• BIST105.324
  • Altın146,472
  • Dolar3,4715
  • Euro4,1666
  • İstanbul 36 °C
  • Ankara 33 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    Kutlu Bir Zafer: İSTANBUL

    Mahmut Hüdayi BİLGİN

    Bugün Receb-i şerif’ten Şaban ayına adım atacağımız şu mübarek günlerde mutluluğumuza katmer olan, sadece Türkiyemizin değil Dünyanın islam kalesi olan ve İslamın nabzının asırlardır aşkla attığı mübarek şehrimiz İstanbulumuzun fethini bir nebze anlamak ve anlatmak için yazıma başlamış bulunuyorum. Rabbimden bizlere bugünün manasını anlamayı ve ecdadımızın ruhunu en güzel şekilde şad etmeyi nasip etmesini diliyorum.

    Dünyaya gelmeden önce hamuru fetih ile yoğrulan, padişahların en sevgilisi Fatih Sultan Mehmed, 30 Mart 1432 tarihinde aklımıza, kalbimize ve yolumuza sıraç olmuş dünyaya teşrif etmiştir. 

    Öyle bir baba ki;

    Adı: Sultan 2. Murad olan, her daim Kuran-ı Kerim ve Hazreti Mevlana’nın mesnevisini okuyan, din alimleriyle saatlerce sohbet eden yiğit bir BABA... 

    Öyle bir Fatih ki;

    Henüz 13 yaşındayken babası Sultan 2.Murad kendini dine vermek istemesi gerekçesiyle Macarlarla antlaşma imzalayarak tahtını oğluna bırakıp Manisa'ya çekildiğinde “ Padişah iseniz geliniz, ordularınızı kumanda ediniz, yok padişah biz isek, emrimize itaat edip ordularımızın başına geçiniz.” diyerek Varna Muharebesinde babasını ordunun başına geçirerek muhteşem bir zafere imza attıran FATİH…

    Öyle bir aşk ki;

    Bir gün hocalarından Molla Hüsrev kendisine, Fahr-ı Kainat  Efendimizin (s.a.v) İstanbul’un fethiyle ilgili hadisini okuduğunda, Fatih’i aşık edip maşukuna ulaşmayı amaçlayan düşüncelere sevk eden ve her defasında kulaklarında: “Kostantiniye (İstanbul) muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden ordu ne güzel ordu” Hadis-i Şerifini çınlatan bir AŞK...

    Öyle bir gayret ki;

    Sultan Beyazıd Hanın yaptırdığı hisarın karşısına bir hisar kurdurtan, Kostantiniyenin deniz yolunu kesip dünyayla irtibatını bitiren bir GAYRET… O güne denk görülmemiş büyüklükte topların döküldüğü bir GAYRET...

    Öyle bir ordu ki;

    "Cenab-ı Hak kılıcını keskin etsin" diye dualar edilerek 23 Mart 1453 te yola çıkan bir ordu... Hocaların tekbirlerinin ilahi seslerine karışıp gökleri çınlatan sedalarıyla, kimi atlı, kimi yayan, şeref yolunda ilerleyen bir  ORDU… Yüreğindeki Allah aşkıyla donanmayı karadan yürüten bir ORDU…

    Öyle bir geceki;

    Fatih Sultan Mehmed’in namazını kıldıktan sonra ellerini semaya kaldırarak "Allah’ım! Senin gösterdiğin yolda, gönderdiğin din uğrunda savaşan İslam ordusunu koru, zafere ulaştır. Kostantiniyenin fethini göster, sana sığındık, sana bağlandık, bizi sevindir" diyerek dua ettiğinde, Ulubatlı Hasan'ın “Amin!” diyerek semayı inlettiği bir GECE...

    Öyle bir gün ki;

    Fatih’in: "Ya Allah Bismillah yiğitlerim, gün gayret günüdür, ne durursunuz ? ” diyerek atını şaha kaldırdığı 29 Mayıs 1453 tarihli GÜN… Ulubatlı Hasanın; "Ya alırız ya ölürüz” dediği ve bayrağı dikmesine bedel can verdiği GÜN...

    Öyle bir zafer ki;

    Uğruna  canlar feda olan, fatihler fatihi Fatih Sultan Mehmet’i maşukuna ulaştıran, gönüllerdeki pas tutmuş kilitleri kıran,  İstanbul'u İslam ile müşerref kılan Kutlu Bir ZAFER...

    • Yorumlar 0
    • Facebook Yorumları 0
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları