• BIST108.153
  • Altın153,903
  • Dolar3,8325
  • Euro4,5073
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara -1 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »

    İslam'da İşçi Hakları

    Meral BİLGE

    Bugün Dünya'da ve Türkiye'de çok fazla gündemi meşgul eden işçi bayramı... Peki iş, işçi, işveren dinimizde nasıl değerlendirilmiş gelin biz de bunlara bakalım.

    ***

    Rabb'imiz  bizi birbirimize muhtaç bir dünyada yarattı. Hiçbir insan başka insanlara muhtaç olmayacak şekilde yaşayamaz. Firavun bile olsa kural böyle. Allah ise Kayyum'dur kimseye muhtaç değildir; Samed'dir. Herkes ona muhtaçtır. Ama o kimseye muhtaç değildir.

    Şu yaşadığımız dünyada hepimiz işçiyiz.Yaşadığımız dünyada işçi diye bir kesim ortaya çıkarılsa da herkes işçi bu dünyada. Her işçi de evinin patronu. Evini geçindirirken ailesine para veriyor sonuçta. Rakamlara takılmadan baktığımız zaman az da bir para verse de işçi de evinin patronu.

    HEPİMİZ ALLAH'IN İŞÇİLERİYİZ

    Allah'tan başka mülk sahibi yok.  Hepimize çeşitli roller biçildi, bu nedenle kimimiz tarlada çalışıyoruz kimimiz bankada. Hepimiz Allah'ın işçileriyiz. Herkese sıfatlar ekleyen biziz. Tarlada çalışana çiftçi, üzeri kirli olana işçi, giyimi az düzenli olana memur, makam arabası sahibine de patron diyerek yeryüzünde sıfatlar eklesek de; yer altında herkes eşit.Orada sınıf da yok sıfat da yok.

    Kur-an hayatın her dakikasını bizim için düzenlemiştir. Bir insanın bir yerde işçi olarak bulunmasında bile insana şekil veriyor. İşçi için de patron için de dinimizin  belirlediği kurallar var.

    İHTİYAÇTAN ARTA KALANINI...

    İslam teslim olmaktır, Arkadaşımdan dinledim fabrikaları olan bir ailenin Kur-an'a nasıl teslim olduklarını; Oğlu her yıl belirli bir büyüme hedefi koyuyor, o hedefe uygun yatırım miktarını kenara ayırıyor ve kalan  kısmını işçileri arasında paylaştırıyor. Ancak babasının içi bu durumda bile rahat etmiyor ve oğluna "Oğlum ihtiyaçtan fazlasını dağıtalım işçilere diyor." Bakara Suresi 219. ayete iman etmiş ona teslim olmuş bir aile... Bir ayet işçi hakkını da işveren hakkını da nasıl düzenliyor ve bakın ayette ne diyor;

    "...Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: 'İhtiyaçtan arta kalanı'..." (Bakara Suresi 219. Ayet)

     

    İslam camide, Ramazan orucunda; kabede Tavaf ederken bunu böyle yapacaksın derken; elinde kiriyle pasıyla çalışan işçinin de yanıda olur; masa başında iş yapan memurun da, patronun da yanındadır.

    Bir patron sadece elindeki yazılı kuralları dikkate alırken; Rabb'inin huzuruna çıktığında da hesap vereceğini dikkate almalıdır. Namazda yaptığı hatadan dolayı sehiv secdesi yaparken namazı onarmak zorundaysa; işçisine yaptığı herhangi bir kusuru da düzeltmesi gerekiyor. Benim karşıma helallik almadan gelirseniz cezası cehennemdir diyen Allah bizi sadece camide sorumlu tutmuyor

    Kıyamete kadar amelelik yapan da onun ustası da onların patronları da İslam'ın kurallarına dikkat ederek yaşamakla yükümlüdür.

    GELELİM İŞÇİ HAKLARINA...

    İşçi hakları bugün gelişmiş, kağıda, kurallara dökülmüş, sistematikleşmiştir. Bu günkü konumunu sosyalist düşünceye borçludur diyebiliriz. Patron ise kapitalist sistemin tarafında görünür. Müminler hangi safta olması gerektiği Hucurat Suresi 10. ayette açıkça belirtilmiştir. "Müminler ancak kardeştir..."

