Türkiye’deki Gerçek Şiddet Sorunu

Ülkemizdeki en gerçekçi şiddet sorunu toplumda herkesin görmezlikten geldiği annelerin çocuklarına göstermiş olduğu şiddettir. Buna Aile İçerisindeki Gizli Şiddette diyebiliriz. Çünkü annelerin çocuklarına göstermiş olduğu şiddet, evin içerisinde meydana geldiği için dış dünyaya çok fazla yansımadığından toplum bu şiddeti çok fazla fark etmez.

Eşiyle sorun yaşayan, eşinden arzuladığı sevgiyi ve ilgiyi bulamadığı için hayal kırıklığına uğrayan ya da yaşamındaki herhangi bir problemden dolayı agresifleşen anne, yaşadığı bu olumsuzlukların faturasını maalesef çocuklarına kesmektedir. Annenin yaşamındaki olumsuzluklar, çocuklarına karşı olan tahammülünü ve sabrını azaltmakta ve bunun sonucunda da anne, çocuğunun hareketliliğine tahammül edemez hale gelmektedir.

Çocuğuna tahammül edemeyen anne ise çocuğuna bağırmakta, çağırmakta, maalesef bazen de çocuğunu dövebilecek kadar kendisini kaybedilmektedir. Annenin çocuğuna uyguladığı şiddet türleri arasında ise terlik fırlatmalar, terlikle çocuğa vurmalar ve banyoya ya da odasına kapatma cezaları vermeler en bilinenleridir.

Aile içerisindeki gizli şiddete yönelik yapılan araştırmalar ise annelerin psikolojik, sözel ve fiziki şiddeti babalara göre çocuklarına daha fazla uyguladığını gösteriyor. Çocuklara uygulanan psikolojik, sözel ve duygusal şiddetin faturası fiziksel şiddete kıyasla çok daha ağır olmaktadır. Özellikle çocuklara uygulanan ‘Sen ne biçim çocuksun, senden adam olmaz’ ya da kız çocuklarına uygulanan ‘Seni alan yandı’ gibisinden psikolojik ve duygusal baskılar, çocuğun ruhunda fırtınalar kopararak acıya dönüşmekte ve bu acıya zamanla tahammül edemez hale gelen çocuk ise ailesine isyan etmektedir.

Ayrıca anne ve baba arasında sürekli olan tartışmalar, kavgalar ve anne ile babanın sürekli savaş halinde olması çocukların psikolojisini olumsuz etkilediği için anne ve baba geçimsizliği de çocuğa uygulanan bir tür psikolojik şiddettir. Bu psikolojik şiddetin faturası ise bazen çok ağır olabilmektedir. 2008 yılında yaşanan bir olayda anne ve babası profesör olan Başak Aydıntuğ, annesi Ayşe Olcay Tiryaki’yi boğazını keserek öldürmüştü. Başak Aydıntuğ, bu cinayete gerekçe olarak anne ve babasının sürekli savaş halinde olmasını, anne ve babası arasındaki bu savaşın ruhunu çok yaraladığını, annesinin babasına karşı olan öfkesinin zamanla kendisine yöneldiğini ve bunu kaldıramayarak patladığı içinde annesini öldürdüğünü söylemiş. Başak Aydıntuğ’un, cezaevinde kendisini dışarıdan daha özgür hissettiğini söylemesi ise nasıl bir psikolojik yıkım yaşadığını açıkça gösteriyor.

Anne ve babalar, aralarında yaşadıkları problemleri ve psikolojik sorunlarını çözmeli ve çocuklarına psikolojik, sözel, duygusal ve fiziki şiddetten uzak durmalıdır. Aksi takdirde aile içerisinde yaşanan sorunların ve bu sorunlardan dolayı çocuklara uygulanan her türlü şiddetin faturası gelecekte çocuklar üzerinden anne ve babalara geri döneceği için anne ve babalarda çok ağır bedeller ödeyeceklerdir. Bu bedel, Başak Aydıntuğ olayında olduğu gibi canları da olabilir.              

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şener Koştu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Canlı Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Canlı Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Canlı Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Canlı Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kanal İstanbul anket Yapılmalı Mı ? Yapılmamalı mı ?