• BIST105.324
  • Altın146,472
  • Dolar3,4715
  • Euro4,1666
  • İstanbul 36 °C
  • Ankara 33 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    Özerklik İlan Edildi Bile

    Bilal OKUDAN

    Son yılların tartışılan konu başlıklarından bir tanesi de özerklik meselesi. Ama biz bu seferki yazımızda özerklik meselesini farklı şekilde ele alacağız. Uzun yıllardır savunduğum bir görüşümle konuya girmek istiyorum. Bizi ne Alevilik, ne Sünnilik, ne Laiklik ne de Kürtçlükle yıkabilirler. Biz birbirimize karşı 1400 sene evvel İslam mayası ile tutturulmuşuz ve bin yıldır kardeş olarak aynı coğrafyada yaşamaya devam etmekteyiz. Bu sebeple biz ancak dinimizin bize emrettiği, hak ve adalet yolundan saparsak yıkılırız.

    Ülkemiz yaklaşık 120 yıldır çeşitli ihanet ve entrikalarla zaafa uğratılmaya çalışılmaktadır. Osmanlının son döneminden, Cumhuriyetimizin şuanki durumuna kadar gerek siyaset, gerek ekonomi ve gerekse de yargı kanallarıyla, özellikle Askerimiz kullanılarak uluslar arası güçler tarafından organize edilen bu ihanet süreçleri bizim demokrasi, hukuk ve ekonomi alanında her seferinde başladığımız noktaya geri gelmemize sebep olmuştur.

    Son 300 senedir Padişahlarımız hedef gösterilerek itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Melesef bu oyuna dönemim İslam Alimleri bile geldi. Sonrasında Padişahlardan kurtulmak için Saltanat kaldırıldı ve ardın da asıl amaç olan Halifelik. Sonrasında bakıyorsunuz İslam Alemi perişan. Başsız , sahipsiz ve öksüz.

    Cumhuriyetimizin ilanı ile yeni oluşturulmaya çalışılan kurumlar kötü niyetli insanlar tarafından işgal ettirilmiş ve Milletine savaş açan kurumlar haline dönüştürülmüştür. Kısa vadede Milletine zulm eden kurumlar gibi gözüksede amaç bu kurumları da itibarsızlaştırarak, Cumhuriyetimizin üzerine kurulduğu temelleri önce yıpratmak hemen ardından da yok etmek. Sonrası malum Osmanlı sonrasında terk ettiğimiz coğrafyanın başına ne geldiyse aynı olay Türkiye Cumhuriyeti yıpratılıp bölünüp parçalandıktan sonra da aynı sonuç ortaya çıkacaktır.

    Şuan gelinen noktaya baktığımızda durum hiçte iç açıcı gözükmemektedir. Her grup, topluluk, cemaat ve siyasi parti üzgünüz ki kendi yaşam alanlarında özerkliklerini ilan etmiş durumdalar. Bir belediyeye devletin polisi ve savcısı soruşturma açıyor. O belediye hangi siyasi partininse o parti taraftarlarları kesinlikle polisin ve savcının yaptığı operasyonu tanımadıklarını söylemekle kalmıyorlar  ve polis ve savcılara her türlü hakaretlerde bulunuyorlar. Sonrasında soruşturma açılan şahısları kahraman ilan ediyorlar. Bu sefer başka bir partinin belediyesine yine aynı devletin polisi ve savcısı operasyon yapıyor,  önceki belediyenin siyasi görüşüne sahip kişiler daha önce hain ilan ettikleri aynı polis ve savcıyı kahraman ilan ediyorlar.

    Yargının yürüttüğü büyük operasyonlar yine aynı şekilde hangi siyasi partiye karşı yapılıyorsa karşı taraf Yargıyı kahraman ilan ederken, soruşturmaya maruz kalan taraf Yargıyı taraf olmakla suçlayıp böyle bir Yargıyı tanımadıklarını söylüyorlar.

    Bu süreç böyle devam edip giderken üzülerek ifade etmek istiyorum ki ülkemizde yıpranmayan kurum ve kuruluş kalmadı demek abartı olmaz. Gelinen nokta güvenini yitirmiş Yargı. İtibarsızlaştırılmış siyasi partiler. Güvenlik zaafiyetine uğratılmış kolluk kuvvetleri. Suçlunun ve haklının kim olduğu bir türlü anlaşılamayan, algı oprasyonuna maruz kalan, Cumhuriyetimizin kurumları böyle devam ederse işleyemez hale gelecek ve Osmanlının başına gelen Türkiye Cumhuriyetinin de başına gelecek.

    Sonuç olarak, herkes Vatan ve Milletin selameti için fedakarlık yaparak, herhangi bir kurumun başındaki yanlış yapmış ve bir takım güçlerle iş birliği yapmış olan şahıslarla, Devletimizin kurumlarını ayırt etmek zorundadır. Şahısların hatası Devletimizi bağlamamaktadır.Er ya da geç yanlış yapan herkes bunun cezasını çeker ve adalet yerini bulur. Ama biz kurumlarımızı yıpratırsak bir daha ne adaleti, ne güvenliği ne de hak ve adaleti sağlamakla görevli bir devlet bulamayabiliriz. Kişisel ihtiraslarımız,bürokratik, ekonomik  ve siyasi geleceğimiz hiçbir zaman vatan sevgimizin önüne geçmemelidir. Çünkü bizim can, mal ve namus güvenliğimizin garantisi son devletimiz Türkiye Cumhuriyetine sahip çıkmak zorundayız.

    Herkes kendi yaşam alanındaki özerkliğini sona erdirmeli ve bir an evvel Devletin Kurumlarına sahip çıkmalıdır. Evet bizler biliyoruz, inanılmaz hatalar yapan kurumların başındaki bürokratlardır. Devletimiz değildir. Bu sebepledir ki Bürokratlarımızın hatalarını aza indirecek düzenlemeleri acilen yaparak, ancak ülkemizde yeniden güven ortamını sağlayabiliriz.

     

     

    • Yorumlar 0
    • Facebook Yorumları 0
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları