• BIST109.361
  • Altın153,268
  • Dolar3,8380
  • Euro4,5070
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »

    Paris Saldırısının Şifreleri

    Bilal OKUDAN

    Dünya ajanslarında hemen hemen her gün duyduğumuz canlı bomba ile intihar saldırısı haberleri, beş yılda bir Batı ülkelerinde gerçekleştiği zaman, işin bir anda rengi değişiyor. Dünya televizyonları patlamanın yaşandığı Batı Ülkelerinde 24 saat canlı yayına geçiyor. Terörün en acı yüzünü anlatan yayınlar yapmaya başlıyorlar. Sanki dünya onların yüzü suyu hürmetine yaratılmış. Onlardan bir kişi öldü mü dünyayı ayağa kaldırıyorlar. Ama Doğu ülkelerinden bin kişi ölmüş kime ne.

    Her gün bu tarz saldırılara maruz kalarak ölen insanların hiçbir hükmü yokmuş gibi, kendi ülkelerinde ölen insanlar için inandıkları her şeyi ayaklar altına almayı da ihmal etmiyorlar. Mesela demokrasi, insan hakları ve özgürlükler.

    Konuya başlarken, elbette sapla samanı bir birinden ayırt etmek gerektiğini söyleyerek, yazıya devam etmek istiyorum. Evet, çok iyi biliyoruz ki, öldürülenler, suçsuz ve masum insanlar. Evet, yine biz, çok iyi biliyoruz, eylemi gerçekleştirenler, Batının silah verdiği, para verdiği, adı Müslüman olan taşeron terör örgütleridir.

    Hemen hemen her gün, Irak’tan, Suriye’den, Lübnan’dan, Libya’dan, Cezayir’den, Fas’tan vs. ne kadar Müslüman Ülke varsa hepsinden gelen, canlı bomba intihar saldırı sonucu en az 40 kişi öldü haberlerini sanki magazin haberi izler gibi izleyen Batı Uygarlığı, çifte standardının vebalini ödemeye mahkûmdur.

    Şimdi, ben buradan, en samimi bir şekilde acılarını paylaştığım, Paris’te ölen 129 kişinin ailesine, şu soruları hem kendilerine, hem de devletlerine sormalarını tarihi bir vazife olarak öneriyorum.

    Haklı olarak diyeceksin ki Orta Doğu kökenli birileri gelecek, benim ülkemin göbeğinde, benim insanlarımı katledecek. Yine haklı olarak ülkenize gelen mültecilerden veryansın edecek ve can güvenliğinizden endişe ettiğiniz için onları sınır dışı etmek isteyeceksiniz.

    Şimdi gelelim kendinize ve devletinize sormanız gerekli sorulara. Bizim Cezayir’de ne işimiz var? Biz Cezayir’de beş milyon insanı hangi sebeplerden dolayı katlettik? Bizim Libya’da ne işimiz var? Biz Libya’nın meşru Devlet Başkanını neye rağmen indirmek istedik ve Libya halkını birbirine düşürdük? Bizim Irak’ta ne işimiz var? Biz Suriye’de terörist bir örgüt olan PYD ye neden destek veriyoruz?

    İşte 129 kişinin ailesinin eğer samimi iseler, eğer onların acılarını paylaşmamızı istiyorlar ise, bu soruları dile getirmeleri gerekmektedir. Aksi taktirde dünyanın geleceği tehlikededir. Siyonizm din, dil, ırk ve mezhep tanımaz. Siyonizm kendinden olmayan herkesi öldürmek ve ya köleleştirmek için kutsal kitabının da ona emrettiği üzere dünyayı ateşe vermekten çekinmez. Siyonizm, vadedilmiş topraklar olan Büyük Ortadoğu’yu elde ettikten sonra elbette sıraya Batılı Devletleri koyacaktır.  

    Fransız halkları özeleştiri yapmak zorundadır. Orta Doğu Ülkelerine ait pasaportla ülkenize girmeye çalışan insanlara kızıyorsunuz ya terörist şüphesi var diye. Sizin ülkeniz askerleri, onların ülkesine pasaportsuz ve en ağır silahlarla girerek, on binlerce masum insanları kendi ülkesinde, kendi evinde, kendi yatak odasında, acımasızca öldürüyor. Hani siz diyorsunuz ya mülteciler can güvenliğimizi tehlikeye atıyor diye. Sizin ülkenizin askerlerinin bombardımanlarından canlarını kurtarmak için o masum insanlar ülkelerini terk etmek zorunda kaldılar.

    Sırf insanları birbirine düşürüp, devletlerini zayıflatıp, onları daha rahat sömürmek için, terörist guruplara verdiğiniz ağır silahlar, gün gelip sizi vurmayacak mı sandınız. Unutmayın terör bumerang gibidir. Mutlaka başladığı yeri vurur.

    Son dört ayda biz Türkiye olarak iki yüze yakın sivil vatandaşımızı IŞİD Terör Örgütüne kurban verdik. Yine iki yüze yakın güvenlik görevlilerimizi PKK Terör Örgütüne Şehit verdik.

    Güvenlik güçlerimiz terör saldırılarına karşın önlem almak için uyguladığı bir takım önlemler için çıktınız pervasızca açıklama yaptınız. Baş sağlığı dileyeceğinize, terör örgütlerini kınayacağınıza, Terörle Mücadele eden Devletimizi hedef alarak, yapılan bir takım uygulamalardan ötürü endişeliyiz dediniz.

    O zaman endişelenme sırası bizde. Sokağa çıkma yasağı getirmişsiniz, basına sansür uygulamışsınız, interneti kesmişsiniz, sivil halkın ibadethaneler de dahil her türlü toplanacağı yerlere asker ve polis bulundurarak toplanma yasağı getirmişsiniz. Evet, tüm bu yaptığınız uygulamalardan ötürü ve insan hakları ve özgürlüklerin yasaklanmasından dolayı bizde endişeliyiz.

    Ey Batı ve Batı Taklitçisi zihniyetler, bir gün gelecek kendi planlarınızda boğulacaksınız. Tıpkı daha önce defalarca yenildiğiniz gibi Hak’ka karşı mağlup olacaksınız. Dünyamız beş bin yıllık tarihinde hep Hak ve Batıl Mücadelesi devam etti. Bu sebepledir ki ‘ip inceldiği yerden, zulüm ise kalınlaştığı yerden kopar’. Destek verdiğiniz terör örgütleri mutlaka başınıza bela olacaktır. O çirkin ellerinizi Doğu’daki masum insanların üzerinden çekin. Göreceksiniz ki dünyaya barış ve huzur ve gelmiş.

    Ne zaman, Dünya Ajansları Müslüman bir ülkede öldürülen bir tane masum insanı, Avrupa’nın göbeğinde öldürülen insanlar kadar önemserse, işte o zaman dünyaya barış ve huzur geldi demektir.

     

     

    • Yorumlar 5
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları