Otizmin izlerini silmede erken tanı ve kaliteli eğitimin etkisini yadsımayın

Belirtileri değişkenlik gösterdiği için 3 yaşından evvel kesin tanı konması mümkün olmayan otizmin izlerini kaliteli eğitim ile silmek mümkün olabiliyor.

YAŞAM 27.12.2019, 00:37 Şener Koştu
Otizmin izlerini silmede erken tanı ve kaliteli eğitimin etkisini yadsımayın

Otizmi 1 yaşından evvel tanımanın maalesef imkanı yoktur. Bunda en önemli etken ise belirtilerin değişiklik göstermesidir. Otizmin belirtilerinin belirgin hale gelmesi ise 18 ay civarını buluyor. 1-2 yaş aralığında artan belirtiler, 2-3 yaş aralığında ise tamamen netleşiyor. Bir çocuğa 3 yaşından evvel otizm tanısı konması mümkün olsa da risk seviyesi yüksek olarak değerlendirilmektedir. Risk seviyesi yüksek olarak görülen çocuklarda özel eğitime derhal başlanmaktadır. Bir çocuğa 3 yaşından evvel otizm tanısı konulamamasındaki en önemli faktör belirtilerin çok hızlı şekilde değişiklik göstermesidir. Öyle çocuklar var ki çok olumsuz olarak değerlendirilse de sadece kaliteli bir özel eğitimden geçtikten sonra tamamen düzelebiliyor. Otizm açısından riskli olarak değerlendirilen ve özel eğitime yönlendirilmeyen hiçbir çocuk yoktur. Yani zamana bırakalım ve görelim gibisinden bir tutum içerisine kesinlikle girilmiyor.

Erken Tanı Ne Tür Bir Katkı Sağlar

Erken tanının otizmin seyrine pozitif katkısı çok büyüktür. Öncelikle şunu belirtmekte fayda var ki bir çocuğun 3 yaşından evvel risk seviyesi belirlenerek özel eğitime başlaması halinde tamamen iyileşmesi mümkün. Bu çocukların, kendi hallerine bırakıldıklarında otizm olup olmayacakları hiçbir zaman bilinmeyecek. Ancak böyle bir bilgi içinde böyle bir riskin alınamayacağı açık bir gerçek. Erken yaşta kaliteli ve yeterli yoğunlukta eğitim alan çocuklarda ciddi ilerlemeler olduğu gözlemleniyor.

Özel Eğitim Nasıl Veriliyor

Özel eğitimde birkaç ana yöntem uygulanmaktadır. Bu yöntemlerden bir tanesi ABA olarak adlandırılan davranışçı yöntemdir. Bu yöntemle çocuğa hedeflenen davranışların kazandırılmasında çocuğu motivasyonunu sağlayacak olan yiyecek, oyuncak vb. herhangi bir şey kullanılmaktadır. Çocuk, başkalarına vurma gibi istenmeyen bir davranış sergilediğinde ise ödüllendirilmeyerek önü kesiliyor. Diğer yöntemlerde de ilişkiyi esas alan davranışlar uygulanmaktadır. Bunlardan bir bölümü doğal öğrenmeyi esas almaktadır. Ayrıca oyunu esas alan ve floortime olarak adlandırılan yöntemin yanı sıra 0-6 yaş aralığındaki çocuklara otizm iletişim terapisi veren tedavide mevcuttur. Bu yöntemler içerisinde en fazla tutulanı davranış analizidir. Diğer yöntemlerle ilgili araştırmalarda kayda değer. Otizmde özel eğitim suresinin 2-3 ay devam ettiğini söylemek mümkün değildir. Çünkü otizmli bir çocuk ömür boyu desteğe gereksinim duymaktadır. Otizmde bilişsel yani zeka gelişiminde sıkıntı yaşayan, dili gelişemeyenlerin yaşamlarını tek başına sürdürme olasılıkları neredeyse yoktur. Bu konuda oranın en az asgari yüzde 50 olduğu söylenebilir.

Otizm Neden Artıyor

Otizmin sayı olarak arttığı inkar edilemese de bu sayıların gerçeği ne kadar yansıttığı ayrı bir muamma. Bu muammadaki neden ise tanı sistemindeki değişikliktir. Mesela ABD’de 8 yaşındaki bir çocuğa zihinsel gelişim teşhisi konmasındansa otizm teşhisi konmasının avantajları çok büyük. Çünkü ABD, otizmli çocuklara 25-30 saat yoğun destek ücreti vermektedir. Ne var ki zihinsel gelişim teşhisinde böyle bir ücret söz konusu değil. Bütün bu etkenler kayda alınmasa bile otizmde artış olduğuna kesin gözüyle bakılabilir. Psikiyatrik bozukluklarda genetik ve çevresel etkenler mevzu bahistir. Otizmde de durum farklı değildir. Otizmin genetik etkenlerden kaynaklandığı ailelere söylendiği zaman ailelerin ilk tepkisi 'ailemizde otizmli kimse yok!’ oluyor. Ancak genetik etkenler sadece anne ve babayı kapsamamaktadır. Genetik etkenlerin açıklanmasında tek yumurta ve çift yumurta ikizleri karşılaştırılmaktadır. Tek yumurta ikizlerinin birinde otizm bozukluğu belirtileri mevcutsa bütün genler yüzde yüz aynı olduğundan diğer ikizde de olma sıklığı dikkate alınıyor. Çift yumurta ikizlerinde de genlerin yüzde 50’si aynıdır. Daha sonrada her ikisi karşılaşılmaktadır. Bu çalışmalar neticesinde tek yumurta ikizinde otizm saptanırsa sizde de yüksek olasılıkla otizm vardır. Aynı ortamda büyüdüklerinden yani aynı çevresel etkenlere maruz kaldıklarından dolayı ikiz tercih edilmektedir.

Çevresel Faktörler Otizme Neden Olur mu

Toplumda aşıyla otizm arasında ilinti olduğuna dair bir kanı vardır. Ancak tıp dünyasının milyonlarca çocuk üzerinde yaptığı araştırmalar neticesinde aşıların otizme neden olmadığı ispatlandı. Otizmde çevresel etkenlerin başlangıcı ise ana rahmidir. Annenin hamilelik sürecinde geçirmiş olduğu enfeksiyonların otizme neden olabileceğine dair ciddi çalışmalar mevcuttur. Doğum esnasında bebeğin oksijensiz kalması en önemli faktörler arasında gösteriliyor. Ayrıca babanın yaşının ilerlemiş olmasının da ciddi otizm nedeni olduğuna dair araştırmalar var. Annenin yaşının ilerlemiş olması da otizmde ciddi etken olsa da babanın yaşının ilerlemiş olması daha ciddi etkendir. Fenilketonüri gibi genetik rahatsızlığı bulunanlarda otizme çok sık rastlanmaktadır. Yani otizm rahatsızlığında durum bir hayli karışıktır. Otizm rahatsızlığı olan bir çocukta anlaşılabilir bir neden bulma olasılığı normal koşullarda sadece yüzde 10’dur. Daha ileri genetik incelemelerde ise bu oran %30’lara yükselebilmektedir. Otizm rahatsızlığı olanların %90’nında açıklanabilir bir neden bulmanın imkansız olduğu bilinmelidir. Hava kirliliğinin ve katkı maddelerinin otizme etkisi olup olmadığına dair araştırmalar yapılsa da henüz net bir bulgu elde edilmiş değil. Mesela tüp bebeğin ya da annenin içtiği ilaçların otizme yol açabileceğine dair araştırmalar olsa da net bir şey söylemek mümkün değil.

İlaçla Tedavi Ediliyor mu

Otizmin, ana belirtiler için uygulanan özel eğitimin haricinde maalesef bir tedavisi bulunmamaktadır. Ancak davranış problemleri gibi yan belirtiler için ilaçla tedavisi var. Otizmli çocuklarda öğrenme ve dikkat problemi, kendisine ve etrafına zarar verme, büyüdüğünde kaygı ve depresyon görülme olasılığı oldukça yüksek olsa da bu tür sıkıntılar ilaçla tedavi edilebiliyor. Ne var ki sosyal ilişki, iletişim sıkıntıları vb. ana belirtilerin ilaçla tedavisi bulunmuyor. Otizm rahatsızlığının bin civarında gen ile ilişkili olması ise gen tedavi çalışmalarını imkansız kılıyor. Otizmin tedavisine yönelik bilimsel çalışmalarla alakalı çok ciddi bütçe ayrılmış olsa da tedaviye yönelik net bulgular henüz elde edilebilmiş değil.

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@