• BIST105.324
  • Altın146,472
  • Dolar3,4715
  • Euro4,1666
  • İstanbul 36 °C
  • Ankara 33 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »
    • CANLI PAYLAŞIM
    • Yazarlarımız
    Tüm Yazarlarımız »

    Toplumsal Yozlaşma

    Osman COŞKUN

    Son senelerde millet olarak konuştuğumuz ülkemizdeki gelişmeler. Sağlıkta yapılan büyük reformlar, her geçen gün çoğalan üniversiteler, şehir planlamalarının yapılması, yolların yenilenmesi, otobanların yapılması, sanayileşme oranının artarak fabrikalaşmanın çoğalması, her şehirde büyük parklar ve mesire alanlar… Örnekleri çoğaltmak mümkün.

    Ama maalesef konuşmadığımız yapılan bu işlerin zamanla meydana getirdiği toplumsal yozlaşma!

    Şehir planlamaları diyoruz, yüksek yüksek binalar yapılıyor. Bir apartmanda bilmem kaç aile yaşıyor ama apartmanın ortak işleri olmasa birbirlerini gördükleri yok. Aynı şekilde çocuklar dar apartman aralarında topum yola kaçar, araba çarpar korkusuyla oyun oynuyorlar. Apartman aralarında geçiyor çocuklukları, tabi buna çocukluk denirse...

    Ne oldu bize de tek katlı bahçeli evlerimizi terk ederek ucube betonarme yapılarda yaşamaya başladık, evimizin önündeki taze nane ve reyhan kokularını bırakıp apartmanlarda egsoz dumanı solumaya alıştık?

    Sanayileşmenin artmasına sevinerek fabrikalara iş imkanıyla akın ettik, köydeki evimizin önünde 3-5 dönüm arsa ve birkaç hayvanımızı bırakarak.

    İnsanımız fabrikalarda çalışmaya başlayınca anladı buralarda işçiliğin “modern kölelik” olduğunu. Tabi iş işten geçtikten sonra. Şehir yaşamında modern kölelikten gelen para yetmediği için kadın da iş yaşamına girdi. Kadının iş yaşamına girmesiyle yetişen nesil rüzgarın önündeki yaprak gibi oldu. Ne oldu bize de mutlu yuvalarımızdan huzursuz şehirlere göçtük?

    Şehirleşme ve sanayileşme dedik ya, günlük yaşamda bunalan insanların rahatlaması! gereken yerler gerek. Bereket ki bu boşluğu “kültürpark”lar ve “mesire alanları” dolduruyor. Dolduruyor doldurmasına ama hakkını veriyor mu? Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’de kültürpark ismindeki kinaye hiçbir edebiyat kitabında yok çünkü kültürün, insanlığın ve adabın yerlerde olduğu ortamlar.

    Nasıl olsa stres atıyoruz ya! Sonra şehirden bunalan insanların mesire alanlarına hücum etmesi ayrı bir toplumsal facia. Genelde kalabalık olan mesire alanlarında mahrem alan kavramı kayboluyor. Olanla olmayan, az olanla çok olan birbirini umursamadan hareket ediyor. Ne oldu da etrafımızdaki insanları kale almaz olduk, başkasının canı çeker diye sokaklarda bir şey yiyip içmeyen bir milletken?

    Her şehrimizde üniversite var ve yeni üniversiteler açılmaya devam ediyor. Biz bu duruma ekonomik yönden bakarak seviniyoruz. Ya eğitim kalitesi ne olacak? En basitinden ülkenin gelişmesini sağlayacak bilim adamları yetiştirmesi gereken fen-edebiyat fakülteleri yerlerde puanla öğrenci alıyor. 

    Durum böyle olunca ilk hedefinin nitelikli eğitim olması gereken üniversiteler maalesef bir işletme halini alıyor. Bize ne oldu da tarihte önemli bilim ve ilim adamları yetiştirirken ülke insanı için en önemli faktör olan eğitimi yerlere düşürdük?

    Yeni alışveriş merkezleri, büyük markaların mağazaları açılıyor. Bunlar olurken küçük esnaf bir bir kepenk kapatıyor. Halk ise farkında bile olmadan bu duruma destek oluyor. Bir esnafa gidip alışverişini yaparken, çay içip hal hatır sormak varken, insanları sıraya sokarak tek tipleştiren alışveriş merkezlerine hücum ettik. Ne oldu da Ahi Evran’ın kurduğu muazzam bir esnaflık sistemi olan Ahilik Teşkilatı’nı terk ederek ekonomik çıkarlarımızın peşine düştük?

    Şehirleşmeyle birlikte günlük yaşamın hızına kapılıp “insanlığımızı” unutmaya başladık. Peki bize be oldu?

    Yanıtı merhum Arif Nihat Asya’dan alalım;

    “Bize bir nazar odu. Cumamız Pazar oldu. Ne olduysa hep azar azar oldu” diyor şair.

    Evet Batı’dan gelen kapitalist sistem bize azar azar etki etti ve önce maneviyatımızı sonra insanlığımızı yitirmeye başladık. Kapitalist sistemin istediği ilk başta insanları yönlendirilmiş şekilde düşündürmek ve sonra da düşünülemez hale getirip sistemin kölesi yapmak.

    Ne yazık ki bu sistemi ülkemize yavaş yavaş yerleştirdiler. Ve insanımız ülkede meydana gelen bu toplumsal yozlaşmayı göremez haldeler sadece maddi yöndeki gelişmelere odaklanmış durumdalar. İnsanımızın zihnindeki virüsleri temizleyip düşünmesini sağlayacak antivirüs programlarına ihtiyaç var. Bunun yolu da insanımızın kaybettiği okuma alışkanlığını tekrar kazandırmaktan geçiyor.

    • Yorumlar 5
    • Facebook Yorumları 0
      Yazarın Diğer Yazıları