• BIST109.361
  • Altın153,268
  • Dolar3,8380
  • Euro4,5070
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C
  • YEMEK
  • Son Haberler
    Tüm yemek haberleri »
    • GAZETELER
    • Günün Manşetleri
    Tüm Gazete Manşetleri »

    Topu Bir Kandil'e Bir İmralı'ya Atmak Ofsayta Düşürür

    Mehmet Ali TOPRAK

    Ülkemiz geçtiğimiz haftayı çok kritik ziyaretlerle tamamladı. Muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “gelmeyin” çağrılarına rağmen, Papa ülkemize geldi. Demli çayımızı içip, Ankara’daki ziyaretlerinin ardından İstanbul’a geçti. Önce Sultanahmet’i sonra Ayasofya’yı ziyaret etti. Ziyareti sırasında örnek davranışları ile tüm insanlığa güzel mesajlar verdi.

    Özellikle Sultanahmet’te İstanbul Müftüsü Rahmi Yaran ile dua etmesi, okunan Kur’an-ı Kerim sırasında ve ezanlarda taşıdığı “haç” ı gizlemesi son derece olumluydu. Bu anlamda sözde cemaatin uydurduğu “dinler arası diyalog” saçmalığına son vermiş oldu.

    Nasıl mı? Dinler arası bir diyalog olsaydı, müftümüzün Kur’an-ı Kerim’den okuduğu mukaddes ayetlere karşılık Papa’nın da İncil’i alarak bir şeyler okuması gerekmez miydi? Hem de İncil’in insan üretimli bir sürü sürümleri mevcut iken… Ne kadar anlamsız değil mi? Ancak Papa müftümüzü sadece dinleyerek, Kafirun suresinin 6. ayetinde çok açıkça bahsedilen “Sizin dininiz size, benim dinim banadır.” mesajını tüm insanlığa ve Pensilvanya Örgütü’ne vermiş oldu.

    Bu hususta diyaloğun dinler arasında değil de insanlar arasında olması gerektiğini de sergilediği davranışlarıyla net bir şekilde göstermiş oldu. Ziyaret sırasında alınan güvenlik önlemleri ülkemizde bu kadar vandal var iken son derece doğal olarak karşılanmalı. Ancak merak ettiğim bir şey var? Bütün Hristiyanların tek bir lideri var iken Müslümanların neden bir lideri yok? Bir halifemiz olsaydı da Vatikan’ı ziyaret etseydi fena mı olurdu? Ama gerçekten Müslüman olan, samimi olan… Düne kadar hoşgörü ve diyalogdan bahsedip, sonra bir
    anda elleri bedduaya açılmayan… Yahudi veya Hristiyan ülkelere şirin gözükerek nağmeler yağdıran değil, Müslüman ülkelerin problemlerine inip, onlara çözüm olan, destek olan… Ve en önemlisi “biz” diyen değil, “ümmet” diyen…     

    Bir başka ziyaret ise, Devlet Bahçeli’nin Tunceli ziyareti oldu. Sayın Bahçeli daha önce uğradığı Erzincan’dan topladığı ekip ile Tunceli’ye çıkarma yaptı. Ziyaret son derece olumluydu ancak Hükümet Konağı’nın karşısında beraberinde gelen bir grup insana konuşma yapmak ta bir o kadar manidardı. Umarım devamı tüm Güney Doğu illerimizde şölen havasında geçen mitinglerle gelir… Son ziyaret ise İmralı’ya yapılan ziyaretti. Artık bu ziyaretten sonra Çözüm Süreci’nde devletin muhatap aldığı gruba büyük sorumluluk düşüyor. Halkı sokağa döküp katil olmak ta, devletin tanıdığı onlarca güzel hakları bölge halkına ve illegal yapılanmalara anlatıp, barışı getirmek te sizin elinizde!

    Topu bir Kandil’e bir İmralı’ya atarak sadece ofsayta düşmüş oluyorsunuz. Bunun çözüm olmadığı artık kabak çiçeği gibi herkesçe görülmektedir. Bu süreçte Devlet nasıl eski yanlışlarını gördü ve iki düşünüp bir konuşmayı öğrendiyse; sizler de mikrofonu elinize aldığınızda daha fazla düşünüp, daha az konuşmayı öğrenseniz iyi olacak. Yoksa tarihin verdiği bu fırsatı geri tepmiş ve tozlu sayfalarına gömülmüş olacaksınız...

    Elbette bu ziyaret sırasında evi boş bulup fırsat gözeten hırsızlar gibi medyamızın da boş durmadı. Bir sonraki yazımda meydanı boş bulan medyanın kurnazlığından bahsedip, biraz da siyaset kritiği yapacağım. Özel konuğum Anayasa Mahkemesi Haşim Kılıç olacak. Görüşmek üzere…

    • Yorumlar 0
    • Facebook Yorumları 0
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları