• BIST102.270
  • Altın149,533
  • Dolar3,5485
  • Euro4,2033
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 13 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    Müslüman Kürtler İçin Sağduyu Zamanı

    Bilal OKUDAN

    "Sen ben Türküm doğruyum çalışkanım dersen, öteki çıkar ben de Kürdüm doğruyum ve senden  daha çalışkanım der"
    Bu söz 54. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Başbakanı Rahmetli Erbakan Hocamıza aittir. Türkiyenin en büyük Partisi Refah Partisi bu konuşma  sebep gösterilerek kapatılmıştır. Partinin Genel Başkanı Rahmetli Erbakan Hocamız ise ömür boyu siyasi yasaklı hâle getirilmiştir.

    Prof Dr Necmettin Erbakan Anne tarafından Çerkez Baba tarafından ise Adana yaşayan Kozonoğulları Beyliğindendir. Yani Kürtlerle hiç bir şekide akrabalık bağı yoktur. Ama onun sağlam bir Ümmetçi olması, 1969 da çıktığı siyasi arenada Doğuda yaşayan Kürtlerin hakkını aramak için yeterli bir sebepti. Türkiye Cumhuriyeti Meclisinde ilk kez bir insan hem de Kürt kökenli olmamasına rağmen Kürt Bölgelerinde yaşayanlar için refah, sanayi ve adalaet gibi kavramları kullanıyordu. Hükümet ortağı olduğu tüm dönemlerde Doğu ve Güneydoğu Bölgelerine fabrikalar açarak burda yaşayan insanların ekonomik gücüne katkı sağlıyordu. Cumhuriyet Döneminde bir takım iş birlikçi iktidarların zorla bölge halkına uygludağı baskıcı ve asimilasyoncu politikaları reddeden tek siyasetçi Rahmetli Erbakan Hocamızdı. Kürt kökenli Siyasiler bile ben Kürdüm demeye korktuğu yıllarda Kürt Halklarının tüm haklarına sadece Rahmetli Erbakan Hoca sahip çıkıyordu. Tabi burda Milli Görüş tabanının hakkını da teslim etmek gerekir. Tüm bölgelerde özellikle Türk Milliyetçiliğinin zirve yaptığı Karadeniz Bölgesinde, Rahmetli Erbakan Hocamızın söylemlerine sahip çıkıp destekleyen Milli Görüş tabanının Müslüman Kürt Kardeşlerine olan desteği hiç bir zaman unutulmamalıdır.

    PKK hareketi çıktığı andan itibaren Bölgede yaşayan Müslüman Kürtleri hedef almıştır. Marksist ve Leninist olan bu hareket Bölgede yaşayan Müslüman Kürtleri hiç bir zaman temsil etmemiştir. Zaten Rahmetli Erbakan Hoca Her meclis konuşmasında bunu defalarca dile getirmişitr. PKK hareketi Kürtlere özgürlük için ortaya çıkmış bir hareket değil, aksine tamamen o zaman ki Çekiç Güç denilen ABD öncülüğündeki NATO Gücücnün para ve silah yardımı yapması ile hem Türk Askerini hem de Bölge Müslüman Halkını hedef alan tehlikeli bir terör örgütüdür diyordu.

    Rahmetli erbakan Hocamızın gerek kurduğu siyasi partilerin üst düzey yönetiminde gerekse elinde bulundurduğu yerel yönetim ve merkezi hükümetlerde yanında mutlaka Müslüman Kürtler yer almıştı. Milli Görüş Tabanının İslami hassasiyeti ve Ümmetçi bakışı sayesinde Milli Görüş Doğu ve Güney Doğudan her zaman rekor seviyede oy almıştı. Ama ne olduysa 2000 li yıllarda sonra olmaya başladı. Kürt Partisi adı altında yola çıkan ve PKK ile aynı çizgide devam eden DEP, HADEP, BDP ve son olarakta HDP kurucuları Marksist ve Leninist görüşlü insanların oluşturduğu ve tamamen Kürt Milliyetçiliği yapan bu zihniyet, malesef artık Müslüman Kürtlerden de oy almaya başlamıştı.

    Ben buradan aslen Trabzonlu doğma büyüme Samsunlu olan bir Müslüman Türk olarak, Müslüman Kürt Kardeşlerime seslenmek istiyorum. Trabzon ve Samsun ülkemizin en milliyetçi iki illleri. Bizler bu illerde birinci derecede abilerimiz, ablalarımız, dayılarımız, amcalarımız, komşularımız, dostlarımız ve arakadaşlarımızla 40 senedir sırf sizlerin hakkını korumak adına mücadele ettik. Onlara Milliyetçiliğin ne derece hastalıklı bir zihniyet olduğunu asıl meselenin Türk ya da Kürt olmak değil Müslüman olmak olduğunu anlattık. Bu illerde yaşayan Kürt kökenli kardeşlerimizin bile kendi haklarını savunamadığı zamanlarda bizler Rahmetli Erbakan Hocamızdan gelen talimatlarla Ümmetçilik kapsayıcılığı ile bu kardeşlerimize sahip çıktık. Sırf bu yüzden yani Kürt Kardeşlerimize sahip çıkdığımız için hakaretler işittik. Hatta dayak yedik. Birinci dereceden yakınlarımız, bizle bize  tepki olarak görüşmeme kararı aldılar.

    Asıl özet cümle şu. Türk Milliyetçisi Abilerimiz bize Kürtlerin asıl hedefleri ülkemizi bölerek Doğu ve Güney Doğu Bölgelerinde kendilerine devlet kurmak istiyorlar. Sizde buralarda onlara sahip çıkarak, onların amaçlarına alet oluyorsunuz diyorlardı. Biz ise kendilerine hayır, onlar bizim müslüman kardeşlerimiz, kesinlikle böyle bir  amaçları yok. Sadece aralarında İslamla alakası olamayan bir kaç Kürt Milliyetçisi olduğunu, bunlarında Müslüman Kürtleri temsil etmediğini söylerdik. Ama malesef gelinen noktada görüyoruzki yine sayıları az olsa da Müslüman Kürtler Marksist ve Leninist bir örgütün temsilcisi olan siyasi partiye destek verir duruma gelmişler. Ama dediğimiz gibi şükürler olsun bunlar şuan azınlıkta.

    Peki o zaman Müslüman Kürt Kardeşlerimize bu uayarı yazısını neden yazıyoruz. Sebep şu, sevgili Müslüman Kürt Kardeşlerim. Bizler Müslüman Türkler olarak, her zaman siz mazlum Müslüman Kürt Kardeşlerimizin yanında olduk. Siz bu ülkede ne kadar baskı gördüyseniz, Müslüman Türkler olarak bizlerde o kadar baskı gördük. Sizler inançlı Kürtler olarak aşağılandınız, bizler inançlı Türkler olarak aşağılandık. Devlet dairelerine beraber alınmadık. Mahkemelerde beraber süründük. Aynı koğuşlarda berabaer yattık. İş başvuruları için gittiğimiz kapılardan ortak gerekçelerle ağlayarak beraber geri döndük. Alkol içen, oruç tutmayan ve namaz kılmayan bir Kürt, devlet kademelerinde hızlı bir şekilde yükselirken. Alkol içmeyen, oruç tutan ve namaz kılan bir Türk hiç bir şekilde devlet kademelerinde yükseltilmemiştir. Yani bu ulkedeki sorun Türk ya da Kürt sorunu değil, inanan ve ya inanmayan sorunu idi. Ama şükürler olsun 40 yıllık mücadele sonunda ülkemiz, bir çok alanda özgürlüğe kavuşmuş durumda. Sevgili Müslüman Kürt Kardeşlerim, bu başarı silahlı mücadele ile kazanılmış bir başarı değildir. Eğer böyle bir yanlışa düşerseniz bizlere yani 40 yıldır herkese ve her şeye rağmen sizlerin hukukunu koruyan Müslüman Türklere haksızlık etmiş olursunuz. Bu rahatlık ve özgürlük ortamı 40 yıllık mücadelenin ardından sizler gibi düşünen, sizler gibi yaşayan, sizler gibi giyinen ve sizler gibi inan  Bürokratlar, Valiler, Bakanlar, Başbakanlar ve Cumhurbaşkanlarının artık bu ülkede söz sahibi olması ile gerçekleşmiştir.

    Eğer Kürt Halkları için bu ülkede diyet ödenmiş ise bu diyeti Türkiyenin 1. Partisi yani İktidar Partisi ve İktidar Partisin Genel Başkanı yani Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Rahmetli Başbakan Prof Dr Necmettin Erbakan önce Partisin kapanması ve sonrasında kendisinin ömür boyu yasaklı olması ile ödemiştir. Müslüman Kürt Kardeşim, sen senin gibi düşünmeyen, senin gibi yaşamayan, senin gibi inanmayan sırf Kürt oldukları için bir siyasi partiye oy veremezsin. Sen tıpkı 40 senedir Müslüman Kürt dedelerinin yaptığı gibi Ümmetçi tavırla oy vereceğin siyasi partilere elini vicdanına koyup oy vermek zorundasın. Yoksa bunun geri dönüşü yoktur. Biz nasıl 40 yıldır en zor zamanlarımızda Türk Milliyetçilerine rağmen sizlere Ümmetçi bakışla sahip çıktıysak, sizlerde Ümmetçi bakış açısı ile oylarınızı vermek zorundasınız.

    • Yorumlar 5
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları