• BIST105.324
  • Altın146,472
  • Dolar3,4715
  • Euro4,1666
  • İstanbul 36 °C
  • Ankara 33 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    Özgür Medya

    Bilal OKUDAN

    Medya sahibi olmak, herhangi bir gazetede köşe yazarlığı yapmak,  basın kartı taşımak, bu ülkenin Cumhur Başkanından, Başbakanından, Askeri Paşasından, Siyasetçilerinden, Yargı Üyelerinden daha çok imtiyaz sahibi olduğunuz hatta hiçbir şart altında sorgulanamayacağınız manasına mı geliyor. Her türlü pis işlere girenler, ellerindeki basın gücünü kullanarak kamuya ve yargıya baskı uygulamaya çalışıyorlar. Yaptıkları gayri hukuki olayları gizlemek için, basın özgürlüğünden bahsederek, yaptıkları hukuk dışı uygulamaları gizlemeye kalkışıyorlar.

    Diğer bir husus ise, basının kendi arasında dahi tutarsız hale gelmiş olmasıdır. Bir basının başına bir iş geldiğinde, diğer basın mensupları seslerini çıkarmamakta, sonrasında diğer basının başına bir iş geldiğinde, bir basın mansubu sesini çıkarmamaktadır. Hal böyleyken, doğal olarak, bu sonuç, basının güvenilirliğini yitirmesine sebep oluyor. Mesela güncel konuşacak olursak, şuan özgür basın susturulamaz diye bas bas bağıranlar, fazla değil bundan tam iki yıl önce, bir gazete sahibi ve o gazetenin yazarları ve yöneticileri göz altına alınırken, o gazete ve köşe yazarlarını, terorist olarak adlandırmaktaydılar.

    Bu yazıda benim asıl bahsetmek istediğim konu basın özgürlüğü adı altında bazı ülkelere uygulanmaya çalışılan amborga. Amaç Siyonizm, dünyada ellerinde tuttukları basın gücüyle, kendi dünya düzenlerine,  potensiyel rakip olarak çıkabilecek bütün yapılanmaları, deşifre etmek ve öncesinde onları itibarsızlaştırmaktır.

    Şimdi sizlere dünya ki basın ihlallerinden kısa kısa bilgiler vermek istiyorum;

    MADA’nın 2012 raporunda şu veriler yer alıyor: 

    2012’de Aqsa TV kameramanı Mahmoud Alkoumi ve fotoğrafçısı Hussam Salameh ile Jarusalem Educational Radio çalışanı Muhamed Moussa Abu Eisha öldürüldü. 

    2012 yılı boyunca 238 basın özgürlüğü ihallai yaşandı. İhlallerin yüzde 70’ini oluşturan 164 vaka İsrail İşgal Kuvvetleri tarafından, yüzde 30’u oluşturan 74 ihlal ise Filistinli gruplar tarafından gerçekleştirildi. 

    2011’e kıyasla yüzde 11.5 oranında daha fazla ihlal yaşandı. 

    2012’de İsrail üç gazeteciyi öldürdü, bir kişiye seyahat engeli koydu, 37 bombalama gerçekleştirdi, dört basın yaptı, üç basın internet sitesini engelledi ya da kapattı, beş kere basının haber yapmasını engelledi, dört defa ekipmanlara el koydu, 13 kişiyi tutukladı, 80 kişisi fiziksel olarak taciz etti, 14 kişiyi cezalandırdı. 

    Rimawi İsrail İşgal Kuvvetleri’nin yarattığı ihlallerin geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 65 oranında arttığını, bunun sebebinin Filistin basının işgalin yarattığı hak ihlallerini dünyaya duyurmasının ama İşgal Kuvvetleri’nin gazetecilere ve basın kuruluşlarına yönelik saldırılarının cezalandırılmak yerine teşvik edilmesi olduğunu söyledi. 

    MADA raporunda, öldürülen gazeteciler için uluslararası bir araştırma komitesi kurulmasını, İsrail’in hukukta ve uluslararası anlaşmalarda yer lan ifade özgürlüğü maddelerine uymasını, Amerikan Basın Birliği'ne üye gazetecilerin düzenlediği protesto gösterisinde, son yıllarda ABD genelinde meydana gelen basın özgürlüğü ihlallerine dikkati çekildi.

    Amerikan Haber ajansı AP'nin telefonlarının dinlenmesi, Latin Amerika'da 14 gazetecinin öldürülmesi, Güney Amerika ülkeleri Arjantin ve Ekvador'da yapılan bazı kanun değişiklikleri ile devletin ulusal yayınlar üzerinde sansür uyguladığını vurgulayan gazeteciler, ayrıca hükümetin son yıllarda medya üzerindeki baskıyı giderek arttırdığı yönündeki açıklamalarda bulundu.

    Gösteri yapan gazeteciler, haber kaynaklarını ifşa etmek zorunda bırakıldıklarını, bunu yapmayı reddeden gazetecilerin hapise atılmalarını önleyecek güçlü bir yasanın çıkarılması için ABD Kongre üyelerine çağrıda bulundu.

    İngiltere’de yasa dışı dinleme skandalı 2006-2007 yılları arasında News Of The World’un Kraliyet Editörü Clive Goodman ve Özel Dedektif Glenn Mulcaire’in kraliyet yardımları için bırakılan telefon mesajlarını engellemeleri üzerine hapsedilmeleri üzerine ortaya çıkmıştı.

    2011’de Metropolitan Polisi Weeting operasyonu kapsamında 2006 yılını da içeren bir soruşturma başlattı. Soruşturma kamu yetkililerine yapılan usulsüz ödemeler ve hacklenen bilgisayar iddialarına kadar genişledi. Bugüne kadar Weeting Soruşturması (yasa dışı telefon dinleme) kapsamında 16’sı gazeteci olan 32 kişi gözaltına alındı. Sekizi gazeteci olmak üzere 14 kişi hakkında davaaçıldı.

    Elveden olarak adlandırılan rüşvet soruşturmasında 29’u gazeteci olan 61 kişi gözaltına alındı. Henüz bir polis memurunun cezalandırıldığı davada yedisi gazeteci olan 12 kişi yargılandı.
    Tuleta isimli bilgisayar hackleme soruşturmasında yedisi gazeteci olan yirmi kişi gözaltına alındı ama henüz kimse hakkında dava açılmadı.

    İtalya’da 2006’dan beri gazetecilere karşı 2 bin 51 ihlal (taciz, engelleme, saldırı vs) yaşandı. 2013 yılında 327 iken, ihlaller bu yıl 85 olarak gerçekleşti. Ossigeno per l’Informazione örgütü, Ekim başında, altı yılda taciz ve saldırıya uğrayan, çoğunun durumu medyada işlenmeyen gazeteci, blog sahibi, foto veya video muhabiri bu 2 bini aşkın kişinin adlarını kamuoyuna tek tek açıkladı. Gizli sansürün gözler önüne serilmesi için mekanizmalar geliştiren kuruluş, tehdit altındaki gazetecilere de hukuki destek sağlayarak istendiğinde bunlarla mücadele edilebileceğini ve önüne de geçilebileceğini gösterdi.

    Sizlere sadece önemli birkaç ülkeden kısa bilgi verdim. Siz hiç bu haberlerin dünyadaki en büyük ajanslarda yer aldığını gördünüz mü?  Ya da BM Basın Hakları Bildirisinde yayınladığı ve ya İnsan Hakları İzleme Örgütünün açıkladığı raporlarda bu bilgilere rastladınız mı? Ama onların tarafında yer almayan basın mensupları öldürülmüş, gözaltına alınmış, hapse girmiş bu haberler onlar için hiçbir değer taşımaz.

    Siyonizm, için basın özgürlüğü yoktur, menfaat özgürlüğü vardır. Kendi menfaatleri için dünyanın en azılı teröristini basın mensubu yapıp basın özgürlüğü adı altında ona sahip çıkarlar. Dünyanın en iyi basın mensubunu ise, kendi menfaatlerine ters düşen açıklama yaptığında, hemen o basın mensubunu terörist ilan edip dünyaya o şekilde tanıtırlar.

    Kısaca özetleyecek olursak Türkiye gibi onlara muhalif ve kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan ülkeleri, insan hakları konusunda ihlal yapıyor diyerek, basın ihlalleri sıralamasında, en son sıralarda göstermektedirler. Ülkemiz en karışık dönemlerinde bile tek bir basın mensubunun can güvenliğine bir şey gelmemiş olmasına rağmen fakat başta İsrail, Amerika, İngiltere ve İtalya gibi ülkelerde öldürülen ve gözaltına alınan gazetecilerin varlığı hiçbir zaman insan hakları örgütleri ve basın hakları örgütleri tarafından kullanılmaz.

    • Yorumlar 1
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları