• BIST104.123
  • Altın145,971
  • Dolar3,4910
  • Euro4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 12 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    Kavramları Ters Çevirmek

    Bilal OKUDAN

    İnsan Hakları, Demokrasi, Adalet, Basın Özgürlüğü, Bağımsızlık, Eşitlik, Terörist, Ayrılıkçı Gruplar, Aşırı Dinci Gruplar, Diktatörlük, Hanedanlık, Faşizim gibi kavramların özünü ve manasını incelediğimizde, ortaya çıkacak sonuçlarla bir değerlendirme yaptığımız zaman, bu kavramların Dünya Siyonizm’i tarafından kullanılan bir şifre olduğunu göreceksiniz.

    Siyonizmin, İnsanlığın zihnine kazıdğı bu kavramlar aracılığı ile, onların yaptıkları soykırımlara,katliamlara, baskılara, zulumlere, cinayetlere, darbelere, iktidarlara kumpaslara, devlet yöneticilerine suikastlere ve bağımsız ülkelere pervasızca saldırılarına bir kılıf uydurdukları kavramlardır.

    İnsan hakları ve demokrasi getireceğiz diye, 11 Eylül saldırılarının hemen ardından, Orta Doğuyu kan göülüne çeviren, Siyonizm ve  ortakları ‘’Devlet Görünümündeki Örgütlü Haydutlar’’ milyonlarca insanı öldürdürdüler, açlığa ve sefalete mahkum ettiler, zorunlu göçe zorladılar, aileleri parçaladılar, milyonlarca kişiyi de sakat bıraktılar.

    Irak’a girerken ki bahaneleri, Saddam Hüseyinin güya suçsuz yere hapishanelerde tuttuğu binlerce mahkuma özgürlüklerine kavuşturcaz dediler.  Saddamın kimyasal silahlarını bahane ettiler, Saddamın saraylar dolusu altınları varmış deyip bağımsız bir ülkeyi mahvettiler. 2 milyon insan mülteci oldu, 1 milyon dul ve yetim, yüzbinlerce ölü, fuhuşa süreklenen müslüman kadınlar ve Irak’a girerken, hapishanedikilere vadettikleri özgürlüklerin tam tersini yaparak, hapishanelere binlerce insanı tıktılar, bu mahkumlara hapishanelerde yaptıkları işkencelerin görünteleri tüm dünya ajanslarında da yer aldı. Kurdurdukları düzmece mahkemelerde Irak Devlet Başkanını ve Yöneticilerini idam ettiler. Ülke şuan resmen üçe bölünmüş durumda. Hani sizin insan haklarınız, Irak Halkına reva gördüğünüz demokrasi ve insan hakları bu mu? , kimyasal silahar ve saraylar dolusu altınlar nerede? Eğer altınları bulduysanız, altınların gerçek  sahibi olan Irak Halkına vermeniz gerekmiyor mu?  Ama yok altın falan yok diyorsanız o zaman neden girdiniz Irak’a? Zaten kimyasal silahlarla alakalı  özür dilediler, meğerse Sadam’da kimyasal silah yokmuş, yanılmışlar bu Devlet Görünümündeki ‘’Örgütlü Haydutlar’’.

    Örgütlü Haydutların, Diktatör dedikleri Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafiye karşı yaptıklarına ne demeli? Halkına zülm eden, istediğini hapislere atan, saraylar dolusu altınları olan, halkı üzerinde her türlü yaptırımı olan bir Diktatör görüntüsü verip, tüm bu oluşturdukları algı üzerinden, bir araya gelen Örgütlü Haydutlar, Bağımsız bir Devlete saldırararak,  Libya’yı da kan gölüne çevirdiler. Libya da resmen üçe böündü. Yüzbinlerce insan öldü, bir o kadar da sakat, dul ve yetim bıraktılar. Hapisenerde işkence ettikleri yüzbinlerce insan ve açlık ve sefalet içerisindeki Libya Halkı.

    Hani özgürlük ve demokrasinin merkezi  dedikleri ‘’Avrupa Sömürü Medeniyeti’’ ne diyecek siniz? Avrupanın orta yerinde ki, Bosna da katledilen Müslümanlara gözlerini ve kulaklarını nasıl kapattıklarını tüm dünya çok iyi gördü. Acaba Bosnaya neden İnsan Hakları ve Demokrasi getirmek için alel acele BM den Askeri ve İnsani Yardım kararı çıkarmadılar. Dünyanın en büyük Haydut Devleti Amerika ve diğer devletler, Iraktaki, Suriyedeki, Afganistandaki hatta Kudüste 12 yaşındaki çocuğun elindeki sapanı bile insanlığa tehdit aracı olarak gören bu’’ Örgütlü Haydutlar’’, Sırpların ve Hırvatların elindeki gelişmiş silahları neden acaba insanlığa tehdit aracı olarak görmediler mi? Srebrenitsa da sözüm ona BM nin güvenli bölge diye ilan ettiği yerde yapılan katliam ve sistemli soykırımla, binlerce Boşnak Müslümanı katleden, Sırplar ve Hırvatlara sesssiz durmakla kalmayıp el altından her türlü desteği veren bu Örgütlü Haydutlar değil miydi?

    Myanmar ve  Doğu Türkistan’da sistematik bir şekilde soykırıma uğrayan Türkler ve Müslümanlar için acaba insan hakları diye bir şey söz konus olmayacak mı? BM acil yardım çağrısı yapmayacak mı? CNN, Reuters, NTV, BBC gibi ajanslar normal yayın akışlarını kesip buradaki insalnlık katliamlarını canlı yayında vermeyecekler mi?

    Onların gözünde Doğu Türkistandaki ve Myanmarda katledilenler insan değil ki,bu yüzden insan hakları neden bu insanları ilgilendirsin ki?

    Gezide, Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kamu Mallarını yağmalayan, vandalları özgürlük savaşcısı, vandalların kamu mallarına verdikleri zararları engellemek için, biber gazı kullanan polisimizi Faşist, Devlet Yöneticileremizi Diktatör, olarak göstermeye çalışan ve bunu saatlerce canlı yayınla tüm dünya ya duyurmaya çalışan, Sömürü ve Haydut Ülkelerinin ajansları, mazlum coğrafyaların sömürülen, aç bırakılan, katledilen insanları için neden 1 dk bile canlı yayına geçmezler.

    Mursi’nin devrilemsi için, Tahrir Meydanında  toplanan kalabalığı, günlerce canlı yayında, özgürlük ve demokrasi savunucuları olarak gösteren, Haydut ve Sömürü Ülklerin Ajansları,  Mısır Halkının kendi özgür ve hür iradesiyle seçtiği, Devlet Başkanı Mursi’ye darbe yapan Katil Sisi’yi,  protesto etmek amaçlı, Adeviye Meydanında toplanan  ve sayısı Tahrir Meydanının toplam yüz katı kadar olan  kalabalığı neden görmezden geldiler acaba? Ellerinde silah dahi olmayan masum göstericilerin üzerine silah doğrultup onları öldüren Katil Sisi’yi kınamak bir yana, gönderdikleri resmi heyetlerle Darbeci ve Katil Sisi’yi meşrulaştırdılar bile. Bir tek ölümün olmadığı Taksim Meydanına 8 saat canlı bağlanan CNN ve BBC’nin, Adeviye Meydanındaki katlima kör kalması, onların bakış açısı ile, kendi istedikleri sömürü düzeninin devam etme istek ve arzusundan başka bir şey değildir.

    Almanyanın halkın gösteri yapmasını engellemek için çıkardığı sokağa çıkma yasağına ne diyecek siniz? Alman Polisinin kullandığı orantısız güç, dünya ajanslarına yansımasına rağmen Örgütlü Haydutların hiçbir ajansında yeteri kadar yer bulamadı.

    Amerika’daüst üste  gerçekleşen, polisin dur ihtarına karşı teslim olan ve etkisiz hale gelen zencilere bile tahammülsüzlüğü neticesinde öldürülen, Amerikan Vatandaşları için, bu ajanslar neden seslerini yükseltmediler. Sonrasında sokaklara dökülen halka orantısız güç kullanan Amerikan Polisi için neden Faşist Polis manşetleri atmadılar?

    Hani vardı ya gezi sürecinde, içerisinde bizim işbirlikçi sanatçı ve aydın müsvettelerinin de olduğu uluslar arası arenada aydın geçinen zavallılar, yayımladıkları deklare ile Türkiye Cumhuriyeti Devletini baskıcı ve dayatmacı bir devlet olarak göstermeye çalıştıkları gazete ilanlarının aynısını neden hemen bu olaydan sadece 1 sene sonra Almanya ve Amerika’da gerçekleşen, hükümetlerin aldığı sokağa çıkma yasağını ve polisin uyguladığı orantısız gücüneden görmezden geldiler.

    Birde Müslümanlara Hilafeti ve Saltanatı, özgürlükler ve ilericilik adına çok görenler, kendileri hala Krallıkla ve Papalıkla yönetiliyorlar. Papanın huzurunda yemin ediyorlar. Seçilen iktidarlar Kralın onayıyla göreve başlayabiliyor. Ne de olsa bizi kendilerinden çok düşünüyorlar. Daha fazla ilerici ve Demokratik olmamızı istiyorlar.

    Şimdi yukarıda saydığım örneklerle kavramaları ters çeviriyoruz ve Dünya Siyonizminin gözünden bu kavramları değerlendiriyoruz.

    İnsan Hakları:

    Kendi kurdukları Dünya Düzeninin menfaati için, son iki yüz yılda, Petrol, Doğalgaz, Su Kaynakaları ve diğer yer altı zenginliklerine sahip ülkelerde yaşayan, 50 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olmak, onların Dünya Düzenlerinde İnsan Hakkıdır. Çünkü onlar güçlüdür, gücü hak sebebi saydıkları için, doğal olarak haklıdırlar. Binlerce mil öteden gelirler ,seni kendi evinde öldürmeyi hak sebebi sayarlar. Ama sen canını korumak için onlarla mücadele ettinmi terörist ya da Diktatör olursun. Ülken de, insan hakları ve demokraside dünya sıralamada sınıfta kalır.

    Demokrasi:

    Kendi Dünya Düzenlerinin aleyhine olan, onları deşifre eden, Meşrü Hükümetleri, Devletleri, Büyük Küresel Şirketleri, Toplumların Liderlerini Demokrasi düşmanı gibi gösterip, Devlet ve Hükümetleri Faşistlikle, Toplum Liderlerini ise Diktatörlükle suçlayarak baskı altına alırlar. Ellerinde basın gücü ile de o şahıs ve ülkleri itibarsızlaştırıyorlar. Mesela Körfez ülklerinde petrollerini ve doğalgazlarını onlarla paylaşan Arap ülkelerinde ki Krallık onlar için en iyi demokrasi örneğidir. Ama Mısır da yıllar sonra ilk serbest seçimle iktidara gelen ve ülkesinin gelirlerini halkı için kullanan Mursi, onlar için Demokrasi düşmanıdır ve aynı zamanda Diktatördür.

    Basın Özgürlüğü:

    Kudüste, kendi vatanında 12 yaşındaki bir çocuğun üzerine ,dünyanın en gelişmiş silahını doğrultan, İsrail Askerine, elindeki sapanla karşılık veren çocuğa sahip çıkan manşet attın mı teröristlere destek verdiğin için basın akrediten kaldırılır. Ama aynı haberi İsrail Askeri üzerine sapanla taş atan çocuğa kendini kollamak için silahla ateş etmesi sonucu öldürüldü manşetini atarsan o zaman sen özgür basınsın. Ellerindeki basın kuvveti ve diğer kitle iletişim araçları ile istedikleri masum insanı terörist ilan ederler, istedikleri teröristi ise halk kahramanı.

    Diktatör:

    Onların dünya genelinde kurdukları sistemlere kendi ülkesinde savaş açan, onlara göz yummayan, ülkesinin menfaatlerini onların menfaati üzerinde tutan her Lider, onların gözünde potansiyel Diktatördür.

    Hanedanlık-Krallık-Cumhuriyet:

    Kuzey Kore Devlet Başkanının ölümünün ardından oğlunun Devlet Başkanı olmasını Diktatörlüğün devamı olarak tüm ajanslarında gösterirken, İngiltere Prensinin bebeğini tüm ajanslarında canlı yayında tüm dünyaya sempatik bir şekilde duyurmaktan geri kalmıyorlar. Amaçları Kraliyet ailesine sempati oluşturmak. Kendilerine düşman Kuzey Kore Devleti ve seçlen başkanını itibarsızlaştırmak. Baba Bush Oğul Bushu, Clinton eşini Devletin en tepe yönetimine getirdimi kimse saltanattan bahsetmiyor. Ama Erbakn Hocamın Oğlu ve Recep Tayyip Erdoğan’ın Kızı siyaete girecek diye veryansın ediyorlar. Neymiş saltanat geri mi geliyo muş? Sormazlar Oğul Bush Başkan olduğunda Amerika’ya Saltanat mı gelmişti?

    Yani onlar her seferinde İnsan Hakları dediği zaman, yine hangi ülkenin kaç bin tane halkını katledecekler diye korkmamız gerecek.

    Demokrasi dediklerinde korkmamız lazım acaba hangi ülkeye darbe yapıp görev başındaki hükümeti saf dışı edip, yerine kendi işbirlikçilerini getirecekler?

    Eğer bir ülkenin Liderine Diktatör diyorlarsa anlayın ki o ülkeden istediklerini alamıyorlardır ve Diktatör dedikleri Lideri yavaş yavaş itibarsızlaştırıp, devirmeye çalışıyorlardır.

    Kısacası bahsettikleri özgürlük, insan hakları ve demokrasi gibi kavramlar sadece kendilerini ilgilendiren konular için kullandıkları kelimelerdir. Anliyacanız hangi kavramı kullanıyorlarsa o kavramı ters çevirin ve ona göre tedbir alın.

    Sözlerimi Amerika’da Dünya Siyonizmine kafana tutan 20. Yüzyılın Bilal-i Habeşisi Malcom X’in, konuyu muhteşem bir şekilde özetleyen cümlesiyle bitirmek istiyorum:

    ‘’Eğer dikkatli olmassanız, gazeteler sizin mazlumlardan nefret etmenizi, zalimleri ise sevmenizi sağlar’’.

    • Yorumlar 0
    • Facebook Yorumları 0
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları