Cuma , Temmuz 20 2018

Selam-Tevhid yalanı/mızrağı çuvala sığmadı ( 2/2 )


Dünkü yazımızda Selam-Tevhid örgütü bahane edilerek 2010 yılından beri devam 

ettirilen soruşturmada, usul ve kanuna aykırı biçimde telefon dinlemeleri, fiziki 

ve teknik takip işlemlerinden söz etmiş, bunu yapanların suç işlediklerini ve 

soruşturulmasının hukuk devletinin görevi olduğuna işaret etmiştik.

22 temmuz soruşturması bu hukuksuzlukları yaptığı iddia edilen polis şeflerine 

yönelik olduğu için, “Selam-Tevhid” soruşturması içeriğine biraz daha yakından 

bakmak gerekiyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 21.07.2014 tarihinde verdiği 

takipsizlik kararı (KYO kararı) gerekçesinden takip edelim. 

2011/762 Numaralı Soruşturma;

“Kamile Y. (eşi Hüseyin A.Y) isimli şahsın emniyette vermiş olduğu 04.03.2011 tarihli 

ifadesine istinaden soruşturma talebinde bulunulduğu, (2 yıl 9 ay 13 gün takip 

edildiği,)

AKABE Grubu adı altında soruşturma başlatıldığı, 

Kamile Y’nin ifadesi ve eşi Hüseyin A.Y’nin 2 GB kapasiteli flahs belleğindeki bilgiler 

doğrultusunda soruşturmanın genişletildiği, Kamile Y’nin ifadesine ve emniyete 

teslim ettiği flash belleklerdeki bilgilere göre şahısların soruşturmaya dahil edildiği 

ancak teslim ettiği flash bellekin soruşturma klasörlerinde bulunmadığı, ( Önemli 

not: İlk ifadesi ihbar kabul edilen Kamile Y. Cumhuriyet Savcısına ve TEM Şubede 

verdiği sonraki ifadelerinde, ifadelerine ilaveler yapıldığını, Hakan Fidan’la ilgili 

suçlamalar dahil edildiğini, söylemediği pek çok hususun yazıldığını, ifadesini okumak 

istediğinde ‘bize güvenmiyor musun abla’ denilerek okumadan imzalatıldığını beyan 

etmiştir. RP)

Yasal kurumlar keyfi olarak dinlenmiş

Hüseyin A.Y’nun AKABE başkan yardımcısı olduğu, söz konusu kurumun yasa-dışı bir 

kuruluş olmadığı ve suç oluşturacak herhangi bir faaliyetlerinin tespit edilmediği,

Hüseyin A.Y ile irtibatlı şahıslar hakkında teknik takip kararı alındığı, irtibatlı görülen 

şahısların da yapmış oldukları görüşmeler neticesinde soruşturmaya dahil edildiği,

Soruşturma dosyasındaki TAPE olarak yazılan suç unsuru taşımayan görüşmelerin 

özel hayatın gizliliğine riayet edilmeden yazıldığı,

Diğer TAPE görüşmelerinin ise şüphelilerin vakıf çalışmaları, iş görüşmeleri, güncel ve 

siyasi konuşmalardan ibaret olduğu…” ifade edilmektedir.

Savcılığın takipsizlik kararında soruşturmadaki bir hukuksuzluğa dikkat çekiliyor;

“İletişim tespit kararının başka suretle delil elde edilemeyeceği durumlarda 

verilmesi gerekirken ilk uygulama olarak söz konusu kararların verildiği…”

Telefon dinlemelerinin hangi şartlarda ve nasıl yapılacağını düzenleyen 

CMK.135.maddenin ihlal edildiği tespit edilmiştir. Bakın daha neler;

1

Amaç MİT’in İran bağlantılı olduğu algısı oluşturmak

Çok sayıda dinleme yapıldığı, bir şahısla bir defa telefonla görüşmenin dahi 

dinlemeye ve soruşturmaya dahil edilmek için yeterli görüldüğü, 

MİT’in İran’la bağlantılı olduğu algısının oluşturulmaya çalışıldığı, (hatırlarsanız bu 

algıyı oluşturmak için düğmeye ilk basan İsrail’di. RP) 

MİT Müsteşarının ve yakın çevresinin dinlenildiği, 

Konsolosluk görevlilerinin dinlenildiği,

Soruşturma kapsamında karı-koca olarak hedef şahısların bulunduğu, 

Soruşturmaya dahil edilen bazı şahıslar hakkında Teknik Araçlarla İzleme kararı 

alındığı, 

Teknik Araçlarla İzleme tutanaklarının “Kudüs Ordusu Terör Örgütü” suçundan 

tanzim edildiği, ( hani Selam-Tevhid soruşturması idi? RP)

Bu bölüme dikkat ! Amaç Selam-Tevhid Terör Örgütü soruşturması mı? Yoksa İsrail’in 

hedefindeki MİT Müsteşarı ve dolayısıyla hükümet politikalarının “İrancı” çizgide 

olduğuna dair delil üretmek mi? 

Hangi örgüt soruşturuluyor ?

“Soruşturmanın, Selam-Tevhid Terör Örgütü iddiasıyla başlatılmasına rağmen; 

Dini motifli terör örgütü,

El Kaide terör örgütü, 

Hizbullah terör örgütü, 

Ergenekon terör örgütü, 

MKP (Maoist Komünist Partisi) terör örgütü, 

PKK/KCK terör örgütü, 

Silahlı terör örgütü, 

Terör örgütü yöneticiliği yapmak, 

Terör örgütü üyesi olma,

Kudüs Ordusu terör örgütü, 

Selam (Tevhid) terör örgütü, 

İran İslam Cumhuriyeti (İİC) destekli grup içerisinde faaliyetlerde bulunmak gibi

soruşturma kapsamıyla ilgisiz örgüt isimleri üzerinden mahkeme kararları 

alındığı..”

“Soruşturma kapsamında teknik ve fiziki takip kararlarının “terör örgütü adına eylem 

ve faaliyetlerde bulunmak” suçundan alındığı, fiziki takip tutanaklarının “Kudüs 

Ordusu Terör örgütü” suçundan tanzim edildiği” 

“Soruşturmada alınan teknik ve fiziki takip kararlarının açık kimliksiz olarak, bazı 

kararların sadece ad ve soyadı üzerinden, bazı kararların ise T.C. kimlik numarası 

üzerinden alındığı, bazı şüphelilerin açık kimliklerinin tespit edilemediği…

Aynı telefon numarası hakkında bir gün ara ile farklı isimler üzerinden iletişim tespit 

kararı alındığı…”

2

“Dosya kapsamında iletişimi takip edilen şüphelilerin siyasetçi, akademisyen, 

gazeteci-yazar, iş adamı, devlet kurumunda görevli bürokrat, vakıf yöneticileri, Caferi 

vatandaşlar ve İran vatandaşı oldukları” 

106 klasör içerisinde soruşturma konusu ile ilgili olmayan EL KAİDE, PKK/KCK, 

DHKPC/C örgütleri hakkında yürütülen 21 ayrı soruşturma dosyalarına ait belgelerin 

konulduğu,

Ayrıca hiç ilgisi olmayan Narkotik Şube Müdürlüğüne ait belgelerin de bu dosya içine 

konulduğu, takipsizlik kararında ifade edilmiştir. 

Başbakan dinlendi mi sorusunun cevabı:

Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararının son bölümü, Başbakan ve bakanların dinlenip 

dinlenmediği, polemiğine son noktayı koyuyor. Okuyalım;

“Soruşturma kapsamında;

a) Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanı’nın, Filistin Devlet Başkanı, Filistin 

Başbakanı ve Somali Cumhurbaşkanı ile yaptığı, devletin güvenliği ve iç ve dış 

siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken dış politikaya ilişkin telefon 

görüşmelerinin dinlenerek kayıt altına alındığı,

b) Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un dış politikaya ilişkin aynı nitelikteki telefon 

görüşmelerinin dinlenerek kayıt altına alındığı, bu kayıtların yazılı (tape) hale 

getirildiği,

c) Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakan’ı Taner Yıldız’ın, Milli güvenliğe ilişkin telefon 

görüşmelerinin dinlenerek kayıt altına alındığı, bu kayıtların bir kısmının yazılı (tape) 

hale getirildiği,

d) Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı’ın, Milli güvenliğe ilişkin telefon 

görüşmelerinin dinlenerek (terör örgütü üyesi gibi kod adı verilmek suretiyle) kayıt 

altına alındığı, kayıtların bir kısmının yazılı (tape) hale getirildiği ilk incelemelerden 

(inceleme devam etmektedir) tespit edilmiştir.”

 

 “Sonuç olarak, terör örgütü üyeliği ve yöneticiliği ile ilişkilendirilerek, haklarında 

telefon dinleme, teknik-fiziki takip kararları alınan şüphelilerden bir kısmının 

kamuoyunda da tanınan siyaset adamı, gazeteci-yazar, akademisyen, iş adamı, 

devlet yönetiminde görevli üst-düzey bürokrat, bir kısmının da dernek-vakıflar 

kanunları hükümleri uyarınca denetime tabi sivil toplum kuruluşları olduğu ve terörle 

ilişkilendirilebilecek herhangi bir faaliyetlerinin söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.” 

Mesnetsiz, delilsiz “Selam-Tevhid Örgütü” adıyla yürütülen soruşturmanın amacının 

örgütlü suçlarla hukuk içinde mücadele olmadığı savcılık kararı gerekçelerinden 

anlaşılmaktadır. Mızrak çuvala sığmamıştır. Olayın siyasi ve askeri casusluk, özel 

hayatın gizliliğinin ihlali, suç uydurma, resmi belgede sahtecilik ve kişiler arası 

verilerin usulsüz kayıt edilmesi suçlarını oluşturan eylemler olduğu 22 Temmuz 

soruşturmasının da bu nedenle başlatıldığı anlaşılmaktadır. Şimdi önemli olan hukuki 

sürecin adil olarak işletilmesidir.

Reşat Petek

www.resatpetek.net

petekresat@gmail.com

@ResatPetek

About Reşat PETEK

Check Also

Kendimize Sormamız Gerekenler

Neden asabiyiz?      Toplumsal baskı ve ötekileştirmeye maruz kalıyor muyuz?     Sevgisizlik ve şiddet neden …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir