Cumartesi , Ağustos 4 2018

Tuzak


İnsanları tanımlayacak olursak herhalde en uygun tanım, ‘Her şeye gücü yeteceğini sanan zalimdir.’ olurdu. 
    

İnsan, eline ufak bir güç geçirdiği zaman dahi hemen o gücün sarhoşluğuna kapılı verir. Dünyanın kendi etrafında döndüğünü zanneder. Hiçbir uyarıya kulak asmayarak kendi bildiğini okur. İnsani değerlerin günümüzde yerle bir olmasındaki en büyük sebep insanların kendinden emin ve taviz vermeyen davranışlarıdır. 
    

Toplumsal yaşantıyı düzenleyen ahlaki yasalar, gelenekler ve töreler günümüzde tüm önemini yitirmiştir. Çünkü toplumdaki her birey, kendi iradesi ve fikirleri neticesinde ürettiği yasaları egemen olması için savaşmaktadır. Yaşamlarına rehber olarak kendilerini tayin etmiş insanlar, hata yaptıklarını söyleyen insanlara karşı asi davranmakta ve onları yobazlıkla suçlamaktadır. 
    

Kendi gücüne inandırılmış insan, gerçekleri görmezlikten gelmekte, hakikatin sırrını keşfedememekte ve tek bir doğru üzerinde ömür tüketmektedir. O doğrunun adı bencillik olunca da günümüz insanlığı bu berbat hale gelmiştir. 
    

İnsanlar, birbirlerini gördüğü zaman birbirlerinden tiksiniyorlar. Çünkü birbirlerine karşı çok öfkeliler. Yazgılarını kabullenmediklerinden dolayı bilinç dışında kendilerinden daha iyi konumlarda olan insanlara karşı nefret besliyorlar. Deli cesareti ile yaşadıklarından dolayı yaşam karşısında hep mağlup oluyorlar. En ufak bir eleştiriye tahammül edemeyecek kadar alınganlar. Bilgiye, düşünceye ve fikir üretmeye karşı hiçbir merakları yoktur. sürekli bir suçluluk duygusu içerisindeler. Bu suçluluk duygusu yüzünden kendilerinden dahi nefret ediyorlar. Bu öyle bir nefret ki insan, aynada kendini beş dakika dahi izlemeye tahammül edemiyor. Hemen içi sıkılı veriyor. 
    

İnsanın gücü elinde bulundurması güzel bir şeydir. Ama güç, öyle sinsi tuzakları içerisinde barındırır ki insanı farkında dahi olmadan o tuzakların içerisine çeker. Gücün, içerisinde barındırdığı bu sinsi tuzaklardan korunmak için öncelikle bilgili olmak gerekir.      
    

Yaşam, aslında şeytan ile insan arasındaki bir satranç oyunudur. Bu oyunu akıllı hamleleri kim yaparsa o kazanır. İnsan, bu oyunu kazanmak istiyorsa yaşamın efendisi değil, hizmetkarı olmaya gayret etmelidir. Çünkü yaşamın hizmetkarı olan insan, bu oyunda şeytanın en büyük yardımcısı olan nefsini egale ederek kendine büyük bir avantaj sağlayabilir. Ancak böylelikle selamete erebilir. Düşene el vererek ayağa kaldırabilir. 
    

Bugün yere düşen insanlıktır. Yaşamın bencillik tuzağına düşüp insanlığı yüzüstü bırakacaksak niçin yaşıyoruz? 

About Şener Koştu

Check Also

Yetimhanedeki Çiçekler

Yetimhaneler, çoğu bebek yaşta terk edilen çiçeklerin dünyası.   Dünyadan ve insanlardan habersiz, herkesi kendisi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir