldukça önem veriyordu. Her kesim ve her dönem Türk insanı giyim ve kuşamda İffeti kendilerine düstur edinmişlerdi. Çünkü bizde şuan dahi kendisini Sosyalist, Solcu, Liberal, Milliyetçi ve Muhafazakâr görenler dahi, çocuklarını Şeriat geleneklerine göre yetişmektedirler. Örneğin, bebek doğar doğmaz kulağına ezan okunur, ev işlerindeki tüm düzenlemeler dine göre yapılır ve son olarak ölüm anı dahi dini yani şeriat töreni ile gerçekleşir. Yani  Aziz Milletimizin mayası sağlamdır.

    Fakat bazı sosyal olaylar ve küreselleşen dünya sistemi insanımızı çok etkiledi. Birde üstüne özendirilen giyim kuşam modelleri, gençlerimizi tamamen özenti haline dönüştürdü. Ebeveynler bu tehlikeyi fark edemediler.

    Özellikle din adamlarının yanlış tutumu ve söylemleri, bir kesimin, sırf inat olsun diye, Türk ve İslam töresine aykırı biçimde giyinmelerine sebep oldu. Oysa anlatılması gereken 'Mini Etek Giyen Kadın' değil, kadının mini etek giymemesi konusu. Mini etek giymenin ne İslam’dan önce ne de sonra bizim töremizde olmadığı. Özellikle son dönmelerde türbanlı kızların dahi hedef alınması ve hatta örnek göstermek için bu kızlarımızın fotolarını paylaşılarak bunun yapılması çok yanlış. Tamam, giyimlerinde sorun olabilir, fakat bu o kızların suçu değil, o giyim kuşam tarzını oluşturan ebeveynlerin suçudur. Siz direkt o kız çocuklarını hedef alarak, bu tarz bir karalama yaparsanız, hata etmiş olursunuz.

    Sen, gençler Siyonizm’in çarkına girip zehirlenirken sessiz kalacaksın. Bu çarkı kuran düzen adamlarının kölesi olacaksın.  Siyonizm tarafından gençlerimize kurulan tuzakları fark edemeyeceksin, sonra çıkıp direkt bu kızlarımızı hedef göstererek yok mini etek giymek şöyle günah, yok türbanlı kızlar böyle giyinirse böyle günah diyeceksin. Ne ekersen onu biçersin.

    Bizim öncelikle gençlerimize İFFET sözcüğünün ne anlama geldiğini ve manasının ne olduğunu iyice anlatmamız gerekmektedir. Kızlarımıza gelenek ve göreneklerimizi, dinimizin emrettiklerini, sebepleriyle anlatmalıyız. Mücadeleyi mini etek giyen kızla değil, onlara bunu yaptıran zihniyetle yapmalıyız. Mücadele şahıslarla değil, zihniyetlerle olursa daha başarılı olunur. O zihniyetlerin tüm oyuncaklarını elinden almalıyız ki, gençlerimize bir daha tuzak kuramasınlar ve onları istedikleri gibi yönlendiremesinler.

    Tarihin en şerefli milletinin evlatları olarak bizler, İFFET’imize sahip çıkarak yeni gelen nesilleri korumak için çaba sarf etmeliyiz. Bu bizim en kutsal görevlerimizden bir tanesi olmalı.

    • Yorumlar 0
    • Facebook Yorumları 0
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları