Yazarların gözünden 2019 (1.Kısım)

Edebiyat dünyası bu yıl çok şey yaşadı. İflaslar, yazar transferleri ve ayyuka çıkmış telif ihlalleri. 2019 yılını çalkantılı bir şekilde geçiren yayıncılık piyasasını gelin bir de yazarlara soralım

Kültür Sanat 03.12.2019, 20:40 03.12.2019, 22:29 Çağdaş Balıbey
Yazarların gözünden 2019 (1.Kısım)

Günümüzde her ne kadar "yazar" dendi mi akılda canlanan dertsiz tasasız bir pencere önünde oturup insanları izlerken kahvesini yudumlayıp klavyesine dokunan kişi, kişiler gelse de durum tam olarak öyle değil. Bazıları her ne kadar halinden memnun olsa da halinden memnun olmayanlarda mevcut.
Durum böyle olunca, e haliyle serde yazarlıkta olunca kısa bir araştırma yapma ve fikrine güvendiğim yazarlar ve yayın evleriyle konuşma gerekliliği hissettim. Kimisi sorduğum sorulara "burada adım geçecekse sakın adımı verme,"dediğinden özellikle onların adını özellikle yayın evlerini zor durumda bırakmamak adına boş bıraktım ancak dikkatli bir okuyucuysanız ve ipleri birbirine bağlayıp yolu takip etmeyi biliyorsanız kimler olduklarını pekala iyi anlayacaksınız.
...Konumuz, her ne kadar toparlanma eğilimi gösterse de geçtiğimiz bir-buçuk yıl ve onun yayın evleri ve yazarlar üzerine etkisiydi. Peki ben bu bir buçuk yılın zorlu geçtiğini nereden biliyorum kısa açıklamak gerekirse bunu çok sevdiğim başka bir yayıncının ağzından açıklayayım "Kağıt alamıyoruz," bir başkası ise "kitabını sattığımız falanca yazarın satışları çok iyi ancak piyasa o kadar belirsiz ki kitapları etiket fiyatına versek yenisini basamıyacağız, satmasak yazarın kariyeri sekteye uğrayacak... İki arada bir derede kaldık,"diye anlatmaya başlıyor. Hatta ve hatta ÇOK BÜYÜK diye adlandıracağımız bazı yayın evleri bile aynı sıkıntıdan muzdarip ve geneli artık telifli eser basmıyor ve klasiklere dönmüş durumda...
Bu aşamadan sonra artık yazarların nabzını tutmaya başlamak gerekiyor. Çünkü hepsi hayatta ve maalesef yetmiş yıl kadar telifsiz eser verip başkalarını zengin edemeyecek kadar canlı gözüküyorlar... Peki kim bunlar? Sağlam bir kitap okuyucusuysanız; bence bilmeniz gerekir... Ve evet bu bir röportaj, söyleşi değil... Röportaj: Söyleşiye göre daha edebi dilin kullanılmış olanına verdiğimiz ad.
Söyleşi ise daha çok "soru sordum cevap ver," gibi bir şey... Bunu sık sık yapılan hatayı düzeltmek için anlatıyorum... İkisini sakın ha sakın karıştırmayın sizi kınarlar (bkz: Ayşe Arman)...

Ez cümle: Konuya geri dönelim

Işık Elçi(Eğitmen/yazar); Tanrı’dan Geleni Söyle isimli ve daha pek çok kişisel gelişim kitabını kaleme almış tanıdık bir yazar.

Kemal Albayrak(Öğretmen/Eski bir yayın evi sahibi); Acı Masal kitabıyla bilinen ama onunda dışında dört farklı kitap yazmış bir eğitimci.

Yılmaz Ali(Yeminli Tercüman/Yazar); Kendisini her ne kadar yakın zaman da tanımış olsam da komik bir adam, esprileri iyi. Bu adama dikkat edin çünkü espri yeteneğinin yanında fena dram yazıyor. Benim gibi taş kalpli bir bilim kurgu ve fantastik okuruna bile "Ben Soffie" isimli kitabını sevdirmiş ise ve ağlata bilmişse... Diyecek başka bir sözüm yok...

İlk sorum kendilerine şu oldu: Bir yazar olarak düşündüğünüzde 2019 yılı sizce nasıl geçti? Doğrusu bu soruya gelen cevapların neticesinde sohbetin birbirinden zıt karakterlere sahip kişilerle gerçekleştirdiğimi anlayacaksınız.

Y.A; Samimi olmak gerekirse sadece kendi adıma değil, finansal anlamda sektörün neredeyse tamamı hedefin çok altında kaldı. Katıldığım hemen bütün fuarlarda imza günleri dışında piyasanın nabzını ölçmek adına kendime mutlaka bir gün ayırıyorum. Bu bağlamda edindiğim bilgilere göre sektörün genel anlamda kronikleşen problemleri var. Kitap sektörünün üstlendiği kültürel rol çok önemli olmakla bitlikte sorunlara kalıcı çözümler getirilmelidir. 
I.E: 2019 yılı benim için oldukça verimliydi. Yaklaşık dört yıldır üzerinde çalıştığım Aşk Yanılgısı kitabım basıldı. Okuyuculardan gelen dönüşler oldukça memnun edici oldu. Bununla birlikte, Tanrı'dan Geleni Söyle ve Elif'ten Vav'a Velayet Yol'u kitaplarım 3. baskılarını yaptı.
Üretebildiğimiz, hayata değer kattığımız sürece her anın güzel olduğunu düşünüyorum.
Kemal Albayrak ise olayı farklı bir konuya getirerek bu yılı her ne kadar zor geçirsek de e-kitap için yeni bir döneme girildiğini şu şekilde açıklıyor; Durağan geçti. Ekonominin kötü seyrinin  doların yükselişinin yayın evlerini, kitap basımını, fiyatları ve okurları etkilediğini açıkça gördük. Çoğu süreli derginin yayın hayatına son vermesi, yayın evlerinin kitap basımını askıya alması görülen sonuçlardı. Test kitapları ve başucu kaynakları dışında okurun fuarlarda ilgi gösterdiğini söylemek güç, kötü süreç  okuru para ve yer sorununa çözüm olarak sunulan e kitaba yönlendirdi. Türkiye'de de güçlenen bir pazar olmaya başlayan dijital dünyaya dönüşü de hızlandırdı.
İkinci sorum ise esas varmaya çalıştığım yere doğru attığım ilk adım ve net söyleyebilirim ki hiç birisinden bu kadar cesur olmasını beklemiyordum.

İflasını açıklayan veya büyük zararlar açıklayan yayın evlerinin bundan sonraki aşamalarda telifsiz eserlere yönelmesi sizi ve diğer yazarları da etkileyeceğini düşünüyor musunuz

Herkes bu sorunun cevabından o kadar emindi ki ben sadece dinledim.

I.E; Gerek yayın evlerinin gerek kitap evlerinin yaşadığı bazı sıkıntılar var. Ancak ben uzun zamandır yanlış giden bazı şeylerin bu vesile ile düzeleceğine inanıyorum.
Yani her şerde bir hayır vardır misali.(Sesi bundan sonraki kısımlarda daha kararlı)

Mesela benim ilk yazarlık yıllarımda bir kitap gerçekten çok okunduğu için çok satanlara girerdi ya da mutlaka kitap evlerinin raflarında yeni çıkanlarda yer alırdı. Son beş altı yıldır bu şekilde değil. Okuyucu karar vermiyor çok sattığına dair algı yaratılıyor. Yeni çıkmış bir kitap anında çok satanlarda olabiliyor. Bir kitap yüz küsur baskı yapıyor ama raflarda ilk baskılara rastlayabiliyoruz. 100. Baskıyı yapmış bir kitabın nasıl 10. baskısı raflarda oluyor açıklayan yok. Kul hakkına, emek hakkına girilirse elbette krizler kaçınılmaz olur. Dediğim gibi pirincin taşlardan arınmasının zamanı geldi belkide ve her şey iyi ve güzele doğru gidiyor. Tabii hepsi değil değerli yazarlarımızı ve yayın evlerimizi bunların dışında tutuyorum     
Y.A; Öncelikle edebiyat sektöründe dillendirilen iflas kelimesi kulağa hoş gelmiyor. Hele hele yıllarını bu sektöre vermiş büyük firmaların iflasın eşiğine gelmesi, bugüne kadar görmezden gelinen sorunları gün yüzüne çıkarmıştır. Öncelikle devletimizin kitap sektörüne el atmasını, bu sektör ile ilgili gerekli olan kanunları çıkarması, yani bir nevi reform yapması lazım. Çünkü edebiyat hafife alınacak, görmezden gelinecek, hatta kaderine terk edilecek bir alan değildir. Yayın evlerinin telifsiz eserlere yönelmesi birçok kalifiye eserin kaybolmasına yol açar. Bu bir eserin kaliteli olsa bile basılmaya bileceği anlamına geliyor. Yani bir nevi parası olan kitap basacak.
K.A; Büyük yayın evleri ve büyük şirketlerin, banka gibi iştiraklerin desteklediği yayın evleri dışında ekonomik sorun yaşamayan fuarlarda zarar etmeden çıkabilen yayın evi sayısı çok az. Yazarlarına telif ödeyen dürüst yayın evi bulmak da imkansıza yakın ne yazık ki. Ülkemizdeki yayın evi piyasası  esnaf mantığıyla yürütülen, hevesli insanların sömürüldüğü, sözleşmelerin kağıt üzerinde kaldığı, yazarların ya da yazar olmak isteyenlerin mağdur edildiği acımasız ve ahlaksız bir düzene dönüştü. Niteliksiz eserlerin artışı okurda Türk yazarlara karşı ön yargıyı haklı çıkarıyor. Büyük dergilerde yazan isimler üç aşağı beş yukarı olurken dost ahbap ilişkisi içinde yapılan yarışmalar, niteliksiz yazılarla dolu yayınlar geleceği de yaralıyor. 

Aklıma maddi zorluklar deyince gelen şey ve yayın evlerinin ilk ufak sarsıntıda el attığı ve kısıtladığı ikinci mevzu geliyor: Fuarlar... Bunu bizzat bazı yayıncıların ağzından duymuştum "Büyük şehirler harici fuarlara mı asla hele ki bu dönemde... "Gelecek yanıtları merak ederken sözün sahiplerini kendilerine hatırlatıyorum ve soruma başlıyorum

Görüştüğümüz yayın evlerinin geneli bize bundan sonraki dönemde büyük şehirlerdeki kitap fuarları hariç fuarlara katılmama eğiliminde olduğunu belirtiyor bu sizi endişelendiriyor mu?

K.A; Kitap fuarları okurla yazarı buluşturan izler bırakan yerler. (Kısa bir süre sustuktan sonra konuşmaya devam ediyor) Seçildikleri alanlar  gittikçe şehirden uzaklaşıyor ticari meta haline dönüşüyor. Belediyeler, fuarcılar yüksek ücretlerle yayın evlerini zorluyor. İnternetteki kitap kampanyaları da ekonomik açıdan fuarların cazibesini yitirmesine neden oluyor. Okurun fuara gitmesi için tek neden kalıyor o da sevdiği özlem duyduğu yazarları görebileceği, söyleşiler, konferanslar dinleyebileceği, imza alıp, yazarlarla tanışabileceği mekanlar sunulmasıdır. Asıl gidilmesi gereken yerler olan kültür ve sanattan mahrum kalan Anadolu’nun yazarla sanatla buluşmasını sağlamak için fuarlara ticari gözle bakmaktan vazgeçip yazarlara küçük yayın evlerine el verilmelidir.
Y.A; Öncelikle son yıllarda gittiğimiz birçok fuarda özellikle belediyeler tarafından desteklenen fuar organizasyonları görmekteyiz. Bence önceliğin büyük şehir tercihi olması başlı başına bir sorun. Her ne kadar yayın evleri bu işe ticari gözle baksalar bile diğer şehirler, ilçeler ve hatta kasabalarda yaşayan halkın da fuar organizasyonları sayesinde yazarla teması çok önemlidir. Daha önce de belirttiğim gibi devletimizin bu tür kültürel organizasyonları desteklemesi lazım. Hatta yazarların okullarda çocuklarımıza buluşup onlara küçük yaşlarda kitap sevgisini aşılaması gerekir. (Gülümseyerek) Düşünsenize bir öğrencinin yazarla bire bir sohbet etmesi bile çok faydalı olmaz mı?
En tabii olarak akla gelen ikinci dağıtım ağı D&R ancak onla alakalı da pek çok farklı duyum ve tecrübeler neticesinde doğan fikir ayrılıkları var. Konuyu yayın evlerine sorduğumuzda durumu iki türlü değerlendiriyorlar. Kimisi ekonomi kötü gittiği için D&R'ın eskisi kadar kitap çekmediğini düşünürken kimisi ise siyasi nedenlere bağlıyor. Bana kalacak olursa önümüzde Başarı Basın Yayın Dağıtımın Konkordatosu dururken olayı siyasete bağlamak biraz işi kolaya savmak gibi olduğunu hatırlatarak soruyorum.


Görüştüğümüz yayın evlerinden bazıları D&R'ın el değiştirmiş olması nedeniyle "SİYASİ" nedenlerden dolayı artık D&R mağazalarına eskisi kadar kitap veremediklerinden şikayetçi, bazıları ise durumun "EKONOMİK" nedenlerden kaynaklandığını belirtiyor sizce bu durum neden kaynaklanıyor? Ya peki sizce;


K.A: Dağıtıcının el değiştirmesi yetkili insanların değişimine personel değişimine ve yönetimdeki farklılıklara yol açtı. Neredeyse tekel haline gelen D&R okurun ve yazar olmak isteyenlerin ilk baktığı yer. Hükumete yakın duruşuyla siyasi nitelenecek sebepler olsa da iyi bir yazar ve iyi bir eser her türlü yasağa ve baskıya rağmen satmaya ve okunmaya devam eder. İleri Yayın evinin tutuklu yazarı Gökçe Fırat ve   Ergün Poyraz verilebilecek en bariz iki örnek diyebiliriz.
Y.A; Doğrusu D&R’ın el değiştirmesi hakkında fazla bilgi sahibi değilim ama siyasi görüşün hakim olduğu bit guruba satıldığı söyleniyor. Kendi şahsım adına mevcut tablo açısından dağıtımcı ve D&R ilişkisini bilmediğim için konuyu aydınlatma bakımından herhangi bir fikrim yok. Eğer söylendiği gibi bazı dağıtım şirketlerinin D&R mağazalarına eskisi kadar ürün veremiyorsa ortada büyük bir sorun var demektir. Ayrıca ticari hacminin oldukça büyük olduğu bu sektörde D&R’ın yanında alternatif seçeneklerin olması gerekir. Sorunun ikinci kısmındaki ekonomik nedenler de göz ardı edilmemeli. Bu mesele konunun uzmanları tarafından kapsamlı bir şekilde irdelenip, çözümler üretilmelidir...
Ortamda karamsarlık yok. Farklı düşünceler içerisinde olsa da birbiri hakkında kötü veya yanlış düşünüldüğünü düşünende... Herkes kendi doğrusunda... Peki gelecekten ümitli miyiz? Korkuyor muyuz? Üzgün müyüz? Yarına neler olabilir?
Her şey ama her şey belkide röportajın en önemli kısmı ikinci bölümde, daha anlatılacak çok şey var sadece ama sadece biraz sabır gerek...

1.Kısım 

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Kanal İstanbul Yapılmalı mı
Kanal İstanbul Yapılmalı mı
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@