• BIST109.361
  • Altın153,268
  • Dolar3,8380
  • Euro4,5070
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »

    İslam'da Düğün Nasıl Olmalı?

    Abdullah VELİOĞLU

    Ne de güzel oynuyordu delikanlı, hele Ankara havasına kaşıklarını şakırdatırken insanlar ona imreniyor muydu acaba? Bir figürden başka bir figüre geçmek ne de heyecanlıydı. İnsanlar etrafında halka olmuş onunla arkadaşının oyununa tempo tutuyordu. Çok güzeldi bu oynamak, işte eğlenmek buydu.

    Sonra sahne birden kalabalıklaştı kadın erkek birçok insan sahnedeydi artık. Ne oluyordu? Oynamak için alan daralmıştı. Figürler arası geçişi zorlaşmıştı. Karşında oynayan arkadaşını zor görür olmuştu kiminle oynadığı belli değildi. O anda eli birilerinin eline değdi. Baktı bir kadın eli, utandı. Fakat kadın vücudunun kıvrımlarını müziğin ritmine bırakmışken onun elinin kendi eline değmesini umursamıyordu. Devam etti oynamaya ellerini kaldırsa başkalarının saçına yüzüne değiyordu. Ellerini yana sallayarak oynasa bu seferde etraftaki kadınların mahrem yerlerine değiyordu, bu durumdan rahatsız oldu. Biraz düşündü bu neydi böyle? Nasıl bir eğlenceydi, nasıl bir düğündü bu? Evli olsaydı karısının mahrem yerlerine birisinin eli böyle değseydi, nasıl bir tepki verirdi acaba? Düşününce aklına gelen tepkiyi, acaba bu kadınların kocaları kendisine de aynı tepkiyi gösterir miydi? Peki böyle risklerin çok olduğu bir ortamda oynamak doğru muydu?    

    Ya şu damatla/gelinle çok samimi bir şekilde sarılarak damattan/gelinden gözlerini ayırmadan dans eden, yakın akraba olmayan kadın/adam kimdi? Gelin/damat bu yakın akraba olmayan kadının/adamın, eşine samimi bir şekilde sarılmasını görmemiş miydi? En mutlu günlerinde bu da neydi? Bu durum şeytanın, damatla gelinin arasına bir ayrılık tohumu ekmesine sebep olabilir miydi? Modernleşmek bu muydu? Düğünler böyle mi olmalıydı? Bu eğlence bizim kültürümüzde var mıydı?

    Çocukluğunda köydeki düğünler geldi gözlerinin önüne. Köydeki düğünlerde erkekler dışarıda, kadınlar içeride oynardı. Bir kadının kendi kardeşi, kocası, oğullarından, yeğenlerinden, babasından başkasının yanında oynaması büyük ayıp sayılırdı. Kadın vücut ziynetini saklardı.

    Ya İslam'da düğün  nasıldı? Çünkü yeni yeni İslam'ı tanımaya başlamıştı. Evet 26 yaşındaydı ama çok şükür; Cuma namazından Cuma namazına, gusül abdestinden gusül abdestine, bayram namazından bayram namazına, cenazeden cenazeye yaşadığı geleneksel İslam'dan çok farklı bir Kur'an ve Sünnete dayalı bir İslam vardı hayatında artık. Ve kendini bu yeni yeni tanıdığı gerçek İslam'a adapte etmeye çalışıyordu.

    Tuvalete girerken bile (sünnete uygun girilip çıkılırsa) sevap kazandıran bu gerçek İslam acaba düğün törenlerine ne demişti? Daha doğrusu aldığı nefesini, gören gözlerini, yediği yiyecekleri, vücudunun üzerinde durduğu ayaklarını yaratan ve eğer emirlerine uyarsa cenneti de ona verecek olan yaratıcısı ALLAH bu düğün törenlerinin uygulanışını Peygamberi Hz Muhammed (sav) örneğinden (Ahzab Suresi, 21. Ayet)  nasıl öğretmişti müslümanlara?

    Araştırdı biraz delikanlı, hadislere baktı. Bilenlere danıştı ve bu konuda ki fetvaları inceledi arkadaşlarıyla irdeledi konuyu. Konu hakkındaki hükümlerin nedenini anlamaya çalıştı. Meğer İslam'a göre evlenmek ne kadar da kolay ve rahattı!

    Mescitte (hani namaz kılmaktan başka şeyler için kullanılması insanlar tarafından yasaklanan mescitte!!!) şahitler huzurunda kıyılan bir nikah, gücü yeterse düğün sahibinin davetliliere verdiği bir ikram ve kadınların kendi aralarında düzenledikleri eğlenceler.

    Bugünkü insanlara bir türlü damadı, gelini yada bunların oynamasını beğendiremediğimiz, düğün salonunun beyin uğultadan müziğinin, kuruyemişinin, az takılan takısının, düğün sahiplerinin kıyafetlerinin çekiştirildiği, içkinin ve kültürümüze yeni yeni giren batı danslarının! sergilendiği düğünlerden ne kadar da farklıydı.

    Fatih Sultan Mehmet'in annesi ve babası nasıl bir düğünle evlenmişti acaba? Ya Sultan Alparslan'ın, Osman Gazi'nin, Yunus Emre'nin, Celaleddin Rumi'nin, Ahi Evra’nın, Piri Reis’in Barboros Hayrettin’in, Sultan Kılıçarslan’ın, Alaaddin Keykubat’ın, Selehattin Eyyubi’nin, Akşemseddin’in, Hacı Bayramı Veli’nin, Yavuz Sultan Selim’in anne babaları nasıl bir düğün töreni ile evlenmişti? Bunları düşünmüştü delikanlı. Sahi nasıl bir düğünle evlenen ailelerin çocuklarıydı bu büyük insanlar?

    Bunları düşünerek yaptıklarına üzüldüğü ve pişman olduğu bir zamanda, kullarına karşı çok merhametli olan ALLAH ‘ın (cc) Zümer Suresi 53. ayetteki müjdesini hatırladı. Şimdi bir umudu vardı. Ve yapması gereken tek şey elinden geldiğince Rabb'inin emirlerine uygun yaşamaya çalışmaktı. Çünkü Rabbi Asr suresi 3. ayette kimlerin hüsrana uğramayacaklarını bildirmişti.  

    • Yorumlar 0
    • Facebook Yorumları 0
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları