• BIST109.330
  • Altın156,133
  • Dolar3,8638
  • Euro4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara -3 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »

    Kenan'a Rahmet Yok

    Bahadır YENİŞEHİRLİOĞLU

    KENAN'A RAHMET YOK

    Safran sarısı gökyüzü, yapma bunu bana, bir sülfür gibi yakma canımı. 

    Aç ey gönül, silkin bu koyu karaltıdan bak demleniyor zaman der gibi bakıyor annem gökyüzüne. 

    Tekrar sıraya giriyor. Hepimiz hizalanıyoruz, bir düzen içerisinde yerlerimizi alıyoruz. 

    Ülke düzen içinde, dağlar, taşlar, ovalar düzen içerisinde. Ülkemizi kimseler ele geçirmedi, topraklarımız yerli yerinde. 

    Ordu evlerinde bayram kutlamaları yapılıyor mu?   Davetler veriliyor mu?  

    Bayram sevinci yaşanıyor mu?  Eller çırpılıyor mu acaba? 

    Ordu evlerinde hanımlar saçlarını yaptırmışlar giyinip süslenmişler eğlenmeye hazırlanıyorlar.

    Astlar üstlerine eğilecekler, birbirlerini kutlayacaklar, erler onlara hizmet edecekler ordu evlerinde. 

    Vatanı nasıl büyük bir badireden kurtardıklarını konuşacaklar. 

    Ülkeyi böldürtmediklerinden dem vuracaklar. 

    Ülkenin esas sahibinin kendilerinin olduğunu vatanı kollama ve koruma görevlerini yerine getirdiklerini anlatacaklar. 

    Kadehler kaldıracaklar ve şerefe diyecekler. 

    Bu huzur bütün ülkeye yayılacak böylelikle. Dalga, dalga kutsanacaklar ve yücelecekler. 

    Ne mutlu Türküm diyene diye hep birlikte bağıracağız.

    Bu sokaklar, bu kaybolmuş suretler

    Kuşatma atında bu şehir, azmış ihtirasların morarmışlığında

    Bir ağıt gibi vur can damarıma

    Nağmelerin geçsin tarihten süzülerek derin darbeler ile ruhuma

    Kalelere sürgün edilir bazı sözler

    Surlar arkasına 

    Kurudu can çeşmesi akmıyor artık

     Dudakta inilti dinmiyor vasat

     Bir kayık saplanmış bağrı yırtık 

     Rüzgâra yem oldu şimdi son umut ama ışırlar  yine de 

     Onları kurtaracak bir gönül beklerler hüzünle

     Kelimelere acıyorum

     Çıktıkları yer de ne kadar da mahzunlar

     Kapıları açtıklarında seni bekliyor olacak

     Buhurdanlıklardan çıkan tütsü kokuları

     Gül kokuları

     Kapılardan çıkacağız 

     Bu sıkışmışlık, bu karabasan bitecek elbet

     Semaya durmuş Mevleviler gibi kanatlanacak  sözler Gönülden, gönül’e 

    İçimden eski ahitte yer alan bir ağıt geçiyor.

    Askerlerin istedikleri şekilde girdiğimiz sırada yürümeye devam ederken okuyorum kendi kendime lanetin en büyüğünü:

    “Harran, Kanne, Eden, Saba, Aşur, Kilmat tüccarları seninle ticaret yaptı. 

    Pazarlarındaki mallara karşılık güzel giysiler, lacivert kumaş işlemeler, sık dokunmuş iplerle sarılmış renkli halılar verdiler. Ticaret gemileri senin mallarını taşıdı, denizin bağrında büyük yüklerle doldun.

    Kürekçilerin seni açık denizlere götürdü ama Doğu rüzgârları denizin bağrında parçaladı seni. 

    Geminin kazaya uğrayacağı gün zenginliğin, malların, ticari eşyaların, gemicilerin, kılavuzların, kalafatçıların, seninle ticaret yapanlar, askerlerin ve gemide olan herkes denizin derinliklerine batacaktır.

    Gemicilerin bağırışından kıyılar titreyecek, kürekçilerin gemiyi bırakacak, gemicilerle kılavuzlar kıyıda 

    duracaktır. Yüksek sesle haykırıp senin için acı, acı ağlayacaklardır. Başlarına topraklar serpilecek,

    külde yuvarlanacaklardır. Senin yüzünden başlarını tıraş edecek, çul kuşanacaklar, senin için yas tutacaklardır.”

    Güne kavuşturmak istemediğin geceler de olur. 

    Güne sarmak istediğin geceler de. 

    Vur alnının orta yerine bütün gücünle nefsin, yak ne varsa süfli bildiğin. 

    Kur yeniden muhabbeti. 

    Unut ne varsa iğreti. 

    Olmasa Aşkın, nice pehlivanları çatlatır bu sıklet.

    Kenan Evren ölmüş  dediler. Rahat uyuyacağım  artık  ve asla rahmet  dilemeyeceğim.

    • Yorumlar 1
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları