• BIST104.123
  • Altın145,971
  • Dolar3,4910
  • Euro4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 12 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    Sadakat ve Teslimiyet Nişanı Kurban

    Mahmut Hüdayi BİLGİN

    Kurban aşkın bir tecellisi olmakla beraber teslimiyetin simgesidir. 

    Kurban içte olan teslimiyetin zahire vurulmasıdır.

    Kurban "Aşk bedel ister" cümlesini tam anlamıyla içine alan bedeldir.

    Kurban "Seni seviyorum, seni çok seviyorum" demenin türlü türlü yollarından en güzelidir.

    Peki biz teslim olmuş müslümanlar için bu denli özel ve kıymetli olan kurban ne demektir?

    Kurban lügatte  yakınlık, yakınlaşma manalarına gelir. Istılahta ise Allah'ın rızasını ve yakınlığını kastederek sunulan ikramdır. 

    Ulu'l azm Peygamberlerinden olan Hz.İbrahim (a.s.), Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'den sonra Peygamberlerin en üstünüdür. Mevla Teala'nın kendilerine "dostum" anlamında "Halilim" diye buyurduğudur. Efendimiz (s.a.v.)'in ceddidir.

    Hz.İbrahim, Yüce Allah tarafından Babil halkına Nemrut İbni Ken'an zamanında gönderildi. O zamanda güneşe, aya, yıldıza, putlara ve hükümdarlara tapmadan oluşan saibe denen muharref dini yaygındı. Keldani kavmine gönderilen Hz.İbrahim bir gün kavminin bayram için bir yere toplanmasını fırsat bildi ve yetmiş tane putun bulunduğu puthaneye girerek  bütün putları yerle bir etti. Bu davaranış üzerine büyük bir ateşe atılmak istenen Hz.İbrahim'in Mevla Teala'nın Lütfü İlahisi ile atılacağı ateş, gül bahçesine dönüştü. Bu mucizeyi gördükleri halde iman etmeyen keldani kavmine Mevla Teala Hz. sinekleri musallat etti ve bu sinekler inanmayan halkı helak etti. Bir sinek de nemrutun burnundan girip beynine yerleşti. Nemrut, bu ızdıraba dayanamayıp kendini tokmaklatarak öldürttü. Mevla Teala Hz. kendini ilah göreni mahlukatın en acizi ile cezalandırmıştı.

    Hz.İbrahim, Mevla Teala'nın emriyle Babil'den Harran'a sonra Şam'a, Mısır'a hicret etti. Mısır'da Sinan Bin Ulvan adlı bir zalim vardı. Hz.İbrahim'in Mısır'a geldiğinden haberi olan Firavun, Sare validemizi almak istedi ve Sare validemizi saraya getirterek ona musallat olmak isteyince nefesi kesilip elleri ve ayakları tutmayıverdi. Bunun üzerine Sare validemizden bu halini gidermesi için dua istedi. Sare validemiz de Firavun'un ölümünü kendisinden bilirler diye dua etti ve Firavun iyileşti. Bu olay üzerine Firavun, Hacer adında bir cariyeyi Sare validemize hediye etti. Hz.İbrahim hanımı Sare ve hediye edilen cariye ile Mısırdan Filistine sonra Şama göç ettiler.

    Sare validemizin çocuğu olmadığından Hz.İbrahim sare validemizin isteği ve müsadesi ile  Hacer validemizle evlendi ve Mevla Teala'dan bir erkek evlat vermesi halinde onu kurban edeceğine dair söz verdi. Muhammed (a.s.)'ın nuru Hz.Hacer vasıtasıyla oğul İsmail'e geçtiği için Hz.Sare'nin kalbinde Hz.Hacer'e karşı bir gayret hasıl oldu. Hz.İbrahim, Sare validemizi üzmemek için Mevla'nın izni ile Hacer validemizi ve oğlu İsmail'i ıssız ve susuz bir yer olan Mekkeye götürdü, onları orada bırakıp tekrar Şam'a  döndü.

    Hz.Hacer ve Hz.İsmail Mekke'de aç ve susuz kaldığı sırada zem zem suyu fışkırarak çıktı. Nihayet Hz.İsmail (a.s.) yedi yaşına gelince Hz.İbrahim rüya görmeye başladı. Rüyasında Mevla Teala'ya verdiği söz hatırlatıldı. Sabah olunca Hacer validemizi çağırdı ve İsmail'i hazırlamasını buyurdu. Bunun üzerine Hacer validemiz oğlu Hz.İsmail'i giydirip süsledi. Ve baba oğul Mina istikametine doğru yola koyuldular.

    Şeytan bu durumu fırsat bilip "Ya İbrahim! Böyle güzel bir evladı nasıl keseceksin, hiç baba evladını keser mi?" dedi. Hz.İbrahim, şeytanı dinlemeyerek yerden taş alıp şeytana atarak defetti.

    Şeytan, bu sefer Hz.Hacer validemizin yanına varıp onu kandırmaya çalıştı. Fakat Hacer validemiz verdiği cevapla teslimiyetin zirvesine varıyordu: "Eğer Allah'tan böyle bir emir gelmişse bende bir anne olarak bu emre boyun büküyorum, çünkü Hz.İbrahim bir peygamberdir, peygamber yanlış yapmaz..." 

    Şeytan vazgeçmiyordu, bu defa Hz.İsmail'in yanına gelip "Baban seni nereye götürüyor biliyor musun? Kesmeye götürüyor.." dedi. Bunun üzerine Hz.İsmail (a.s.) annesinden geri kalmadı ve "O, benim Babamdır, o bir peygamberdir. Bu emri Allah'tan almışsa emri muhakkak yerine getirmesi lazımdır" diye buyurdu.

    Baba ve oğul yollarına devam ettiler, tereddüt etmeden. 

    Ve Hz.İbrahim, oğlum ben seni rüyamda boğazlıyor olarak gördüm dedi ve kendisine emrolunanı haber verdi..

    Hz.İsmail ise "Babacığım, sen kendine emrolunanı yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın, her iyilik Rabbimin emrine boyun eğmektir" dedikten sonra "sen bu durumu anneme bildirdin mi?" diye sordu. 

    Hz.İbrahim (a.s.): "Hayır bildirmedim"..

    Hz.İsmail (a.s.): "Bildirmediğin için iyi ettin" dedi ve ekledi...

    " Babacığım, beni kurban etmek istediğin zaman beni sıkıca bağla ki benden sana karşı bir şey isabet edipte ecrim eksilmesin! Çünkü, ölüm çok çetin ve zordur. Bıçağın, tenime dokunduğunu hissedince çırpınmayacağımdan emin değilim! Bıçağını iyice bileyip keskinleştir ve boğazıma vuruver ki beni çabucak rahata kavuştursun. Hem sen beni boğazlamak için yatıracağın zaman yüzükoyun yatır ve alnımı yere getir. Yanımın üzerine yatırma, olur da yüzümü görürsen yüreğin rıkkata (yumuşama) gelirse Allah'ın sana emrettiği şeyi yerine getirmene engel olur diye korkarım. Eğer gömleğimi Anneme götürüp vermeyi uygun görürsen öyle yap. Belki bu onun için bir teselli olur, gönlünü onunla eğler." 

    Hz.İbrahim (a.s.), oğlu Hz.İsmail'in bu sözleri üzerine: "Oğulcağızım, sen bana Allah'ın emrettiği şey hakkında ne güzel yardımda bulundun" diye buyurur. 

    Sonra Hz.İbrahim (a.s.) bıçağı biledikten sonra Hz. İsmail'i alnı üzere yatırdı, o güzel yavrusunun yüzüne bakmaktan sakındı ve bıçağı boynuna vurdu ancak bıçak kesmedi. İkinciye hatta üçüncüye vurdu ancak bıçak yine kesmedi. Evet, bıçak Allah'ın emri ile kesme vazifesini terk etmişti. Bunun üzerine Mevla Teala Hz:

    "Ey İbrahim! Rü'yana sadakat gösterdin! İşte sana oğlun yerine boğazlayacağın kurbanlık! Boğazla onu!" diye buyurdu. Cebrail (a.s.), Hz.İbrahim'e semadan büyük boynuzlu kurbanlık koç getirdi.. 

    Ve Hz.İbrahim kalbindeki sürur ile oğluna seslendi: "Kalk yavrucağım, sana bir fidye indi..." 

    Evet...

    Bizleri yoktan var eden ve bizleri var etmesindeki maksat kendisine itaat etmemiz olan Mevla Teala Hz., İbrahim (a.s.)'ı imtihan ettiği gibi bizleride imtihan etmekte. Nasıl İbhahim (a.s.), emrolunana teslimiyet gösterdiyse bizler de göstermeliyiz. Mevla Teala Hazretleri "Kullarına kaldıramayacağı yük vermez" sözünün tecellisi olarak nasıl Hz.İbrahim'in oğlu Hz.İsmail'i kestirmeyerek bir kurbanlık gönderdiyse, belkide bizden beklenen, ne kadar zor zamanlarımız olursa olsun teslim olup sadakat göstermektir. O zor sandığımız iş kolay olacaktır. O vakit bize düşen emrolunana teslim olmaktır. 

    Burada yazıma son verirken İslam Aleminin içinde bulunduğu durumdan ötürü her ne kadar içimiz buruk olsada bütün Ümmet-i Muhammedin mübarek Kurban Bayramını en kalbi duygularımla tebrik eder Alem-i İslam için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak Feyyaz-ı Mutlak Hazretlerinden niyaz ederim.

    • Yorumlar 4
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları