• BIST109.330
  • Altın156,024
  • Dolar3,8638
  • Euro4,5501
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara -2 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »

    Siyasette Erbakan Ahlakı

    Bilal OKUDAN

    42 yıllık Siyaset hayatının sadece 18 yılında aktif siyaset yapabilmiş, geri kalan 24 yılın tamamını siyasi yasaklı olarak geçirmiştir. O'nu çeşitli hilelerle siyasetin dışına atmaya çalışanlara karşı sergilediği tavır O'nun ne denli büyük bir Devlet Adamı olduğunun göstergesi oldu.

    Delegelerin oyu ile seçildiği TOBB Başkanlığından Polis zoruyla hukuksuz bir şekilde uzaklaştırıldı. Sonrasında ilk kurduğu Milli Nizam Partisi kapatıldı. Ardından Askeri Darbe ile ikinci kurduğu Milli Selamet Partisi kapatıldı ve kendisi hapse atıldı.

    Aradan yıllar geçti üçüncü kurduğu Refah Partisi yoğun bir mücadelenin ardından Türkiye’nin en büyük Partisi oldu ve O artık Başbakandı. Başbakan olduktan 11 ay sonra Asker, Bürokrasi, Yargı, Medya ve birkaç STK birleşiminden oluşan çeteler O’nu Başbakanlık'tan uzaklaştırdılar ve partisini kapattılar.

    Fakat O Milletini, Devleti'nin kurumları ile karşı karşıya getirmemek için mükemmel bir dil seçti ve ‘’Atımızı alan, yolumuzu da almadı ya’’ diyerek dördüncü Partisi olan Fazilet Partisini kurdu. Aynı Çeteler boş durmayarak aynı iftira ve karalama ile Anayasa Mahkemesi kararı ile dördüncü Partisini de kapattırdı.

    Türkiye de ilk yerli motor fabrikasını O kurdu. İlk yerli otomobil üretim kongresini yaparak dönemin Cumhurbaşkanı ve Başbakanını ikna edip, Türkiye’nin ilk yerli otomobili olan Devrim’i üretti. 1699 Karlofça Antlaşmasından sonra ilk toprak kazandığımız Kıbrıs Harekâtına Başbakan Vekili olarak imza attı.

    Hükümette bulunduğu dönemlerin hepsinde Ağır Sanayii hamlesini başlatarak Türkiye’ye baştan sonra fabrikalar kurdu. Alman Leopar Tanklarının motorunu geliştirerek dünya da ses getiren bir Bilim Adamı oldu. Ama yukarıda saydığım hiçbir madde ile alakalı bunları ben yaptım demedi. Hepsini Milletimiz başardı diyerek her seferinde Aziz Türk Milletine olan vefasını dile getirdi.

    Bir Genel Kurmay Başkanının iki Muhalefet Partisini hedef alan konuşmasının ardından Muhalefet Partilerinin Genel Başkanları sanki ABD Genel Kurmay Başkanını hedef alır gibi ağır hakaretler savurarak açıklama yapmışlardı. Fakat O’na  sorulan bir soru üzerine;  Efendim Askerler size çok çektirdi, partilerinizi kapatıp sizi ömür boyu siyasi yasaklı hale getirdiler, onlardan şikayetçi olacak mısınız? Diye sorulduğunda onlara şu tarihi cevabı vererek ne denli bir Devlet Adamı olduğunu göstermiştir ‘’Ordu bizim Ordumuzdur yani Milletimizin Ordusudur. İçerisinde işbirlikçi birkaç subayın olması Ordumuzun kusuru değildir. Ebetteki bu işbirlikçiler Ordumuzdan temizlenecek ve Ordumuz asıl vazifesi olan Milletimizin güvenliğini sağlamaya gayret göstereceklerdir."

    Türkiye’nin en büyük siyasi Partisinin Genel Başkanı olmasına rağmen seçimlerden sonra kendisine Hükümet kurma görevini vermeyen Cumhurbaşkanı hakkında hiçbir zaman aşağılayıcı ve hakaret vari cümleler kurmamıştır.

    Hiçbir hukuksal delil bulamadıkları halde uydurma kararlarla defalarca kendisine ceza veren Yargı Organları hakkında hiçbir zaman Türk Yargısını yıpratıcı açıklamalarda bulunmamıştır.

    Dönemin siyasi rakiplerinin uygunsuz dosyaları önüne geldiği zaman; Bizi şahısların özel hayatları ilgilendirmez bizi sadece onların zihniyetleri ilgilendirir, biz onların şahıslarına değil zihniyetlerine karşıyız, diyebilecek kadar onurlu bir Siyaset takip etmiştir.

    Beraber yola çıktığı ve siyaset yaptığı dava arkadaşları tarafından defalarca yarı yolda bırakılmasına rağmen onları küçümseyecek ve aşağılayacak hiçbir eylemde bulunmaması bir tarafa, onların iyiliğini düşünerek, defalarca onlarla irtibat kurup onları uyararak, Hocalık vazifesini yerine getirmekle kalmayıp, kişisel haklarını da onlara helal etmiştir.

    O her zaman vatanı ve Milletinin bekası için mücadele etti. Mücadelesi Şahıslarla değil onların zihniyetleri oldu. Hiçbir zaman kişisel çıkarları için mücadele edip ülkesinin huzurunu bozmadı. Ülkesinin kurumlarını yıpratıcı hiçbir açıklama yapmadı. Temsil Makamlarına hiçbir zaman saldırıda bulunmadı. Çünkü biliyordu ki bir gün o makamlara kendisi gibi düşünen birileri gelecekti.

    Şimdi size O’nun seçim mitinglerinde sarf ettiği giriş cümlelerinden bir örnek vermek istiyorum. ‘’ Buradan diğer siyasi parti temsilcilerine sesleniyorum evet, hepiniz iyi niyetlisiniz. Ben sizin gittiğiniz yolu ve zihniyetinizi eleştiriyorum zihniyetinizi değil. Bu partilerin yöneticileri de bu milletin evladıdır. Bizim kardeşlerimizdir. Ancak eğriye eğri doğruya doğru diyeceğiz ki hep beraber doğruyu bulalım. Hepimiz kuluz, kulun kusurları vardır. Kusursuz kul olmaz. Yalnız Peygamberler müstesna. İnsan birçok defa hata yapabilir ama bir de bakmışsınız aynı insan bugün doğru yola dönmüş ve yarın hepimizden daha muhterem olmuş olabilir. Onun için şimdi ben huzurlarınıza geldim ve konuşurken maksadım şu partiyi bu partiyi kötülemek, şu bu şahsı çekiştirmek değil, şu Aziz Milletin evlatları olarak hep beraber doğru yola dönelim. Çünkü Cenap Allah her millete layık olduğu idareyi verir.  Şimdi Cenap Allah bir millet kendisini doğrultmazsa, doğru yola çevirmezse, o milletin üzerinde felaketleri, ıstırapları ve musibetleri uzaklaştırmaz. Doğru yola dönersek, Allah yardımcımız olur Rahmet eder ve bu dertlerden ancak bu şekilde kurtulabiliriz. Beraberce doğruyu bulmak için, doğru bildiğimizi konuşmak için, bu kıymetli siyasi kardeşlerimize vazifemizi yapmak için şimdi bir aradayız’’

    Böyle mütevazi, kibar ve nezaket sahibi birisi siyasete yön verdiği zaman o ülkede kutuplaşma ve hoşgörüsüzlük olamaz.

    Bir Siyasetçi eleştirdiği başka bir siyasetçinin Annesinin, Babasının, Eşinin, Çocuklarının, Akrabalarının, Dostlarının ve onu seven kitlelerin var olduğunu bilecek ve eleştiri yaparken bunları dikkate almak zorunda kalacaktır. Temsili Makamlar da eleştirilirken bir gün o makama kendisinin de gelebileceğini düşünmeli ve kendi siyasi çıkarlarını Milletinin çıkarlarının üstünde tutmayı bilmelidir. Tıpkı Türkiye Siyasetinde 40 yıl boyunca Devlet Adamlığı geleneğini hiçbir şart altında bozmayan Rahmetli Başbakanımız Prof. Dr. Necmettin Erbakan gibi.

    • Yorumlar 2
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları