• BIST110.932
  • Altın175,003
  • Dolar4,0605
  • Euro4,9845
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 14 °C
  • GAZETELER
  • Günün Manşetleri
Tüm Gazete Manşetleri »

Yazarak Durulmak

Şener Koştu

İnsanlar, düşünceleriyle önlenemez bir yarış içerisine girdiklerini hissettikleri anda kağıdı kalemi eline alarak düşüncelerini yazmaya başlamalıdır. Düşüncelerini ifade ettikçe de içerisindeki yangının kora dönüşmeni engelleyecektir. 
    

İnsanlar, düşüncelerini kağıda döktükçe içtenliği artacaktır. İçtenliği artan insanlar ise her şeye bir şekilde uyum sağlamaya çalışan aklın esiri olmazlar. Belki de yazarların, asi ruhlu olmasının sebebi sadece akılla değil, içtenlikle de düşünmeleridir. Zaten sadece aklıyla yazdığını ifade eden yazarların yazıları incelendiği zaman birleştirici olmadıkları gibi insanlara, somut ayrılıkları dayatırlar. 
    

İnsanlar, yazarken kendi düşüncelerini kağıda döktüğü için yazarken objektif olmak biraz saçmadır. Ben tarafsız yazıyorum diyen her yazar, kendisini bir kenara itiyordur. Bu da yazarın, kendisini zamanla değersiz hissetmesine yol açtığından dolayı kendisinden değerli gördüklerinin esiri haline getirir. 
    

Herkesin bir yaşam bardağı vardır. Günlük yaşantımız içerisinde yaşadığımız olaylar, damla damla yaşam bardağımızı doldurur ve yaşam bardağımız bir gün taşma seviyesine gelir. İşte bu noktada kalemi kağıdı ele alıp yazmak, yazdıkça yine yazmak, bardağı boşaltmak ve durulmak için en iyi yöntemdir. Yazarken yaşamın üstüne bulaştırdığı pisliklerden arınan insan, hissettiklerini tecrübelerinden de istifade ederek yazarsa yaşamın özünü kayda geçirmiş olur. 
    

İnsanlar, her geçen gün değişen ve dönüşen yaşam karşısında düşüncelerini sürekli tazelemek istiyorlarsa yazmalıdırlar. Ayrıca insanlar yazdıkça sadece düşünceleri değil, sosyal hücreleri de tazelenir. Yazan insan, birçok insanın gözden kaçırdıklarını yakaladığından dolayı yazmak, başka dünyalara açılan kapıdır. 
    

Ancak günümüzde yazan insan, yazarak durulmuyor. Çünkü toplumun sert eleştirileri ve olumsuz dayatmaları karşısında yenik düşen yazar, serbest yazmak yerine bir yerlere dayanak yazmayı tercih ediyor. Ve dayanılan o yerlere ödenecek diyet borçları ise kalemi esir eder. 
    

İnsanlar yazdıkça fikirden fikir, duygudan duygu üretmelidir. Toplumsal kavgaların düğümlerini çözmelidir. Yazan insanın en büyük görevi ise düşünceleri ile hislerini birleştirip toplumsal uyumu sağlamaktır.        
İnsanlar, düşünceleriyle önlenemez bir yarış içerisine girdiklerini hissettikleri anda kağıdı kalemi eline alarak düşüncelerini yazmaya başlamalıdır. Düşüncelerini ifade ettikçe de içerisindeki yangının kora dönüşmeni engelleyecektir. 
    

İnsanlar, düşüncelerini kağıda döktükçe içtenliği artacaktır. İçtenliği artan insanlar ise her şeye bir şekilde uyum sağlamaya çalışan aklın esiri olmazlar. Belki de yazarların, asi ruhlu olmasının sebebi sadece akılla değil, içtenlikle de düşünmeleridir. Zaten sadece aklıyla yazdığını ifade eden yazarların yazıları incelendiği zaman birleştirici olmadıkları gibi insanlara, somut ayrılıkları dayatırlar. 
    İnsanlar, yazarken kendi düşüncelerini kağıda döktüğü için yazarken objektif olmak biraz saçmadır. Ben tarafsız yazıyorum diyen her yazar, kendisini bir kenara itiyordur. Bu da yazarın, kendisini zamanla değersiz hissetmesine yol açtığından dolayı kendisinden değerli gördüklerinin esiri haline getirir. 
    

Herkesin bir yaşam bardağı vardır. Günlük yaşantımız içerisinde yaşadığımız olaylar, damla damla yaşam bardağımızı doldurur ve yaşam bardağımız bir gün taşma seviyesine gelir. İşte bu noktada kalemi kağıdı ele alıp yazmak, yazdıkça yine yazmak, bardağı boşaltmak ve durulmak için en iyi yöntemdir. Yazarken yaşamın üstüne bulaştırdığı pisliklerden arınan insan, hissettiklerini tecrübelerinden de istifade ederek yazarsa yaşamın özünü kayda geçirmiş olur. 
    

İnsanlar, her geçen gün değişen ve dönüşen yaşam karşısında düşüncelerini sürekli tazelemek istiyorlarsa yazmalıdırlar. Ayrıca insanlar yazdıkça sadece düşünceleri değil, sosyal hücreleri de tazelenir. Yazan insan, birçok insanın gözden kaçırdıklarını yakaladığından dolayı yazmak, başka dünyalara açılan kapıdır. 
    

Ancak günümüzde yazan insan, yazarak durulmuyor. Çünkü toplumun sert eleştirileri ve olumsuz dayatmaları karşısında yenik düşen yazar, serbest yazmak yerine bir yerlere dayanak yazmayı tercih ediyor. Ve dayanılan o yerlere ödenecek diyet borçları ise kalemi esir eder. 
    

İnsanlar yazdıkça fikirden fikir, duygudan duygu üretmelidir. Toplumsal kavgaların düğümlerini çözmelidir. Yazan insanın en büyük görevi ise düşünceleri ile hislerini birleştirip toplumsal uyumu sağlamaktır.        
 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları