• BIST109.156
  • Altın153,298
  • Dolar3,8173
  • Euro4,5053
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 1 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »

    Selam-Tevhid yalanı/mızrağı çuvala sığmadı ( 2/2 )

    Reşat PETEK

    Dünkü yazımızda Selam-Tevhid örgütü bahane edilerek 2010 yılından beri devam 

    ettirilen soruşturmada, usul ve kanuna aykırı biçimde telefon dinlemeleri, fiziki 

    ve teknik takip işlemlerinden söz etmiş, bunu yapanların suç işlediklerini ve 

    soruşturulmasının hukuk devletinin görevi olduğuna işaret etmiştik.

    22 temmuz soruşturması bu hukuksuzlukları yaptığı iddia edilen polis şeflerine 

    yönelik olduğu için, “Selam-Tevhid” soruşturması içeriğine biraz daha yakından 

    bakmak gerekiyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 21.07.2014 tarihinde verdiği 

    takipsizlik kararı (KYO kararı) gerekçesinden takip edelim. 

    2011/762 Numaralı Soruşturma;

    “Kamile Y. (eşi Hüseyin A.Y) isimli şahsın emniyette vermiş olduğu 04.03.2011 tarihli 

    ifadesine istinaden soruşturma talebinde bulunulduğu, (2 yıl 9 ay 13 gün takip 

    edildiği,)

    AKABE Grubu adı altında soruşturma başlatıldığı, 

    Kamile Y’nin ifadesi ve eşi Hüseyin A.Y’nin 2 GB kapasiteli flahs belleğindeki bilgiler 

    doğrultusunda soruşturmanın genişletildiği, Kamile Y’nin ifadesine ve emniyete 

    teslim ettiği flash belleklerdeki bilgilere göre şahısların soruşturmaya dahil edildiği 

    ancak teslim ettiği flash bellekin soruşturma klasörlerinde bulunmadığı, ( Önemli 

    not: İlk ifadesi ihbar kabul edilen Kamile Y. Cumhuriyet Savcısına ve TEM Şubede 

    verdiği sonraki ifadelerinde, ifadelerine ilaveler yapıldığını, Hakan Fidan’la ilgili 

    suçlamalar dahil edildiğini, söylemediği pek çok hususun yazıldığını, ifadesini okumak 

    istediğinde ‘bize güvenmiyor musun abla’ denilerek okumadan imzalatıldığını beyan 

    etmiştir. RP)

    Yasal kurumlar keyfi olarak dinlenmiş

    Hüseyin A.Y’nun AKABE başkan yardımcısı olduğu, söz konusu kurumun yasa-dışı bir 

    kuruluş olmadığı ve suç oluşturacak herhangi bir faaliyetlerinin tespit edilmediği,

    Hüseyin A.Y ile irtibatlı şahıslar hakkında teknik takip kararı alındığı, irtibatlı görülen 

    şahısların da yapmış oldukları görüşmeler neticesinde soruşturmaya dahil edildiği,

    Soruşturma dosyasındaki TAPE olarak yazılan suç unsuru taşımayan görüşmelerin 

    özel hayatın gizliliğine riayet edilmeden yazıldığı,

    Diğer TAPE görüşmelerinin ise şüphelilerin vakıf çalışmaları, iş görüşmeleri, güncel ve 

    siyasi konuşmalardan ibaret olduğu...” ifade edilmektedir.

    Savcılığın takipsizlik kararında soruşturmadaki bir hukuksuzluğa dikkat çekiliyor;

    “İletişim tespit kararının başka suretle delil elde edilemeyeceği durumlarda 

    verilmesi gerekirken ilk uygulama olarak söz konusu kararların verildiği...”

    Telefon dinlemelerinin hangi şartlarda ve nasıl yapılacağını düzenleyen 

    CMK.135.maddenin ihlal edildiği tespit edilmiştir. Bakın daha neler;

    1

    Amaç MİT’in İran bağlantılı olduğu algısı oluşturmak

    Çok sayıda dinleme yapıldığı, bir şahısla bir defa telefonla görüşmenin dahi 

    dinlemeye ve soruşturmaya dahil edilmek için yeterli görüldüğü, 

    MİT’in İran’la bağlantılı olduğu algısının oluşturulmaya çalışıldığı, (hatırlarsanız bu 

    algıyı oluşturmak için düğmeye ilk basan İsrail’di. RP) 

    MİT Müsteşarının ve yakın çevresinin dinlenildiği, 

    Konsolosluk görevlilerinin dinlenildiği,

    Soruşturma kapsamında karı-koca olarak hedef şahısların bulunduğu, 

    Soruşturmaya dahil edilen bazı şahıslar hakkında Teknik Araçlarla İzleme kararı 

    alındığı, 

    Teknik Araçlarla İzleme tutanaklarının “Kudüs Ordusu Terör Örgütü” suçundan 

    tanzim edildiği, ( hani Selam-Tevhid soruşturması idi? RP)

    Bu bölüme dikkat ! Amaç Selam-Tevhid Terör Örgütü soruşturması mı? Yoksa İsrail’in 

    hedefindeki MİT Müsteşarı ve dolayısıyla hükümet politikalarının “İrancı” çizgide 

    olduğuna dair delil üretmek mi? 

    Hangi örgüt soruşturuluyor ?

    “Soruşturmanın, Selam-Tevhid Terör Örgütü iddiasıyla başlatılmasına rağmen; 

    Dini motifli terör örgütü,

    El Kaide terör örgütü, 

    Hizbullah terör örgütü, 

    Ergenekon terör örgütü, 

    MKP (Maoist Komünist Partisi) terör örgütü, 

    PKK/KCK terör örgütü, 

    Silahlı terör örgütü, 

    Terör örgütü yöneticiliği yapmak, 

    Terör örgütü üyesi olma,

    Kudüs Ordusu terör örgütü, 

    Selam (Tevhid) terör örgütü, 

    İran İslam Cumhuriyeti (İİC) destekli grup içerisinde faaliyetlerde bulunmak gibi

    soruşturma kapsamıyla ilgisiz örgüt isimleri üzerinden mahkeme kararları 

    alındığı..”

    “Soruşturma kapsamında teknik ve fiziki takip kararlarının “terör örgütü adına eylem 

    ve faaliyetlerde bulunmak” suçundan alındığı, fiziki takip tutanaklarının “Kudüs 

    Ordusu Terör örgütü” suçundan tanzim edildiği” 

    “Soruşturmada alınan teknik ve fiziki takip kararlarının açık kimliksiz olarak, bazı 

    kararların sadece ad ve soyadı üzerinden, bazı kararların ise T.C. kimlik numarası 

    üzerinden alındığı, bazı şüphelilerin açık kimliklerinin tespit edilemediği...

    Aynı telefon numarası hakkında bir gün ara ile farklı isimler üzerinden iletişim tespit 

    kararı alındığı...”

    2

    “Dosya kapsamında iletişimi takip edilen şüphelilerin siyasetçi, akademisyen, 

    gazeteci-yazar, iş adamı, devlet kurumunda görevli bürokrat, vakıf yöneticileri, Caferi 

    vatandaşlar ve İran vatandaşı oldukları” 

    106 klasör içerisinde soruşturma konusu ile ilgili olmayan EL KAİDE, PKK/KCK, 

    DHKPC/C örgütleri hakkında yürütülen 21 ayrı soruşturma dosyalarına ait belgelerin 

    konulduğu,

    Ayrıca hiç ilgisi olmayan Narkotik Şube Müdürlüğüne ait belgelerin de bu dosya içine 

    konulduğu, takipsizlik kararında ifade edilmiştir. 

    Başbakan dinlendi mi sorusunun cevabı:

    Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararının son bölümü, Başbakan ve bakanların dinlenip 

    dinlenmediği, polemiğine son noktayı koyuyor. Okuyalım;

    “Soruşturma kapsamında;

    a) Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanı’nın, Filistin Devlet Başkanı, Filistin 

    Başbakanı ve Somali Cumhurbaşkanı ile yaptığı, devletin güvenliği ve iç ve dış 

    siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken dış politikaya ilişkin telefon 

    görüşmelerinin dinlenerek kayıt altına alındığı,

    b) Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un dış politikaya ilişkin aynı nitelikteki telefon 

    görüşmelerinin dinlenerek kayıt altına alındığı, bu kayıtların yazılı (tape) hale 

    getirildiği,

    c) Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakan’ı Taner Yıldız’ın, Milli güvenliğe ilişkin telefon 

    görüşmelerinin dinlenerek kayıt altına alındığı, bu kayıtların bir kısmının yazılı (tape) 

    hale getirildiği,

    d) Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı’ın, Milli güvenliğe ilişkin telefon 

    görüşmelerinin dinlenerek (terör örgütü üyesi gibi kod adı verilmek suretiyle) kayıt 

    altına alındığı, kayıtların bir kısmının yazılı (tape) hale getirildiği ilk incelemelerden 

    (inceleme devam etmektedir) tespit edilmiştir.”

     

     “Sonuç olarak, terör örgütü üyeliği ve yöneticiliği ile ilişkilendirilerek, haklarında 

    telefon dinleme, teknik-fiziki takip kararları alınan şüphelilerden bir kısmının 

    kamuoyunda da tanınan siyaset adamı, gazeteci-yazar, akademisyen, iş adamı, 

    devlet yönetiminde görevli üst-düzey bürokrat, bir kısmının da dernek-vakıflar 

    kanunları hükümleri uyarınca denetime tabi sivil toplum kuruluşları olduğu ve terörle 

    ilişkilendirilebilecek herhangi bir faaliyetlerinin söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.” 

    Mesnetsiz, delilsiz “Selam-Tevhid Örgütü” adıyla yürütülen soruşturmanın amacının 

    örgütlü suçlarla hukuk içinde mücadele olmadığı savcılık kararı gerekçelerinden 

    anlaşılmaktadır. Mızrak çuvala sığmamıştır. Olayın siyasi ve askeri casusluk, özel 

    hayatın gizliliğinin ihlali, suç uydurma, resmi belgede sahtecilik ve kişiler arası 

    verilerin usulsüz kayıt edilmesi suçlarını oluşturan eylemler olduğu 22 Temmuz 

    soruşturmasının da bu nedenle başlatıldığı anlaşılmaktadır. Şimdi önemli olan hukuki 

    sürecin adil olarak işletilmesidir.

    Reşat Petek

    www.resatpetek.net

    [email protected]

    @ResatPetek

    Yazarın Diğer Yazıları