Düşüncesi Bile Bir İşkence

Ölüm, canımızı hayattan daha az acıtsa da hepimiz yaşamayı yeğleriz. Ölümü ebediyete yapılan bir yolculuk, bir vuslat olarak kabul edemeyiz. Öyle ki insana cennete gideceği garanti edilse dahi bir an duraksayarak kendisine acıdan başka bir şey vermeyen şu hayatın içerisinde kalıp kalmamayı düşünür. Çünkü şu dünyadan sadece bir ayrılıştan ibaret olan ölüm, hepimizin bilinçaltına bir son olarak yerleştirilmiştir.

Tıpkı bugünlerde maskelerin arkasına gizlenen suratlar gibi hayatıda içimizde bir yerlere gizlemişiz. Hepimiz, içimizde hayat gizleyen birer karaltılarız. Hepimizin zihnimizin bir köşesine sakladığı sırları, çözülmemiş problemleri, kendisine karşı itirafları ve köşe bucak sakladığı gerçekleri var.

Hayatı çok uzun bir köprü olarak düşünürsek, hepimiz köprünün bir ucundan başladığımız yaşam yolculuğuna köprünün öbür ucuna vardığımızda veda edeceğiz. Köprünün bir ucundan öbür ucuna yapılan yaşam yolculuğunda sürekli ölümü düşünerek tedirgin olarak yaşamaktansa, bu yolculukta yaşamaya uyum sağlamaya çalışmak ve köprünün diğer ucuna vardığımızda kendimizden kendimizi çıkardığımız zaman sıfır kalmaması ya da eksiye düşmemek için yaşamalıyız. Yani yaşamda önemli olan hayatın bizi kandırmaması, kendi insani gerçekliğimizi görerek yaşamı artıda tamamlayabilmektir.

Şunu hiçbir zaman unutmamak gerekir ki her başlanan yeni gün beyaz bir sayfadır. Bu sayfaya ne yazılacağını belirleyen bizim yaşam tarzımız, düşüncelerimiz, tercihlerimiz ve kaderimizdir. Geçmişimiz bugünümüzü, bugünümüz ise geleceğimizi zehirlememelidir. Yaşadığımız bugünde adımlarımızı doğru atarsak, yaşamlarımızı kıt nefesler olarak yaşamak zorunda kalmayız. Yağmur taneleri gönül dünyamızdaki sevgi tohumlarını yeşerttikçe, bizde yaşamlarımızda minikte olsa ayak izlerimizi bırakacağız.

Hepimiz, içimizde hayat gizleyen karaltılarız. Aramıza fitne, fesat sokarak, dedikodu yaparak, kanayan yaralarımızın üstüne tuz basarak yaşamlarımızı kangren etmeye hakkımız yoktur. İnsanlık bizden hizmet bekliyor. Sıradan yaşantılarla, aramıza ördüğümüz ayrılık duvarlarıyla, kimse girmesin diye gönül dünyamıza ördüğümüz dikenli tellerle insanlığa bizden beklediği hizmeti yapmamızın imkanı yoktur.

Yaşamımızdaki ve gönül dünyamızdaki gedikleri kapayamadıkça o gediklerden sızan hayal kırıklıkları, koskoca yeryüzünde bir yer edinmemizi engelleyecektir. Yaşarken önemli olan köşe başlarındaki hakimiyeti kaybetmemektir. İdealler bir köşe başıdır, umutlar bir köşe başıdır, içimizdeki dünya bir köşe başıdır. İnsan, köşe başlarındaki hakimiyeti kaybettikçe, yere düşen her bir cam testinin kırık parçası gibi kırık parçalar haline gelir. Böylece kaybediş başlar ki ondan sonra hiçbir nasihat o insanda dikiş tutmaz ve yaşadığı her gün daha da dibe vurur.

İnsanlığa hizmet için adım atmaktan vazgeçen insanlar, yaşam denizinin dibindeki güzelliklerin farkına varmadan ölür gider ki daha yaşamda lafa dahi giremeden kaybedişin adıdır bu ölüm.

Öyle bir hayat düşünün ki şiirlere kapısını hiç açmamış, hiçbir romanın içerisinde kendisine yer bulamamış ve hiç kimse tarafından anlatılmayacak bir hayat.

Düşüncesi bile bir işkence değil mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şener Koştu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Canlı Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Canlı Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Canlı Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Canlı Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kanal İstanbul anket Yapılmalı Mı ? Yapılmamalı mı ?