Gelincik Tarlaları

Kadın cinayetleri, kadına şiddet haberlerde çok sık duymaya başladığımız ve artık toplumun normal karşılamaya başladığı bir olay haline geldi ki insan kadına şiddete, kadın cinayetlerine mi, yoksa toplumun normal karşılar hale gelmesine mi yansın şaşırıyor. Bir toplumun ruhu, temel taşı kadındır. Kadın o kadar güçlü bir varlıktır ki bir erkek, kadın olmasa bir hiçtir. Ancak o erkek, sırf fiziki gücünü kullanarak kadına üstünlük kurmak için kadına şiddet uygulamakta, hatta öldürmekte tereddüt etmemektedir. Ruhsal olarak erkeğe göre çok güçlü olan kadın, kendisinden fiziki olarak güçlü olan erkeğe yenilmemek için direnmektedir. Bu direnişte kadının medyanın gücünden faydalanması için şair ve yazar Mavi Yıldırım’ın kadına şiddet ve kadın cinayetleri ile ilgili görüşlerini belirttiği yazısına köşemde yer verdim. Mavi Yıldırım’ın, ‘Gelincik Tarlaları’ isimli yazısını hep beraber okuyalım;

Erozyona kurban gelincik tarlaları..   

Dünya, yaratıldığı günden beri kusursuz bir düzen ile daimiyetini sürdürmektedir. Canlılar, dürtüleri ve atalarından devraldıkları donanımlarla bu düzenin bir parçası olmaya devam etmektedir. Alanlarını koruyan, beslenmek için avlanan bu canlılar binlerce yıldır aynı özveriyle dünyanın bir parçası olmaya gayrettedirler.

Kaidelerine, kapsamına ve ilintili olduğu her hoşluğa muhtaç olduğu halde bu düzene inatla uymayan tek bir canlı vardır o da insanoğlu. Kendisi de mükemmel bir eser olan insanoğluna oysa ne mucizeler normalleştirilerek bahşedilmiştir ve her güzellikten bir mim taşıyabilmesi için de yüreğine sevgi kodlanmıştır.

Kuğu beyazı masumiyeti, bukle bukle ışıldayan yanakları ile küçücük melekler her gün aramıza katılmaya devam ederken, insanlığın ayaklarının altından verimli erdemlerin, safi duyguların kayıp gitmesi hassas her ruhu dehşete düşürmektedir. Bulutlar kararıp, gök kubbe üzerimize okyanusları yağdırmadan önce mizacımızı vurdumduymazlığımıza dik sürmeliyiz. Kökleri güçlü güven, sevgi, saygı, hoşgörü, dayanışma, umut ağaçlarını bolca dikmeliyiz..

Verimsiz bir çöle döndükten sonra suçlu aramanın inanın kimseye hiçbir faydası olmayacaktır. Irkımızın devamlılığını sürdürdüğümüzü zannederken, maalesef sonunu hazırlıyoruz...

Erkek ve kadın; ay ile güneş kadar birbirinden farklı yaratılmış olmasına rağmen, yaşamsal devamlılık sürecinde ayrılmaz iki unsurdur. Muhteviyatında korkusuzluk, zeka, objektiflik, duyarlılık, dayanıklılık, kıymet bilirlik, gücü kontrol edebilirlik meziyetlerini hakkıyla bulunduran erkek; sağlıklı, ufku açık, sorumluluk sahibi bir neslin garantörü olabilir.

Kadın ise; güzelliklerin ve iyiliklerin timsali, şefkatli, akıllı, adil, merhametli, narin, çalışkan, toparlayıcı ve bereketlendirici özellikleriyle erkeği mükemmel bir uyumla tamamlamaktadır.

Hayatın hengamesinden izole, korumacı bir tutumla yetiştirilen kadın, beraber yürümek istediği yoldaşını seçerken öncelikle güven duygusunu kendine anne ve babasından sonra hissettirecek bir adayda karar kılar.

İnsanların genelinin de karşılaştığı işte bu galat-ı meşhur böylelikle kendisine bir mağdur daha kazanır. Güven, alınan değil zamanla kazanılan bir şeydir zira tedbiri, temkini ve kendi sorumluluğunu almayı unutmamak gerekir.

Farz edelim bir ailenin mensubu olurken bu kurallara riayet etmediniz, yanlış bir karar verdiniz; bunun bedeli kesinlikle “canınız” olmamalıdır..!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şener Koştu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Canlı Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Canlı Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Canlı Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Canlı Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kanal İstanbul anket Yapılmalı Mı ? Yapılmamalı mı ?