• BIST105.324
  • Altın146,472
  • Dolar3,4715
  • Euro4,1666
  • İstanbul 36 °C
  • Ankara 33 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    Takiye Ustalarının Gözünden Türkiye

    Mehmet Ali TOPRAK

    Merhaba değerli canlı haber okuyucuları. Yaklaşık 2 aydır yurt dışında bulunmam vesilesiyle tüm heyecanımla başladığım yazılarıma kaldığım yerden aynı heyecan ile devam edeceğim. Bundan böyle Perşembe, Pazar ve Salı günleri sizlerle olamaya çalışacağım.

    Öncelikle yurt dışından insanların ülkemize bakışını size aktarmak istiyorum. Ülkemizdeki medyayı çok iyi takip ettiğim için geçirdiğim bu günleri fırsat bilerek, bir de Alman medyasına, Hollanda basınına ve İspanya’nın gazetelerine göz atma fırsatı buldum. Açıkçası yabancı basının ülkemizi bu kadar çok sevdiğini bilmiyordum! Son anlarına denk gelsem de, bir saray tutturmuşlar gidiyorlar, Cumhurbaşkanı’nın yeni mekanını öyle mercek altında tutmuşlar ki, Ankara’da olan arkadaşlarım dahi  henüz tam halini görmemişken Avrupa manşetlerden takip ediyor. Tabi saray demişken Osmanlı’dan kalan sarayları da es geçmemişler! Onları da dipnot olarak vermişler.

    Düşünsenize ecdadımızın bıraktığı, şimdilerde gururla ziyaret ettiğimiz Topkapı Sarayı’ndan bahsedilmiş, Dolmabahçe’den bahsedilmiş… Hani “reklamın iyisi kötüsü olmaz” derler ya, işte o söz tam burada nam kazanıyor.

    Tabi saraydan öncesi de var; malumunuz 6-7 Ekim Olayları… Alman basını olayları yine manşetten verdi. 

    Ülkemizin sorunları yüreklerine o kadar dert olmuş ki, abartmıyorum tam 3 gün boyunca olaylar, 
    Erdoğan ve nadiren de olsa Davutoğlu üçlüsünü birbirine bağlamak için türlü türlü iftiralarla 
    sürmanşet ya da manşetten servis edildi. 9 Ekim’de katıldığım toplantıda bir Almanın “Sizin ülkeniz 
    neden bu kadar barbar?” sözü Alman basınının sunduğu servisin ne kadar etkili olduğunu görmeye 
    yetiyordu… O kadar çok sinir bozucu ki, nasıl anlatsam da doğrusunu aktarsam diye kırk takla 
    atıyordum bu sözler karşısında.

    Alın size algı operasyonu işte… 

    77 milyon nüfuslu ülkemizin sayıları 5000 i geçmeyen; ama nasıl oluyorsa her eylemde bir şekilde 
    aktif rol alan provakatörleri ve teröristlerinin yurt içindeki hainler ile birlikte, yurt dışı kaynaklarının 
    yoğun çalışmaları sonucu ortaya çıkan tablo… 42 ölü ve Barbar Türkler!

    O süreçte ülkemizin medyası çok mu farklıydı? Alman basınından tek farkı dillerinin Türkçe olmasıydı!
    Ülkemize dönmüşken ülkemizin meselelerini ve medyasını kritik edelim biraz… Evvela, saray 
    tartışmalarından bahsetmek istiyorum. Camianın (malum cemaat) medyası, Sözcü gazetesi ile 
    birleşip, hunharca ve bilgisizce saldırıları ile alevlenen tartışmalar, duyduğum kadarıyla ABD’ye kadar gitmiş.

    Okyanus ötesine gittiğine göre, işlem başarılı ve hocadan tam puan alınmıştır. Bu yönde camia biraz nefes almış olacak ki soluğu yine Twitter’da almış! Ülke aleyhine yazılan yüzbinlerce tweet ve retweetler… Bir de hesap yapıyorlar, sarayın odaları ile malzemeyi çarpıyorlar; çıkan sonucun kare kökünü alarak matematikte dehalar yaratıyorlar! Yetmiyor, o mükemmel İngilizcelerini kullanarak, biraz da Today’s Zaman desteği ile dış basına, dış dünyaya servis ediyorlar!

    Şimdi gelelim, sarayın yapılıp yapılmamasına… Bu kadar çok eksiğimiz varken yapılan sarayın, bu kadar şaşalı olmasına ne gerek vardı? Başkanlık sistemi için gerekebilir diye düşünülebilir ancak yine de gereğinden fazla görkem ve ihtişama sahip. Milli geliri arttırmak istiyorsak kaynaklarımızı daha dikkatli kullanmalıyız ve israfa kaçmamaya özen göstermeliyiz.

    Ve sonunda gündemimizi yakaladık! Çözüm süreci ve Amerika’nın Keşfi…Çözüm sürecinde basınımızın haberleri veriş şekline bakar mısınız? Taraflar kartlarını tekrar masaya 
    döktü ve çözüm süreci tekrar başladı!

    Kanal-D haber Cüneyt Özdemir Bey ile farklı olmaya değil, özünü yakalamaya gidiyor anlaşılan! Sayın Özdemir, hükümet HDP ile 51 oynuyor da bizim mi haberimiz yok? Ama neyse ki çözüm sürecinin başladığına sonunda siz de ikna olmuşsunuz! 

    Darısı malum camianın başına… 

    Madem Doğan Grubundan başladık, devam edelim! Hafta başında bir fuarda bir gazetecinin Ekrem 
    Dumanlı Bey’e soru sorup, karşılığında dayak yediği görüntüler hepimizin malumu. Her fırsatta “basın özgürlüğü”nü savunan Doğan Grubu, bu haberi neden görmezden geldi? Gerçi Cihan Haber Ajansı ve malum kanallar ısrarla Ekrem Bey’in dövmediğini haber yaptılar!

    Zaten kimse, Ekrem Bey dövdü demedi ki! Ekrem Bey’in koruması sadece hafiften tokat attı o kadar! Aman ha, sadece tokat! Ekrem Bey de masumca kaçmak isterken, iter gibi yaptı. Hepsi bu kadar… Haberi Samanyolundan izlerken, Yeşilçam’ın unutulmaz filmi Hababam Sınıfı’nın kamptaki meşhur sahnesi geldi aklıma. Mahmut Hoca’nın kampı ziyaret ettiğinde Beden Eğitimi Hocaları olan Ekrem Bey’i sorarak “Ekrem Bey at mı kaçırdı?” sorusuna aldığı cevabı dün Cihan ve Samanyolu net olarak cevaplıyordu sanki… “Hayır, at Ekrem Bey’i kaçırdı”. İnanın uzun zaman sonra bu kanal sayesinde ilk defa gülüyordum. 

    Ah takiye ah, sen neler yaptırıyorsun şu mülayim dediğimiz adamlara!
    Son olarak Akit Gazetesi muhabirin de çok masum olmadığını söylemeden geçemiyorum. Tahrik edici üslup hiçbir gazeteciye yakışmaz! Tıpkı Zaman Muhabirinin dönemin başbakanı Recep Tayyip 
    Erdoğan’a havaalanında takındığı üslup gibi…

    Tek fark; dönemin başbakanı aynı üslupla muhabiri alaşağı ederek, bir gazetenin genel yayın yönetmeni de iterek, korumasının dayağına sığınarak!

    Unutmayın okurlar, düşünceler değişebilir. İnsan değişken bir varlıktır çünkü. Ama HAK olan ve DOĞRU olan asla değişmez! Rabbim bizleri HAK’tan ayırmasın inşallah…

    • Yorumlar 2
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları