Yumurtacı Adam ve Zengin Kadın

Elleri öpülesi, insanlık timsali büyüklerimizin çok sık söylediği bir söz vardır. ‘Ne günlerden ne günlere kaldık.’ Birazdan okuyacağınız hikaye ne günlerden ne günlere kaldığımızı çok iyi özetliyor.

Yaşanan her gün geçmiş günlere hiç benzemediği için insanlar geçmişe hasret duyarlar. Hep eski günlerin çok güzel olduğunu düşünürler. Oysa yeni günleri zehirleyen kendi ellerimizle bizler değil miyiz?

Her yeni gün berrak bir bardak su gibidir. O suyu o günü yaşadıkça yudum yudum içeriz içmesine de o suyu olduğu gibi içerek canımıza canda katabiliriz, içerisine zehir katarak canımıza da okuyabiliriz. Yani hayatı şen şakrak yaşamakta bizim elimizde, hayatı zehir zemberek etmekte bizim elimizde. Bu yüzden ‘Devir kötü, bu devirde yaşanmaz.’ sözünün arkasına sığınarak kendimizden kaçmak yerine kendimizi adam akıllı bir sorguya çekmeliyiz.

Şimdi gelelim yumurtacı adam ve zengin kadının hikayesine;

Lüks arabasından indikten sonra sokağın bir köşesinde yumurta satan yaşlı adamın yanına gelen zengin kadın, yaşlı adama yumurtaları ne kadara sattığını sordu.

Yaşlı adam ise yumurtaların tanesi 1 lira diyerek zengin hanımefendiye cevap verdi.

Yumurtaların fiyatını pahalı bulan zengin kadın, 5 liradan 8 tane yumurta verirsen satın alırım, yoksa yumurta almadan giderim deyince, yumurtacı yaşlı adam ise istediğin fiyattan istediğin kadar yumurta al dedi. Bugün tek bir tane dahi yumurta satılmadı. Belki de ayağın uğurlu gelir ve iyi bir başlangıç yapmış olurum diyerek de ekledi.

5 liradan 8 tane yumurtayı satın alan ve bu alışverişten kazançlı çıktığını düşünen zengin kadın, lüks arabasına bindikten sonra arkadaşıyla birlikte lüks bir restoranın yolunu tuttu.

Restorana vardıkları zaman zengin kadın arkadaşıyla birlikte canının istediği her şeyi sipariş etti. Sipariş ettikleri yiyecek ve içeceklerden biraz yiyip içtikten sonra sipariş ettiklerinin önemli bir kısmını da yiyip içmeden hesabı istediler.

150 TL gelen hesaba 200 TL nakit verdikten sonra üstünü de bahşiş olarak bıraktılar.

Az evvel yumurta satan yaşlı adama sadece 3 liranın hesabını yapan ve yumurtaları almamakla tehdit eden zengin kadın, yarım saat sonra lüks bir restoranda arkadaşıyla birlikte 150 liralık sipariş vermiş, bu siparişlerin çoğunu yemeyerek masada bırakmış ve üstüne birde 50 lira bahşiş vermişti.

Ne günlerden ne günlere kaldık değil mi? Geçimini sağlamak için sokağın bir köşesinde yumurta satan yaşlı bir adama dünyanın sahibiymiş gibi güç gösterisinde bulunan ve alacağı 8 yumurta için pazarlık eden zengin kadın, lüks bir restoranda parasını umarsızca israf ederken, sadece yarım saat evvel parasının gücüyle ezdiği yumurta satan ve paraya muhtaç yaşlı adam aklına dahi gelmedi.

Lüks restoran sahibine bir hayli cömert davranan zengin kadın, muhtaç olduğu için sokağın bir köşesinde yumurta satan yaşlı adama karşı 3 liranın hesabını yapmıştı. İşte dünyanın acımasızlığının en canlı örneği.

Şimdi de yoğurtçunun hikayesine kulak verelim;

Dışarıda müthiş bir ayazın olduğu, hatta ayazın kulak kestiği bir gün evinin penceresinin önüne oturmuş ve dışarıyı seyre dalan bir kişi, yoğurt satan adamın sesini duyduktan sonra hanımına, ‘Bir tencere getir de yoğurt satın alayım.’ diyerek seslenir. Hanımı ise evde yoğurt olduğunu ve ihtiyaçlarının olmadığını söyler. Adam, ‘Bizim ihtiyacımız olmasa da yoğurtçunun ihtiyacı var. İhtiyacı olmasa bu ayazda sokağımızdan üçüncü defa geçmezdi.’ diyerek yüreğindeki insanlığın özünü dışa vuran bir yanıt verir.

Bir tarafta yüreği merhamet dolu bir adam, diğer tarafta yumurta satan yaşlı adama 3 liranın hesabını yapan ve belki de parasının hesabını dahi bilmeyen zengin kadın.

Zengin kadın, yaşamın ona her gün sunduğu ve o gün nefes aldığı her an yudum yudum içtiği berrak bir bardak suyu yaşam tarzıyla zehirleyerek maneviyatını öldürürken, yoğurtçudan ihtiyacı olmadığı halde sırf onun ihtiyacı var diye yoğurt alan adam ise o berrak suyu olduğu gibi içerek maneviyatını zenginleştirmekte ve yüreğindeki merhamet duygularını beslemektedir.

Şu yaşamda huzurlu bir ömür sürebilmenin tek çıkar yolu başkalarının yerine kendimizi koyarak düşünebilmektir. Bunu başardığımız gün her günümüz bayram havasında geçecektir.

Unutmayalım ki bencillik huzursuzluğun, cömertlik ise huzurun kaynağıdır.  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şener Koştu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Canlı Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Canlı Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Canlı Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Canlı Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kanal İstanbul anket Yapılmalı Mı ? Yapılmamalı mı ?