Kendi Kendine Yetebilmek

Geçenlerde bir tanıdığım çevresindeki insanlardan dem vurdu. Konuşmanın genelinde insanların kendisine öğüt vererek aslında “mahrem alanına” girmek ve hatta iç işlerine karışmak istediklerini söyledi. O an ne diyeceğimi bilemedim. Sonra düşündükçe aklıma  insanların “kendi kendine yetebilme” duygusu geldi.

İnsanlar en basit olaylarda bile birbirinin başarısını hazmedemiyorlar. Bu imrenmekten de öte kıskançlık ve hasetlik boyutuna ulaşıyor. Misal komşulara misafirliğe gidildiğinde, evin küçük çocuğuna klasik soru soruluyor; “Derslerin nasıl? Okul nasıl gidiyor?”. Çocuğun verdiği cevap karşıdaki için önemli değil. Duruma göre hemen kılıfına uyduruyor. Dersleri iyi ise –içi içini kemirerek- istemeyerek de olsa aferin dedikten sonra hemen eksikliklerine pireyi deve yaparak yöneliyor. Eğer okulla pek arası yoksa içine serin sular dökülerek halledersin merak etme diyor samimiyetsiz bir ifadeyle. İşin kötü tarafı ise misafirliğe gittiği ailedekilere üstünlük kurmak isterken her şeyden habersiz çocuğun buna araç edilmesi. Sırf içindeki kıskanç duygusu ve üstünlük çabasına karşılık bulmak için çocuğun psikolojisi alt üst ediliyor.

Mesela dışarıdan birbirleriyle iyi görünen ama birbirlerini içleri almayan insanlar var. Yakınında birinin başına bir olay gelse neredeyse zil takıp oynayacak. Bu duruma anlaması güç bir şekilde seviniyorlar. Ama daha sonra herkes iyilik meleği kesiliyor, durumdan kendine vazife çıkarıyor. Karşıdakine yardım ederken yine üstünlük çabasını göstererek ezmek istiyor. Bunun toplum içinde getireceği saygınlıkta cabası!

Bu ve bunun gibi örnekler günlük hayatta çok sık karşımıza çıkıyor. Bana göre bunun kayağı insanların kendi kendilerine yetememeleridir. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde bir insanın temel ihtiyaçları fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik ihtiyacı, sevme ve sevilme ve saygınlıktır. Bunlardan sonra en üst basamakta insanın kendini gerçekleştirmesi yani kendi kendine yetebilmesi yer alır.

Kendini tamamlayamayan kendine yetemeyen insanlar eksikliklerini giderebilmek için diğer insanlara üstünlük kurma çabası içindeler. Kendi kendine yetebilen insanlarla karşı karşıya geldiklerinde ise duvara çarpmış gibi oluyorlar ama bundan ders çıkarmak akla gelmiyor yine her zamanki gibi bildiğini okuyorlar.

Bu insanların samimiyeti Hz. Yusuf’u kuyuya atan kardeşlerinin eve gelince ağlayarak babalarına Hz. Yusuf’u kurdun kaptığını söylemesi gibidir. Ama kimse unutmasın ki, kıskançlık ve hasetten Yusuf’u kuyuya atanlar aslında kendi kuyularını kazmaktadır! 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Osman COŞKUN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Canlı Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Canlı Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Canlı Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Canlı Haber değil haberi geçen ajanstır.

01

habibe ugur - Osman coskun yazini cokbeyendim keske herkez bukadar ince dusunebilse basarilarinin devamini dilerim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 30 Eylül 08:10


İstanbul Markaları

Canlı Haber, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (212) 288 77 85
Reklam bilgi

Anket Kanal İstanbul Yapılmalı Mı ?