    ALLAH BİZİ SADECE CAMİDE SORUMLU TUTMAZ

    İşçi de işveren de şunu düşünmelidir. Ben namaza giderken hangi Allah'ı razı etmek için gittiysem şimdi de atölyede veya çiftlikte aynı rızayı almak için çalışıyorum demelidir. 

    Allah yeryüzüne Kuran'ı indirirken her şeyi düzene koymuştur.  Allah bütün gün ibadet etmeyi emretmiyor. Çünkü bir kısmımızın ev geçindirmek için İŞİ, atolyede olması gerektiğini de biliyor.

    Rabb'imiz rızık kazanın, borç almadan, kredi almadan yaşayın deyip örnek olarak Peygamber Efendimiz'i (S.A.V) gösteriyor. Peygamber Efendimiz (S.A.V) 'e bile çobanlık yaptırdı. İş yaparken patronu memnun etmek için çalışırken Allah'ı da memnun etmek için çalışmalıyız.

    PATRONDAN ÖNCE ALLAH'IN BİZİ İZLEDİĞİNİ UNUTMAMALIYIZ

    Mümin çalışırken patron izliyor diye dikkat ederken meleklerin de zabıt tuttuğunu aklında bulundurmalıdır. Mümin kalbinde Rabb'inin heybetini hissederek çalışan insan olduğu için müminden korkulmaz.

    İslam bize bir işçi ve patron kültürü vermemiştir. Herkes Allah'ın kulu olduktan sonra işçi olsan patron olsan ne olur. 

    İşçinin hakkını vermeyen bir patron da; kaza yaptığında karşı tarafın hakkını vererek konuyu kapatamıyorsa, bir kamu davasıyla da hesap vermek zorunda kalıyorsa; Allah'ın huzurunda da maaşı vermediği, hakkını yediği işçi için de hesap verecektir.

    Mümin Allah'tan korkar, kul hakkına girmekten korkar. Torpil yapmaz, torpil istemez. Mümin bir makama geldiğinde caka satmaz, sorumluluğu altında ezilir, haram yemez. Bu Allah'a hıyanettir diyor Peygamber Efendimiz.

    Mümin yapamayacağı işlere kalkışmaz, yaptığı işin en düzgününü yapmaya çalışır.

    İNANCINA BAKILMAKSIZIN İŞ EHLİNE VERİLMELİ

    Mümin diplomasını ehli olmadığı bir işte kullanmaz.  Belediyeyi ele geçirseniz de Allah'ı ele geçiremezsin. Bir devlet görevlisi makamında muktedir ise ehli olanı mümin bile olmasa orada çalıştırır.

    Örneğin Hz. Ömer nüfus sayım işini yahudilere vermiştir. Çünkü işi bilen o dönemde onlardır. Müslümanlar işi öğrendikten sonra gönderilmişlerdir.

    Mü'minler çalışan, alnının teriyle rızkını kazanan, bunu ibadet kabul eden insanlardır.

    ****

    1400 küsür sene önce işçi hakları ortaya çıkmadan; Peygamber Efendimiz (S.A.V.) asgari geçim düzeyini şöyle belirlemiştir;

    "Bizden birisi işe girdiği zaman evi yoksa evi olsun; evlenmediyse evlensin, evinde hizmetçisi yoksa hizmetçisi olsun; bineği yoksa bineği olsun" demiştir.

    Ancak şimdi asgari geçim düzeyine Çin mantığıyla bakarsak; 4 zeytin, 30 gram reçel diye bir belirlemeyle arada ciddi bir uçuruma şahitlik etmekteyiz.

    ***

    MÜ'MİN ÇALIŞKANDIR

    Enes İbni Malik rivayet ediyor;

    Rasullulah S.A.V. buyurdu ki; "...Kimin kaygısı ve gayesi dünya olursa, Allâhü Teâlâ hazretleri onun işlerini dağıtır, onun fakirliğini iki gözünün arasında kılar; dünya ona gelmez; ancak ona yazılanlar hariç…”

    ***

     

    Son olarak hiçbir mümin namazına engel olacak bir işte çalışamaz. Özel sektör de olsa devlet sektörü de olsa bu böyledir. Ancak sadece farz namazlara engel olmaması gerekmektedir. Hac farz olduysa buna bile engel olunmamalı. 

     

    ÇOCUKLARDA MAHREMİYET EĞİTİMİ / Burcu KÖKSAL

     

    • Yorumlar 1
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları