• BIST102.270
  • Altın149,533
  • Dolar3,5485
  • Euro4,2033
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 13 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    İslâm Coğrafyası O'nun Ardından

    Bilal OKUDAN

    O, varken İslami Cemaatler ve Müslüman Kardeşler yol haritalarında sıkıntı yaşamaz, atılacak adımlar en az on senelik program çerçevesinde atılır ve sıkıntılı coğrafyalara yardım gönderilmesi sağlanırdı. Nerede kendini sahipsiz hisseden bir Müslüman topluluk varsa onların muhatap alabildiği tek isim O’ydu.

    Eğer Müslüman coğrafyada legal bir örgütlenme ile büyük bir mücadele yapılıyorsa hepsinde O’nun emeği çok büyüktür. O, Mazlum Müslüman Coğrafyasını CIA, MOSSAD, KGB, Alman ve İngiliz İstihbaratların tuzağından kurtarmış, kimsenin burnunun kanamayacağı şekilde mücadele tekniğini öğretmiş, kırk yıllık mücadelesi sonucu İslam Ülkelerinde bir çok Devlet Başkanı ve Bakanlar O’nun gösterdiği hedefler doğrultusunda başarı elde ederek amaçlarına ulaşmışlardır.

    Batının amacı, İslam Dininin özünü değiştirmek ve güzel yönlerinin görülmesini engellemektir. Bu yüzden kendi kurdurdukları örgütler aracı ile zaten kendilerinin de güçlü olduğu silah ve savaş teknolojisini pazarlayacakları bir alan oluşturarak maddi kazanç elde etmek ve ölenlerin yalnızca Müslümanlar olmasını sağlamaktır.

    Batı, Müslüman Coğrafyasında kaos oluşturarak öncesinde silah verip kurdurdukları örgütler aracı ile hükümetleri tehdit ederek ölümlerin artmasını sağlıyor, ardından ise kurdurdukları örgütlerden hükümetleri koruyacaklarını söyleyerek hem onlara silah satmak hem de askeri yardım bahanesiyle zengin yer altı kaynaklarını sömürerek hedeflerini bir bir gerçekleştiriyorlardı. Sonuç kalkınamayan İnsanlar, öldürülen Müslümanlar ve teknolojide geri bırakılmış İslam Coğrafyası.

    İşte tüm bu olayları tespit edip 1969 yılında İslam Coğrafyasında yep yeni bir intifada başlatan ve bambaşka bir metotla İslami Mücadele anlayışı getiren bir Mücahit’ten bahsediyoruz. Prof Dr Necmettin ERBAKAN. O’nun en meşhur sözlerinden bir tanesi ile: ‘’bir milletin asıl gücü, topu, tüfeği, tankı değil. İmanlı ve İnançlı evlatlardır.’’ diyerek aslında mücadelesini de özetlemiş oluyordu. Ne demekti İmanlı ve İnançlı evlatları? O’na göre tarihte büyük zaferlerin bir çoğu sayısal üstünlük ve gelişmiş silahlarla değil yalnızca iman, aşk ve azimle kazanılmıştı.

    Erbakan Hoca İslam Coğrafyasında ki karışıklıklar sebebi ile cahil kalmış Müslümanlara zaman kazandıracak hamle olan siyaset kozunu oynayarak hem Batıya kendi demokrasi putunu yedirmeyi planlıyor hem de bu süre zarfında ikna ettiği Müslüman Âlimler aracılığı ile toplu bir eğitim hamlesi başlatıyordu.

    İslam’ın özü olan Allahın insanlara en büyük lütfü Teknolojiyi tüm insanların hizmetine sunacak olan Müslüman Bilim Adamaları, onlara Şuurlu Müslümanların verdiği burslarla, gerek ülkelerinde gerekse ülke dışında aldıkları üstün eğitimle, 200 yıllık açığı kapatacak olan büyük eğitim hamlesini başlatmış oluyorlardı.

    Kırk yıllık mücadelenin ardından aldıkları eğitimlerle yetişen imanlı ve inançlı nesiller artık her alanda bizde varız demeye başlamışlardı.

    Adalet, hukuk, sanayi, akademisyen, sanatçı, gazeteci, teknoloji, siyaset ve bürokraside gerek Türkiye’de gerekse diğer Müslüman Ülkelerde söz sırası şimdi yetişmiş bu inançlı nesillerdeydi.

    Her Müslüman Ülkenin başına getirdikleri Diktatörlerin ve bu Diktatörler vesilesi ile bu ülkelerin her türlü doğal kaynaklarını sömüren Batı Zihniyetinin en büyük düşmanı bu yetişmiş İnançlı kadrolardı. Bu kadrolar kendilerini aldıkları eğitim vesilesi ile geliştirmiş ve ülkelerine dönerek kendilerince  bir nevi milli mücadele başlatmışlardı.

    Erbakan Hocanın her yıl bu yetişmiş kadroyla yaptığı istişare toplantısı vesilesi ile herkesin kendi ülkesinde nasıl bir strateji izleyeceği belirlenerek gerekli adımlar atılmış ve Batının Demokrasi putu 2000 li yıllara geldiğinde çökmeye başlamıştı. Çünkü artık eğitimli, şuurlu bir nesil, Tüm Müslümanları örgütlüyor ve gerçek İslam öğretilerine göre strateji belirleniyordu. Batı Müslümanları kendi istediği şekilde yönledirmekte zorlanıyordu.

    Müslüman ülkelerde 90 lı yıllarda yapılan seçimlerde Şuurlu Müslümanlar kendi ülkelerinde aldıkları seçim zaferleriyle ülke meclislerinde söz sahibi olmaya başlamışlar hatta Bakan ve Devlet Başkanı statüsüne kadar çıkmışlardı.

    Büyük özgürlükçü ve Demokrasi Mücadelesini kendisine vazife bilmiş Batı, Müslüman ülkelerde işler istediği gibi gitmeyince, yani artık ülkeler kendi kaynaklarını batıya değil de halklarına aktarmaya başlayınca, hemen o ülkelerde iç karışıklık çıkartarak seçilmiş hükümetleri askeri darbelerle indirmekle kalmayıp, onlara ve partilerine siyaset yapma yasağı getirmişleridir.

    Batının istediği eskiden olduğu gibi Müslümanları silahlı mücadeleye çekip, Müslüman ülkelerde istikrar olmasını engellemekti. Erbakan Hocanın siyasi dehası, başta Türkiye’de ve sonrasında diğer Müslüman Ülkelerde bu tarz gerilimleri azaltıcı açıklamalarla, kutuplaşmaların önüne geçmekti ve bunu başarmıştı.

    Çünkü Batı, elindeki gazate,televizyon, sinema ve kendisi için çalışan aktivistler aracılığı ile islamı dolayısı ile Müslümanları uyumsuz, terörist ve patlamaya hazır canlı bomba gibi tanıtmış, bu sebeple Müslümanların üstüne yapışan bu imajdan kurtulmak zaman gerektirecekti.

    Oysaki İsrail yıllardır Filistin’de katliam yapıyor ve hiçbir Batı ülkesinden ses çıkmamak bir tarafa yine teröristler Müslümanlar olarak  gösteriliyordu. Erbakan Hoca 40 yıllık mücadelesinde hep ikna metodunu seçmiştir. Onun herhangi bir iddiası yoktu ona göre iddia kutuplaşma ve kavga sebebiydi. Bu yüzden bütün fikirlerini ikna yoluyla yaymaya çalışıyordu.

    Erbakan Hoca sıkça İsrail’in Filistin de uyguladığı vahşetin ardından söylediği bir söz vardı. İsrail laftan anlamaz sadece güçten anlar diye. Yani şimdiki güç teknoloji olduğu için biz teknolojide ne kadar hızla ilerlersek o kadar terbiye edilmemiş Amerika ve Güçten anlayan İsrail’i bütün dünyaya yaptıkları bu vahşetlerden koruyabiliriz.

    Erbakan Hoca iktidara geldiği 1997 yılında sekiz İslam Ülkesinden oluşan D-8 yani Model İslam Birliğini kurarak Müslümanların özgüveninin artmasını sağlamıştır. D-8 bir çok alanda gerçekleşecek olan projelerin hayat bulacağı bir organizasyondu.

    Mesela: Türkiye  : Sanayi, sağlık ve çevre,

    Bangladeş  : Kırsal kalkınma,

    Endonezya  : Yoksullukla mücadele ve insan kaynakları,

    İran  : Bilim ve teknoloji,

    Malezya  : Finans, bankacılık ve özelleştirme,

    Mısır  : Ticaret, Nijerya  : Enerji,

    Pakistan  : Tarım ve balıkçılık alanlarında faaliyet gösterecek ve böylelikle her ülke kendi ürettiğini bu sekiz ülke ile paylaşarak Batıdan ihracat yapılması engellenmiş olacaktı.

    Bu alanlardaki tüm paraların bu sekiz ülkeye kaldığı hesaplandığında, inanılmaz bir ekonomik ferahlık sağlanmış olacaktı.

    İslam Coğrafyası, Erbakan Hocamızın öldüğü 2011 şubat ayı itibarı ile onun her konferansı, her toplantısı ve her söyleyişisinin anahtar kelimeleri olan dünya Siyonizimine karşı ilaç diye tarif ettiği, İslam Birleşmiş Milletleri, İslam dinarı, İslam ortak pazarı ve İslam NATO'sunun kurulması söylemlerini artık hiçbir şekilde dillendirmiyordu. İslam Ülkelerinin Liderleri bu söylemleri temenni niyetiyle bile olsa söyleyememektedirler.

    Erbakan Hocamız, sağlığında bir Müslüman ülkenin başına bir şey geldiğinde, hemen diğer Müslüman ülkelerle irtibata geçerek zulme uğrayan Müslüman ülkenin ihtiyaçlarının karşılanması için, derhal komisyon kurdurtup gerekli tüm malzeme ve techizatın bu ülkeye gitmesini sağlıyordu.

    Türkiye’de onun yolundan gittiğini iddia eden kurumlar ise Erbakan Hocamın söylediği İslam Birleşmiş Milletleri sözünü yanlış anlayarak herkesi hain ilan edip dışlayarak kendi aralarında bile birlik sağlayamamaktadırlar. İslam dinarı ve ortak pazarı söylemini ise cihat malları parası olarak algılamışlar ve davaya ihanet noktasına götürmüşlerdir.

    Prof Dr Necmettin Erbakan vatanına, milletine ve İslam dünyasına olan vazifesini en iyi şekilde yaparak 2011 yılı şubat ayında aramızdan ayrılarak ebedi istirahatgahına çekilmiştir. Bizler O’nun ne denli Mücahit birisi olduğuna şahidiz. Rabbimizin kendisini yaptığı iyi ameller vesilesi ile cennetine koyacağına yürekten dua ediyoruz. Şimdi başta Türkiye ve İslam Dünyası, bu dört maddeyi her yerde her zaman ve her şartta söylemeyi boynunun borcu olarak görmelidir.

    İslam Birleşmiş Milletleri,

    İslam dinarı,

    İslam ortak pazarı,

    İslam NATO'su.

    • Yorumlar 3
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları