Yarım İntihar

İnsanoğlu bu ya yaşamında her zaman bildiğini yaşar, görür ve söyler. Bu yüzden insanoğluna ne söyleseniz olaylara kendi penceresinden bakarak değerlendirme yapacağı için kar etmez. Bu nedenle de her yaşam, kendi içerisinde birçok soru barındırır. Zihinleri tırmalayan, insan psikolojisini alt üst eden sorular yanıtını bir türlü bulamayınca da yaşamdaki taşlar bir türlü yerine oturmaz.

İnsanoğlu yaşamındaki ölü noktaları görüp de zamanında müdahalede bulunmazsa, koskoca bir ömrün geri planında hafızalarda yer etmiş sorulardan oluşan bir çöplük kalıyor.

İnsanoğlu yaşamının iskeletini çocukluğunda oluşturur. Ergenlik çağında ise kemikleştirdiği bu iskeleti yetişkinlik çağında yıkması çok zordur. Hatta bu iskeleti korumak uğruna bile bile lades dahi olur. Bu yüzden insanoğlunun yaşamında yaptığı çoğu hatanın özrü yoktur. Özrü olması da zaten çok saçma olur. Çünkü yaşamında indirmesi gereken şeyleri müsait bir yerde indirmeyen insanoğlunun hiçbir özrün arkasına sığınmaya hakkı yoktur.

İnsanoğlu yaşamına enerji pompalayan insanları ve diğer faktörleri göz ardı ederek yaşam yolculuğunda yol almaya çalışırsa, en başta kendisine geç kalır ki bunun adı yarım intihardır. Yarım intihar ise insanın sadece nefes alıp vererek yaşamasıdır ki bunu engellemek için insanın gözünü açmasından başka çaresi yoktur.

Hayat, insanın zaaflarını yaşamında herhangi bir açık verdiğinde ya da zayıf düştüğünde hemen yüzüne vurur. Böyle bir durumda insan yenilgiyi baştan kabul ederek hemen pes demek yerine mücadeleyi seçmeli ve ilk önce kendisiyle yüzleşerek ilk hesabı kendisinden sormalıdır. Aksi takdirde insan, kendi ayaklarına kendisi basar ki bu da insanın yaşam yükünün altında ezilip gitmesi demektir.

İnsanoğlu yaşamında başına gelen olayları sadece izleyerek dağları delip yol alamaz. Yaşamın insanoğlunun önüne çıkardığı zorluklar insanoğlunu elbette yoracak, insanoğlu bu yorgunluğun üstesinden gelmeyi başaramazsa işte bu yarım intiharın diğer kalan kısmı olur ki o zaman ‘Neden kaybettik?’ sorusunun bir anlamı da kalmaz.

Şunu unutmamak lazım ki insan, başkasında olanlar kendisinde olmadığı için kaybetmez. Kendisinde olanları göremediği için kaybeder.

İnsanoğlu yaşamına anlam yüklemek istiyorsa, yaşam kültürünü zenginleştirerek ucuz yaşamların ucuz insanı olmamalıdır. Kendi yaşam damarlarını kendi elleriyle tıkayan insan, en başta kendisine karşı yozlaşır ki bu yozlaşma nedeniyle kendisine karşı özgüvenini kaybeden insan sadece etrafından değil, kendisinden de kuşku duymaya başlar. Bu kuşku ise bazı şeylerin vaktinin geçtiğine ve insanoğlunun uyanmasına işarettir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şener Koştu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Canlı Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Canlı Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Canlı Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Canlı Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kanal İstanbul anket Yapılmalı Mı ? Yapılmamalı mı ?